İnsan

"Belki Sur'a da bir film gelir"

Sur'un çatışma mağduru çocukları ilk kez bir sinema salonunda bir araya geldi ve film izledi. Amaç, çocukların yaşadıklarını biraz olsun unutturmaktı. Çoğu, ilk kez sinemaya giden ve izlediklerinden çok etkilenen çocukların kendi hayatlarında yaşadıkları ise hâlâ taze.

Konular: İnsan
'Kim ilk kez sinemada film izledi' sorusuna verilen yanıt fotoğrafta. [Fotoğraf: Abdülkadir Konuksever/ Al Jazeera]

“Bomba patladığında duvarımız yıkıldı ve yaralanmış askerler evimizin içine düştü.”

Sözlerin sahibi altıncı sınıf öğrencisi bir kız çocuğu... Gözlerinden damlalar dökülmeye başlayınca rehberlik öğretmeni koluna girip fuayenin dışına çıkarıyor. Amaç zaten çocukların yaşadıkları travmayı unutturabilmek. Ancak aylarca süren çatışmalar, bombalamalar ve Sur’dan göç ederek yaşadıkları zorlu hayat bunu mümkün kılmıyor henüz.

Filme verilen on dakikalık arada 150 öğrenciye karşın fuayede vaveyla kopmuyor. Sur Ziya Gökalp Ortaokulu öğrencilerinden oluşan çocuklar sakin ve kendileri için bankonun üzerine konmuş kek ve meyve sularını alarak sessizce ilerliyorlar. Aamir Khan'ın "Her çocuk özeldir" filminin ikinci bölümünü izlemeden önce koltuklarına ilişiyorlar. M.G. onlardan biri. Ne zaman ki konu Sur’a geliyor o zaman sükûnetini muhafaza etmekte zorlanıyor.

"Unutamıyorum"

Sur çocukları yaşadıklarını unutabilmiş değiller.

Sur ilçesinde çatışmaların en yoğun yaşandığı Hasırlı Mahallesi’nde, demirci babası, annesi ve üç kardeşiyle yaşayan M.G. hendek ve barikatlarla başlayan çatışmaların içerisinde tam on gün kalmış. Ancak sokağa çıkma yasağına verilen bir günlük arayı fırsat bilerek Sur’dan kaçmışlar.

“Her yerden silah sesleri yükseliyordu. Evin içinde saklanıyorduk, pencerelerden uzak duruyorduk. Bir gün korkunç bir patlama oldu. Evin hemen dış duvarına yerleştirmişler. Duvarımız çöktü ve yaralı askerler evimizin içine düştü. Her tarafları kan içindeydi. Çok ağladım, bağırdım." (M.G. gözyaşlarını tutamayınca daha fazla devam edemiyor.)

"Odaya saklandık"

Ş. Y. de altıncı sınıf öğrencisi. Sur’da çatışmalar başladığında penceresiz bir odaya saklandıklarını söyleyen Ş. Y. Ziya Gökalp Mahallesi’ndeki evlerine ancak birkaç ay sonra dönebilmiş.

“Biz üç kardeşiz. Sabah saatlerinde dışarıdan silah sesleri geldi. Çok korktuk, yere yatıp saklandık. Sonrasında günlerce böyle devam edince biraz alıştık. Kaçıp penceresiz küçük odamıza saklanıyorduk. Sonra evimizi bırakıp, amcamın evine gittik. Birkaç ay orada kaldık. Çatışmalar bittiğinde evimize döndük. Bizim ev sağlamdı. Okuluma da geri döndüğüm için mutluyum, ama pek çok arkadaşım bir daha dönemediler.”

"İlk kez sinemaya geliyorum"

Ş. Y. ilk kez sinema salonunda film izliyor. Bu, onu çok mutlu etmiş, artık iki hayalinin bulunduğunu anlatıyor.

“Film izlemek çok güzeldi. İlk defa yaşadım. Sürekli izlemek isterim, çok güzeldi. Çünkü, bizim için çok büyük bir değişiklik oldu. Benim hayalim Sur’dan çıkmak ve bir daha dönmemek. Orası bende kötü anıları hatırlatıyor. Benim en çok sevdiğim şey ayakkabı resimleri çizmek. Kendime göre tasarlayıp çiziyorum. Eğer öyle bir şansım olursa, bölümünü okuyup ayakkabı tasarımcısı olmak istiyorum. Yaşamak istediğim yer de İstanbul.”

"Fenerbahçe’nin maçını izledim"

M. S. A.’nın 13 yıllık yaşamındaki en güzel anısı İstanbul’da, Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım’ın organizasyonu ile maç izlemiş olması. O günün yaşamında yeni bir ufuk açtığını söylüyor.

“Bu, ikinci kez sinemaya gelişim. Çok seviyorum, bizim için çok büyük bir değişiklik, bir güzellik oluyor. Geçen sene Fenerbahçe Kulübü 25 öğrenciyi İstanbul’a davet etti. Ben de gidenlerden biriydim. Benim için inanılmaz bir şeydi, hâlâ rüyamda İstanbul’u, maçı görüyorum. Oyuncak müzesi, deniz o kadar güzeldi ki, unutamıyorum. Biz Sur’da oturuyoruz. Çatışmalar başladığında dört kardeş dedemin köyüne gittik. Bir süre orada kaldık. O silah sesleri, çatışmalar gözümün önünde hâlâ. Okulda, bahçedeyken silahlar patlar, öğretmenimiz koşarak hepimizi okula sokardı. Geride kaldı, bir daha olmasını istemiyorum.”

