Bilim-Teknoloji

İnternet medyası 'Like'a sarıldı

'Like gazeteciliği' başta internet medyası olmak üzere haberciliği her alanda tehdit eden bir salgın haline geldi. Halk içinde uzun yıllardır tepkiye neden olan ancak yayılmaya devam eden salgın, her geçen gün gazeteciliğin temelini oymaya devam ediyor.

Konular: Bilim-Teknoloji

Haberin Öne Çıkanları

Medyanın amacı haber değil 'like'

'İnternette SEO gazeteciliği yapılıyor'

Gazeteciler psikolojik olarak etkileniyor

İnternet haberciliğinin gelir modeli gazeteciliği sosyal medyanın kontrolüne sokuyor. [Fotoğraf: Shutterstock]
Chicago Üniversitesi tarafından 2012'de yapılan bir araştırma, sosyal medyanın sigaradan daha fazla bağımlılık yaptığını ortaya koydu. Sürekli sosyal medya hesaplarını gözden geçirmek, e-postaları kontrol etmek ve yazışmalar yapmak; uyumak ve boş vakit geçirmenin ardından üçüncü sıraya yerleşti.
Aynı yıl bir blog yazısında sosyal medyadaki 'virallik canavarının' nereye gittiğini sorgulayan Arianna Huffington, Facebook Operasyon Müdürü Sherly Sandberg'ün bir sözüne dikkat çekti: "Sosyal olmanın anlamı; eğer benimle konuşmak istiyorsan, beni dinlemek de zorundasın." 
Ancak medya kuruluşları dahil neredeyse tüm markalar insanları dinlemek istemiyor. Müşterilerle yüz yüze yapılan çeşitli etkileşimlerin yanında, sosyal medyada 'bize ulaşın' ifadesi tek taraflı kalıyor. Virallik sağlamak, yeni takipçiler elde etmek, beğenileri artırmak için yapılan sosyal medya kampanyaları, yarışmalar ve Twitter hashtag'leri kurumlar onları nasıl görmek istiyorsa sadece o şekilde değerlendiriliyor. Gelen eleştiriler halı altına süpürülüyor. 
Huffington'ın ifadesiyle 'bir idole tapınmayla' aynı dereceye gelen sosyal medya bağımlılığı, habercilikte çok büyük bir dikkatsizliğe neden oluyor. Sosyal medya araçlarının, öne çıkarılması gereken haberlerin iletilmesi için kullanılması gerekiyor. Ancak bugün bu araçlar haberlerin kendisi haline gelmiş durumda. Bunun en iyi örneği, aynı haberlerin günlerce ve binlerce kez tekrar paylaşılması, sadece bir günlük içerik oluşturacak normal veya saçma her türlü olayın ne kadar haber anlamı taşıdığı düşünülmeden virallik sağlamak için kullanılması olarak beliriyor.
Sosyal medyanın doğurduğu canavar
Sosyal medya ve gazetecilik ilişkisine değinen araştırmalara göz atıldığında, istatistiklerin haberciliği yönlendiren ana güç olduğu gözler önüne seriliyor. Pew Araştırma Merkezi'nin Mart ayında açıkladığı 'Gazetecilik Projesi' raporunda, sosyal medya ile haberciliğin 2013-2014'teki etkisi ölçüldü. 
Araştırmaya göre, Facebook ve Twitter kullanıcılarının yarısı, haber içeriğine bu sitelerden ulaşıyor. Reddit kullanıcıları için bu oran yüzde 62. Facebook kullanıcılarının yüzde 74'ü, başka amaçlarla siteye girdiklerinde haber içeriğine rastlıyor. Facebook'u haberleri takip etmek için iyi bir platform olarak görenlerin oranı sadece yüzde 22. Facebook'ta en çok ilgi gören paylaşımlar ise yüzde 73 ile eğlence haberleri. 
Araştırmada en dikkat çekici kısım, bir haber sitesine doğrudan giren okuyucunun çok daha fazla sayfaya bakması ve sitede daha uzun kalması. Direkt siteye giren okuyucular ayda ortalama 4 dakika 36 saniye harcıyor ve 24.8 sayfaya göz atıyor. Aynı siteye Facebook'tan giren bir okuyucunun bir aylık ortalama okuma süresi 1.41 saniye, baktığı sayfa sayısı ise 4.2. Arama motorlarından yapılan girişler, neredeyse Facebook ile aynı seviyede beliriyor. 
