Euro 2016

Türkiye neden başaramıyor?

Türk Milli Takımı, Euro 2016'da kötü bir performans ortaya koydu. Bu tablonun sorumlusu sadece Fatih Terim ve futbolcular mı? Asıl sorun nerede, daha mı derinlerde? Al Jazeera,Türkiye'nin neden başaramadığını spor yazarlarına sordu.

Konular: Spor, Futbol

2000 yılında kulüpler bazında büyük bir başarıya imza atılmış, Galatasaray’ın UEFA Kupasını kazanmıştı. 2002'de Milli Takım Dünya Kupası'nda üçüncü olmuştu. Euro 2008'de Türkiye yarı final oynamıştı. 2000’li yılların başında bu başarılar elde edilmişken, sonrasında ne oldu da Fransa’daki bu kötü tablo ortaya çıktı?

Spor otoritelerine sorduğumuzda ortaya dört ana sebep çıkıyor: Yöneticilerin sadece günü kurtarma çabasına girmeleri, altyapı  yatırımlarının yetersizliği, kulüplerin ekonomik açıdan kötü  yönetilmesi ve eğitimsiz antrenörler.

Habertürk Gazetesi'nden Atilla Türker'e göre, Türk futbolundaki en büyük sıkıntı kulüp ve federasyon yöneticilerinin günü kurtarma politikası. Yanlış icraat yüzünden gerek milli takım gerekse kulüp bazında hüsran yaşanıyor:

"Türk futbolunun en büyük sorunu yöneticiler. Tamamına yakını futbolun içinden gelmiyor. Günü kurtarma politikasıyla kendimizi kandırıyoruz. Alt yapıya yatırımımız çok az, istikrar ise hiç yok. Alt yapıya yatırım yapılmadığı için son yıllarda Türk futboluna Arda Turan ve birkaç isim dışında futbolcu kazandıramadık. Örneğin yayıncı kuruluştan gelen paralar, yöneticiler tarafından har vurup harman savruluyor. Gelirlerin en az yüzde 10-20'lik kısmının alt yapıya harcanması zorunlu hale getirilmeli. Barcelona veya Real Madrid gibi büyük kulüpler bu uygulamayı yaparken, bizim yöneticilerimiz kalitesiz futbolculara çuval dolusu para ödüyor. Bu da göz boyamaktan başka bir şey değil. Günü kurtarma politikaları, bu başarısız zemini hazırladı. Ahbap çavuş ilişkisi had safhada. Yöneticiler sil baştan değişirse Türk futbolu da yeniden doğar"

Maaş ve primler

Federasyonun yüksek maaşlar  ödeyip diğer ülkelerin aksine daha fazla prim ödemesi de bu zeminde değerlendiriliyor. 15 Kasım 2013'te Türk Milli Takımı'nda  ‘üçüncü Terim dönemi’  başladı. Terim, ‘Türkiye Teknik Direktörü’ değil  ‘Türkiye Futbol Direktörü’  olmuştu. Yani liglerdeki yabancı sınırlamasından, alt yapı hamlelerine kadar ülke futbolunu ilgilendiren her şey ondan sorulacaktı. Anlaşma ise 5+2 yıllıktı.  Federasyon Başkanı Demirören imza töreninde "Hocamızı ikna ederek 5+2 senelik mukavele yaptık. Bu belki Türkiye'de belki Avrupa'da ilk. Ülkemizde bir teknik direktör ortalama 1.6 sene Milli Takım'da kalıyor. Bu durum kulüp takımlarımızda da aynı. Bizim hedefimiz bir turnuvaya katılıp katılmamak değil. Bizim hedefimiz her turnuvada yer alan bir takım yaratmak. Uzun vadede her turnuvaya katılacak bir takım yaratmak üzere anlaştık"  ifadelerini kullanıyordu.

Basına yansıyan rakamlara göre, Fatih Terim  en çok kazanan teknik direktörler listesinde  İngiltere'den Roy Hodgson ve gelecek sene Chelsea'yi çalıştıracak İtalyan Conte'den sonra üçüncü sırada.  Türkiye,  ‘futbol direktörü’ne olduğu gibi futbolcularına da iyi para veriyor.  Federasyon, Euro 2016'ya katılım primi olarak futbolculara kişi başı 500 bin euro sözü verdiği bilgisi gazetelere yansıdı. Spor yazarlarına göre bu da bir yönetim yanlışı. Mehmet Demirkol "Bugün itibarıyla ligde kulübünden aldığı paradan daha fazla milli takımda prim alan oyuncu ortaya çıkıyor. Bu mantıksız. Bunu hiçbir mantığa oturtamazsınız. Bunu artık bir düzeltelim" ifadesini kullanıyor.