"Sur’dan ve anılarından uzaklaşmak"

Müzeyyen Tanin ve Fatih Yıldız çocukları Sur'dan ve Sur'un anılarından uzaklaştırmak için çalışıyorlar.

Bu öğretim döneminin başında ataması yapılan Din Kültürü Öğretmeni Müzeyyen Tanin, sinema projesinin sahibi. Çocukların yaşadıklarından yola çıkarak, onları hem Sur’dan hem de Sur’dan kalan anılardan uzaklaştırmak istiyor.

“Ziya Gökalp Ortaokulu’na ilk atandığımda çok şaşırdım. Ben, çatışma döneminde yoktum ama o çocuklar tamamını yaşamışlar. Öfkeliydiler, problemlerini kavga ile çözmeye meyilliydiler. Haliyle bu derslerimize de etki ediyordu. Hikâyeler üzerinden dikkatlerini çekip ders işlemeye başladım. Fark ettim ki, onları mevcut atmosferden uzaklaştıracak şeylere ilgiliydiler. Sur, bir zamanlar Diyarbakır’ın kalbiydi ama sinema salonu yok, onu bırakın çocukların gidebilecekleri park bile neredeyse yok. Aileler çocukları kötü arkadaş edinmesinler diye zaten çırak veriyorlar berbere, terziye, dönerciye. Mecburen böyle bir yöntem bulduk. Dicle Üniversitesi bizi çok büyük misafirperverlikle karşıladı. Çocuklar sinemayı duyunca çok heyecanlandılar. İki gün, iki grup halinde buraya getirdik. Bunun çok olumlu etkilerini görüyoruz, bir anlığına olsa da kendi gerçeklerinden uzaklaşıp, dünyanın salt Sur’dan müteşekkil olmadığını hissedip, yeni ufuklara sahip oluyorlar.”

"Okulun mevcudu 25-30’a düştü"

Fatih Yıldız, okulun rehberlik öğretmeni. Çatışmalı dönemi öğrencileriyle birlikte yaşayan Yıldız mevcutlarının 25-30’a kadar düştüğünü anlatıyor.

“Sur’da ayakta kalan iki ortaokuldan biriyiz. Çatışmaların yaşandığı dönemde çok sıkıntı çektik. Silahlar, bombalar patladı. Hem kendimiz için, hem de öğrenciler için çok korkuyorduk. Okulun 500 olan mevcudu 25-30’a kadar düştü. Herkes evini terk ediyordu. Çocuklar çok kötü etkilendiler bu süreçten. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile birlikte çalışma yürüttük. 9-10 öğrencimiz çok ağır travma yaşadı. Hâlâ etkilerini hissediyoruz. TEOG sınavından ful çeken öğrencilerimiz vardı, inanılmaz derecede düştü başarımız. Şimdi yeniden toparlanıyoruz. Çocukları zaman zaman o ortamdan uzaklaştırmamız, yeni yerler ve yeni şeylerle buluşturmamız gerekiyor. Fenerbahçe örneği çok önemlidir bizim için. 25 öğrencimiz İstanbul’a gitti geldi. İnanır mısınız, o 25 kişi Sur olaylarının yaşattığı travmayı atlattı. Derslerinde belli bir başarı seviyesini yakaladılar ve her birinin yeni hedefleri var. Ben aynı şeyi Beşiktaş ve Galatasaray Spor Kulüp’lerinden de bekliyorum. Bir çocuğun hayatını değiştirebilmek elimizde. Müzeyyen Hocamın en çok istediği şey ise, çocukları Gaziantep Hayvanat Bahçesi’ne götürebilmek, ama elbette bunlar hep imkân meselesi.”

Dicle Üniversitesi Konferans Merkezi’nde film bittikten sonra bir öğretmen; "Kim ilk kez film izledi sinemada?" diye sorunca salondaki çocukların kahır ekseriyeti ellerini havaya kaldırdı. Kalanlarının da ikinci sinema deneyimiydi. Yine sakin ve belli bir düzen içerisinde kendilerini bekleyen otobüse giderlerken kız öğrencilerden biri, "Belki Sur’a da film gelir izlemeye götürürler" diyerek arkadaşına seslendi. Arkadaşı ise "Sur’da sinema yok ki" diye yanıtladı.

Kaynak: Al Jazeera

Muhaberimize ulaşmak için: kadir.konuksever@aljazeera.net

Twitter'dan takip edin: @kadirkonuksever

Abdülkadir Konuksever

1971 yılında Diyarbakır'da doğdu. 1990 yılında gazeteciliğe başladı. Ulusal ve uluslararası yayın kuruluşlarında çalıştı. Basılı iki öykü kitabı bulunan Konuksever, Al Jazeera Türk Diyarbakır Ofisi Muhabiri olarak görev yapmaktadır.  Devamını oku

Yorumlar

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Böylelikle, Topluluk Kuralları ve Kullanım Koşulları'na uygun olarak, yorumlarınızı kullanmak, yeniden kullanmak, silmek veya yayınlamak üzere tarafımıza geri alınamaz, herhangi bir kısıtlamaya tabi olmayan (format, platform, süre sınırlaması da dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) ve dünya genelinde geçerli olan ücretsiz bir lisans hakkı vermektesiniz.
;