Pew'in henüz 2008'de yapmış olduğu bir diğer araştırmaya göre, 18-24 yaş arası internet kullanıcılarının yüzde 75'inin sosyal ağlarda hesabı bulunuyordu. Yetişkinler için bu oran, Mayıs 2013'te yüzde 72'ye ulaştı. Zamanla, virallik kavramı altına hücum gibi bir kaos doğurdu. 
'İnternet medyası SEO gazeteciliği yapıyor' 
USMED Genel Sekreteri ve Digibus Ajans Başkanı Salih Çaktı, sosyal medyanın gazetecileri yönlendirme gücünü değerlendirdi. Çaktı, haber üretmekte zorlanan internet haberciliğinin tamamen saptırılmış bir habercilik anlayışıyla sırtını sosyal medyaya dayadığını belirtti. 
Ertuğrul Özkök’ün yazısında belirttiği 'like gazeteciliği' kavramını doğru bulduğunu belirten Çaktı, sadece gazetecilerin değil, sosyal medya kullanıcılarının da aldıkları like, RT veya fav sayısına göre hareket ettiklerini belirtti. Çaktı, bir süre sonra kullanıcıların kendilerini yansıtmayan ancak like, RT veya fav alacak içerikler paylaşmaya başladıklarını, like aldıkça beynin daha fazla mutluluk hormonu salgılayarak 'like bağımlılığı' ortaya çıkardığını belirtti. Gazeteciler için bu durumun geçerli olabileceğini söyleyen Çaktı'ya göre en büyük olumsuzluk, internet medyasının haber üretmekte zorlanır hale gelmesi:
19 yaşındaki bir Twitter kullanıcısı kendisini takip eden @sondakika hesabını takip ederek haberleri oradan alıyor veya haber odaklı bir Facebook sayfasından haberin içeriğini elde edebiliyor. Bundan dolayı haber sitelerini ziyaret etmeyi ikinci plana attık. Facebook ve Twitter zaten ihtiyacımız olan haberleri ekranımıza döküyor. Bir deprem olduğunda ilk duyduğumuz yer Twitter oluyor. Twitter’dan bir haber daha hızlı bir şekilde yayılabiliyor.
Türkiye’de internet medyası sosyal medya kanallarını daha aktif olarak kullanabilir fakat  haber üretmekte zorluk yaşıyorlar. Sadece haber ajanslarından alınan içerikler birkaç değişiklik ile sunuluyor. Bunların haricinde resim galerilerini görüyoruz. 'Instagram’da bugün' başlığıyla ünlülerin Instagram fotoğraflarını galeri haline getiren haber siteleri bile mevcut. Burada asıl sormamız gereken sorular var:
- Bloggerların ürettiği özgün içerikleri alıp üzerinde değişiklik yapıp yayınlamak habercilik midir?
- Instagram’dan ünlülerin veya Instagram fenomenlerinin fotoğraflarını galeri yapıp yayınlamak habercilik midir?
- Teknolojiden anlamayan bir editörün Google’dan gelen adsense mektubuyla ilgili troll haberin gerçekliğini anlamadan sunması habercilik midir?
Bir-iki sene önce 'Gazetecilerin İçeriği Gazetelerindir' başlıklı manifestoya imza atan haber platformlarının birçoğu, bugün ajanslar ve fotoğraf galerilerine hapsedilmiş haber siteleriyle internet kullanıcılarına hizmet verdiklerini düşünüyor. Kaynaklarının çoğu ajanslardan gelen haberler ve sosyal medya kullanıcılarının ürettikleri içerikler. O zaman şu soruyu sormak hakkımız sanırım;
- Sosyal medya kullanıcılarının içerikleri internet medyasının mıdır?
Sn. Ertuğrul Özkök 'like gazeteciliği' ile ilgili güzel bir noktaya değinmiş fakat bugün Hürriyet SEO gazeteciliği yapıyor. Sadece anahtar kelimeden oluşan içerikler haber diye sunuluyor. Normal bir blogger bunu yapsa en kısa sürede Google Sandbox’a düşer. Sadece Hürriyet değil birçok büyük internet haber sitesi SEO gazeteciliği yapıyor. Türkiye’de internet gazeteciliğinin en önemli sorunu şu anda like gazeteciliği değil SEO gazeteciliğidir.
Türkiye’de internet gazeteciliği SEO veya galeri gazeteciliğinden uzaklaşmak, kullanıcı verisi toplayıp reklam şirketlerine satmak yerine gerçek manada gazetecilik yapmak istiyorsa, platformlarını vatandaş gazeteciliği platformuna dönüştürsünler.