Altyapıya senede en az 6-7 milyon euro para harcaması gerekiyor kulüplerin… Ancak bugün kulüpler A takımların bile parasını zor ödüyor. Bu sebeple de altyapıya para harcamıyorlar.

by Yıldırım Demirören

Altyapı sorunu

Atilla Türker'in de değindiği alt yapı Türkiye'de başlı başına bir sorun. Milli takımın kadrosunda omurga neredeyse bütünüyle Almanya'ya,oradan gelen futbolculara bağlı. Altyapıdan yetişen oyuncuların A takımlarında yer bulabilme şansları da özellikle büyük kulüplerde çok az. Bu işi en iyi yapan ülke Fransa. Futbol ekonomisti Tuğrul Akşar'ın yazdığı Futbol Yönetimi adlı kitaptaki 2010 verilere göre Fransa'da 171 oyuncu, altyapılarından yetiştikleri kendi takımlarında forma şansı bulmuş. Fransa'da her kulüp altyapısından yetişen ortalama 8,5 futbolcuya A takımda yer vermiş. Avrupa'da Fransa'yı İngiltere, İspanya, Hollanda ve Almanya takip ediyor. Türkiye'de ise bu oran 3,7. Türkiye artık bir 'yabancı cenneti'.  Bu tablo milli takıma olumsuz biçimde yansıyor.

Akşar'a göre Türk futbolunun rakiplerine fark atabilmesi için altyapıya gereken zaman ve sabrı vermek, gerekli parayı aktarmak gerekiyor.

Futbolun tepesindeki isim Federasyon Başkanı Yıldırım Demirören'in verdiği bilgilere göre Süper Lig'de oynayan 100 futbolcudan 55'i yurt dışında yetişmiş.

Demirören bundan endişe duymuyor, sadece eksiklik olarak görüyor:  "Eksiğimiz var doğru. Altyapıdan oyuncu yetiştiremiyoruz. Kulüpler olmadığı zaman milli takım bir yere kadar gidiyor. Kulüplerimizin altyapıya önem vermesi lazım. Altyapıdaki hocalar hatır için bu işi yapıyor. Ama eğitimli kişiler görev almalı artık. Bizim için en önemli şey tesisleşme, altyapıya önem ve mali konular…Hocamız bütün Anadolu'yu gezerek altyapıya önemi anlatıyor. Tesisleşme, altyapı ve mali kriterler en önemli şeyler. Antalya'da futbol vadisini kuruyoruz. Riva'da bu tesisin bir küçüğünü yapıyoruz. İzinler çıktı. Devrim yapılıyor ama bu devrimler sancılı olacak. Sonunda futbolumuz kazanacak"

Demirören'e göre kulüpler altyapı için her yıl ortalama 5-6 milyon dolar harcamalı: Ancak bugün kulüpler A takımların bile parasını zor ödüyor. Bu sebeple de altyapıya para harcamıyorlar. Mali kriterleri tam düzgün oturtmamız lazım ki altyapıya da gerekli yatırım yapılsın.
 

Borçlanmanın olumsuz etkileri sportif performansı da olumsuz etkiliyor. Kulüp aşırı borçlanmadan dolayı oyuncularına teknik kadrosuna ücret, maaş ve prim gibi borçlarını ödeyemediği için kulübün bireysel ve takım bazında bir süre sonra motivasyonu düşüyor.

by Tuğrul Akşar

Kulüplerdeki ekonomik sorun

Türkiye'nin en büyük futbol kulüplerinin ekonomi yüzünden aldığı men cezaları ve uyarılar son yıllarda gittikçe artıyor. Yönetimlerin transfer harcamaları ve yöntemleri Türk futbolunun en büyük sorunlarından. Finansal Fair Play belki de Türk futbolunun daha büyük yaralar almasına engel oluyor.

Spor ekonomisti Akşar'a göre, gelirlerinden fazla gideri olan , bunun için de yoğun olarak borçlanmaya yönelen, katlandıkları finansman maliyetleri, kur farkları ve genel takım giderleri  yüzünden  zarara dönen bir yapı söz konusu.  Tüm bunların üzerine seyirci sayısı düşen, maç günü gelirleri azalan, sponsorluk gelirleri bitmek üzere olan sadece naklen yayın gelirlerine dayalı bir Süper Lig konuşuyoruz. Bu finansal yapı ne yazık ki, Süper Lig’in orta ve uzun vadede sportif rekabet yeteneğini sınırlayabilecek ve rekabette geride kalmasına neden olabilecek bir yapıyı bize gösteriyor. Günümüz futbolunda finansman sorununu çözümleyemeyen liglerin veya kulüplerin sportif rekabette, rakiplerine üstünlük sağlamaları çok mümkün görünmüyor.
Akşar "Borçlanmanın olumsuz etkileri sportif performansı da olumsuz etkiliyor. Kulüp aşırı borçlanmadan dolayı zaman içinde oyuncularına teknik kadrosuna ücret, maaş ve prim gibi borçlarını ödeyemediği için kulübün bireysel ve takım bazında bir süre sonra motivasyonu düşüyor, bu da sportif performansın giderek düşmesine neden oluyor" ifadelerini kullanıyor.