Sosyal medya ağları gazeteci çalıştırıyor
İnternet haberciliğinin kendisine bağımlı hale geldiğini çok iyi bilen sosyal medya, bu ilişkiyi kendi kontrolünde iyice perçinliyor. ABD merkezli Cision şirketi tarafından 2010'da yapılan araştırmaya göre, gazetecilerin en çok kullandıkları sosyal medya araçları sırasıyla bloglar, sosyal ağlar ve mikrobloglar olarak beliriyor. Günümüzde sosyal medya kullanmayan gazeteciler neredeyse çok az. Beğeni almanın zorunluluk olduğunu düşünen kıdemli isimler bile çok geç kalmamak için her gün bir hesap açıyor. 
Gazetecilerin sosyal medyaya bakışını inceleyen araştırmalar, sosyal medya araçlarının amaçları dışına çıktığında ne gibi sorunlar ortaya çıkardığını özetliyor. 
İlk sorun, sosyal medyada haber oluşturmanın gazeteciliğin yerine geçmeye başlaması. Sosyal medya, olayların sorgulanmasına ve kısa zamanda doğrulanmasına izin vermiyor. Tersine, söylentiler bir anda kaosa neden olabiliyor. İkincisi, haberi anında sosyal medyada paylaşmanın neden olduğu baskı, gazetecilere hata yaptırıyor ve bilgi karmaşası doğuyor. 
İş modelleri medya gibi reklama dayalı olan sosyal ağlar, zamanla rekabeti haber içeriği sunarak da artırmaya başladı. Tumblr'ın 2012'de haber içeriği için editörler çalıştırmaya başlaması, Facebook'un aynı yıl Dan Fletcher'ı yazı işleri müdürü ataması, birer örnek. Facebook'a haber içeriği sağlamak konusunda 2012'de anlaşmaya varan BuzzFeed'in CEO'su Jonah Peretti, Wall Street Journal'a, "Onlar rayları döşüyor, biz de trenleri kullanıyoruz" yorumunda bulunmuştu. 
Gelir modelleri için sosyal ağların döşediği raylar üzerinde gitmeyi kabul etmek, habercilik kalitesinin üst seviyede olduğu Batı ülkelerinde çok endişe verici olmayabilir. Ancak kısa sürede zengin olmanın yolunun çalıntı haberlerle dolu siteler kurmaktan geçtiğini düşünen, sahip olduğu sitenin trafiğini daha fazla reklam almak için kullanan yöneticilerin bol olduğu Türkiye'de, paraya dayalı bu model gazetecilerin iş kalitesini ve psikolojisini de daha fazla etkiliyor olabilir. Burada ortaya çıkan en büyük faktör, like ve RT tuşunun ötesindeki 'öteki'ler. 
''İnsanlar hayatlarındaki 'öteki'den sıyrılmalı''
Uzman Psikolog Mehtap Hisar, mesleklerin insanların psikolojik olarak fark edilmeleri adına işlev gösterebileceğini, bu aşamada bazı yazar ve gazetecilerin de mesleklerini bu ihtiyaçla bağdaştırabileceklerini ifade etti:
Bir kişinin hayatında 'öteki' dediğimiz kavram önemlidir. Çocukluk döneminde ilk önemli ötekiler anne ve babamızdır. İlerleyen yıllarda ise anne-baba türevleri yani ilişki içerisinde olduğumuz diğer insanlar öğretmen, müdür, yönetici, eş, arkadaş ve daha geniş bağlamda toplum bizim için bir 'öteki'ni temsil eder. Toplum olarak saygı ve uyum içerisinde yaşam sürebilmemiz için belli bir ölçüde bir diğerini önemsemek normal ve hatta olması gereken bir durumdur. 
Ancak burada önemli olan husus, kişinin kendi istekleri doğrultusunda mı yoksa başkalarının beklentileri doğrultusunda mı hayatına yön verdiğidir. Eğer çocukluk döneminde başta anne olmak üzere ebeveynler bir çocuğun psikolojik ihtiyaçlarını yeterince fark edemediyse ve dolayısıyla karşılayamadıysa, kişi ilerleyen yaşantısında psikolojik anlamda fark edilme ihtiyacı içerisinde olabilir. Bu durumda kişi varolduğunu hissedebilmesi için diğer insanlar tarafından görülmeli ve fark edilmelidir. Bu ihtiyaç yoğun olduğunda, kişi çoğunlukla kendi ihtiyaçlarından ve isteklerinden vazgeçip bir öteki tarafından kabul görmeyi sağlayacak şekilde önceliklerini belirler. Bir kişinin çocukluk döneminde fark edilememiş olması bu kişide değersizlik duygusuna ve dolayısıyla da narsisistik bir kişilik yapılanmasına neden olabilir. Kişi değerli biri olduğunu hissetmek, bunu başkalarına kanıtlamak ve başkalarından o değeri alabilmek için yoğun bir çaba içerisinde hayatını devam ettirme eğilimindedir. Bu kişinin çoğunlukla kıyafet, araba seçimi ya da dıştan gözlemlenebilen diğer seçimleri bir başkasının gözünden nasıl göründüğüne ve algılandığına göre belirlenir. 
Gazeteciliğin, kişiyi çok daha fazla insan tarafından görülebilir kılan bir meslek olduğuna dikkat çeken Hisar, mesleki başarıların da kişinin psikolojik olarak fark edilmesini sağlayan bir işlev görebileceğini belirtti. Hisar, bu ihtiyacı daha çok hisseden kişilerin, kendilerini öne çıkarmaya yardım edecek meslekleri seçme eğilimi gösterebileceğini, ancak mesleği sebebiyle göz önünde olan her kişinin psikolojik olarak fark edilme ihtiyacı olduğunu söylemenin yanlış olacağını ifade etti. Hisar, bu aşamada motivasyonun öne çıkan faktörlerden biri olabileceğini not düştü: 
Eğer bir kişinin mesleki başarısı ve başkaları tarafından beğenilmesi, kişinin bir kendilik aktivasyonu olarak hayatını üretkenlik içerisinde geçirmesinin bir sonucu ise bu durum psikolojik açıdan da istediğimiz bir durumdur. Eğer çabalarımızın, hedeflerimizin ve başarılarımızın arkasındaki temel motivasyon başkaları ya da toplum tarafından görünür olmak ise, bu motivasyonumuzu fark etmeli ve motivasyonlarımızı kendimizi gerçekleştirme süreci ile ilintili olarak tekrar belirlemeliyiz. Unutulmaması gereken nokta, bir 'öteki'nden sıyrılarak, kendi istek ve hedefleri doğrultusunda ilerlemek kişiyi başarıya taşır ve bu başarı zaten kişinin diğerleri tarafından fark edilmesine doğal olarak hizmet eder. Bu işlev amaç değil sadece doğal bir sonuç olarak düşünülmeli ve o şekilde deneyimlenmelidir.
Virallik balonu şişmeye devam ediyor
Şüphesiz, sosyal ağlar ile haberciliğin ilişkisi gazetecilik prensiplerinin ortadan kalkması için mazeret sunmuyor. Ancak sansasyonel-magazin içerikli haberlerin başını çektiği 'tıklamaya' dayalı gelir modeli, gücünü artırıyor. Medya kurumları saniyede binlerce okuyucu akışı sağlayan Facebook'ta güçlenmek için sosyal ağa para ödüyorlar. Para devreye girdikçe haberciliğin tadı da kaçıyor. 
Facebook, Twitter veya diğer sosyal ağların haber içerikleri için fiyatları artırması, iplerin zamanla tamamen sosyal medyanın eline geçeceğinin bir göstergesi. Facebook haber akışında giderek artan reklamlar ise kullanıcılar için oldukça rahatsız edici bir boyuta varıyor. 
Sosyal medya iletişimindeki sorunlar nasıl halledilecek bilinmez ama şu an giderek büyüyen virallik balonu gazeteciliği ve sosyal medyayı tehdit ediyor.
Kaynak: Al Jazeera

Müfit Yılmaz Gökmen

Bilim-Teknoloji yazarı Devamını oku

Yorumlar

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Böylelikle, Topluluk Kuralları ve Kullanım Koşulları'na uygun olarak, yorumlarınızı kullanmak, yeniden kullanmak, silmek veya yayınlamak üzere tarafımıza geri alınamaz, herhangi bir kısıtlamaya tabi olmayan (format, platform, süre sınırlaması da dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) ve dünya genelinde geçerli olan ücretsiz bir lisans hakkı vermektesiniz.
;