1992'de federasyonun özerk bir hale gelmesinin ardından Türk futbolu ekonomik olarak endüstriyel futbola ayak uydurmaya başladı. Tesisleşmeler ve altyapı yatırımları bu tarihten sonra arttı. Özellikle naklen yayın gelirlerinde 20 yılda yüzde 400'den fazla bir artış yakalandı. Türkiye şu an Avrupa'nın en zengin altıncı ligi konununda fakat sportif başarı açısından neredeyse ismi telaffuz edilmiyor.

Antrenör yetersizliği 

Türk futbolunun en büyük sorunlarından biri de antrenör yetersizliği. Altyapılarda iyi eğitimli antrenör çok yok. Sadece altyapı değil, üstyapılar da aynı şekilde. Spor yazarı Uğur Meleke, bu konu hakkında, "Türkiye'de şu anda uluslararası seviyede dört antrenör var. Üçü 80'li yıllarda antrenörlüğe başlamış Fatih Terim, Mustafa Denizli ve Şenol Güneş. Diğeri de yine meslekte 15 yılını devirmiş Ersun Yanal. Türkiye 21. yüzyılda uluslararası arenada geçerliliği olan bir antrenör yetiştirememiş. Antrenörlük gelişirken Türk antrenörlüğü durmuş. Birinci nedeni antrenörlerin lisan bilmemesi. 5 büyük ligde tercüman kullanan antrenör yok. İkinci nedeni de 'yabancılar lehine ayrımcılık yapılıyor' fikrini çıkartıp Türkiye'ye kaliteli yabancı antrenör sokmamaları, Türk antrenörlüğünü Kuzey Kore modeline çevirmeleri. Rekabete kapalı olunca da gelişme olmuyor zaten" yorumunda bulunuyor.



330 binlik ülkenin futbol sistemi

İzlanda futbolda büyük bir yükseliş içinde. Bir Avrupa Futbol Şampiyonası'na katılan en küçük ülke. Nüfus 330 bin ve nüfusun yüzde 8'i maç izlemek için Fransa'ya gitti. Bu kadar küçük, insan sayısı hatta futbolcu olmak isteyen sporcu sayısı kısıtlı bir ülke nasıl oluyor da bu denli hızlı bir şekilde ilerleyebiliyor.

Uzun yıllar en büyük geçim kaynağının balıkçılık olduğu ülkede şimdi en popüler ve yaygın meslek dallarından biri antrenörlük. İzlanda, antrenörlük lisansını almayı herkese açık hale getirdi. UEFA'dan gelen paranın büyük bir bölümünü buraya harcadı. Socrates Dergisi'ndeki bilgilere göre bugün ülkede 600 kalifiyeli antrenör var ve bunların 400'ü UEFA A Lisanslı. Yani ülkede her 875 kişinden biri kalifiyeli futbol antrenörü.

Şimdi İzlanda'da futbola adım atan her çocuk, 3-4 yaşından beri iyi eğitim alan, çoğunlukla İngiltere'de bu eğitimi gören antrenörlerle çalışıyor. Kardan ve sert iklimden dolayı ülkede açık alanlarda futbol oynamak çoğu zaman zor. İzlanda hükümeti bunun için birçok spor salonu inşa etmiş. Ama önemli olan şu; hepsinin okulların yakınında olmasına özen göstermiş. Socrates'ten gazeteci İnan Özdemir'e göre de, İzlanda’nın Euro 2016 yolculuğu Amerika’nın yeniden keşfi anlamına gelmiyor. Küçük ülke, daha önce denenen ve başarıya ulaşan bir reçeteyi uyguluyor, büyük ve görkemli stadyumlardan önce küçük ve kullanışlı futbol alanları oluşturuyor, bunları sadece emekli olmuş eski futbolcuların yönetimine sunmuyor ve çocuklara olabildiğince iyi olanaklar sağlıyor. Bütün bunları bugünden yarına gelecek başarıların peşinde de yapmıyor.

Kaynak: Al Jazeera
 

Yorumlar

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Böylelikle, Topluluk Kuralları ve Kullanım Koşulları'na uygun olarak, yorumlarınızı kullanmak, yeniden kullanmak, silmek veya yayınlamak üzere tarafımıza geri alınamaz, herhangi bir kısıtlamaya tabi olmayan (format, platform, süre sınırlaması da dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) ve dünya genelinde geçerli olan ücretsiz bir lisans hakkı vermektesiniz.
;