Blog

Bir Fevzi Tuncay hikâyesi

Tam 7 yıl Beşiktaş kalesini korudu. Birçok maçta takımını kurtaran isimdi ama hep ıskaladığı top ve kafasını sert bir şekilde kale direğine vurmasıyla anıldı. Hayat, özellikle son yıllarda Fevzi Tuncay'ı farklı şekilde sınadı.

Konular: Spor, Beşiktaş
Fevzi Tuncay 2001 yılında sözleşme yenilerken [AA]

İstatistikle kafayı bozduğum yıllardı. Camın önüne oturup sokaktan geçen arabaların markalarını, karışmasın diye plakalarıyla yazıp şehirde en çok hangi otomobil tercih ediliyor diye araştırdığım günün sabahında ise okuldaki çocukların spor ayakkabılarının markalarını not eder, en popüler markayı seçerdim aklımca. 

Mahalle arkadaşlarımın birçoğunun denize gittiği bir akşamüstü evin çok da işlek olmayan caddesinde daha önce hiç görmediğim kırmızı bir araba belirdi. O dönem pahalı ve sükseliydi. Memur kenti olan Muğla’nın pek alışık olmadığı türden. Tek kapılı, farları açılıp kapanan Mazda 323’ün içinden Muğlaspor’dan bildiğim kaleci Fevzi Tuncay indi. Arkadaşına gelmişti. Şu an amatörde mücadele eden Muğlaspor o dönem kısmen iyi günlerini yaşıyordu. 2.Lig’de her sene orta sıralarda mücadele eder, ne düşer ne yükselirdi.

O dönemin en gözde kamp merkezinin Antalya değil Marmaris olduğu yıllarda, Beşiktaş kamp yapmak için bu ilçeye gelmiş ve şehrin en güçlü takımı Muğlaspor ile bir hazırlık maçı oynamıştı. İşte o maçta kendini gösteren Fevzi Tuncay da henüz 18 yaşında Beşiktaş tarafından transfer edilmişti. Nazilli doğumlu olmasına karşın Muğlaspor’da oynaması ve ilk evliliğini Muğla’da yapması nedeniyle şehrin en büyük futbol simgesi Rıdvan Dilmen’in yanına artık biri daha eklenmişti. 

İlk transfer parasıyla önce bir bankada güvenlik görevlisi olan babası, ev hanımı olan annesine bir ev sonra da kendine kırmızı bir spor araba alan Fevzi Tuncay’ın 18 yaşında kapısından girdiği Beşiktaş, onun en uzun süre forma giydiği kulüp oldu. Tam 7 yıl, 2002’ye kadar siyah beyazlı kulübün kalesini korudu.

İyi maçlar çıkardı, kupalar kaldırdı ama çoğu zaman yediği şanssız gollerle anıldı. Nisan 2000’de takımının Galatasaray ile 1-1 berabere kaldığı maçta Halilagiç’in geri pasında topu ıskaladı ve golü kalesinde gördü.  O dakikaya kadar birçok şut çıkarmasına karşın bu hatadan sonra hem Fevzi hem de tribünde daha sonra 'şiddetli geçimsizlik' nedeniyle ayrılacağı eşi gözyaşlarına hakim olamıyordu. 

Ekim 2001’de ise yediği hatalı golden sonra tepkisini kafasını sert bir şekilde direğe vurarak göstermesiyle hafızalara  kazındı. Denizli maçında üzerine gelen hafif topu ellerinden kaçırdı, Beşiktaş sonunda maçı kazansa da Fevzi o gün kaybedendi.

Fevzi Tuncay, çok iyi maçlar da çıkardı. Örneğin Hagi’nin penaltısını kurtardı, Beşiktaş kupaya uzandı. Türkiye Kupası finali penaltılara gitmişti. Topun başına geçen Hagi’nin ağları bulması beklenirken Fevzi ona engel oluyor, Beşiktaş da kupayı kazanıyordu.

Beşiktaş döneminde milli takıma kadar yükselen Fevzi Tuncay ise futbolu bıraktıktan sonra verdiği röportajda "Geri pasla gol yediğim Galatasaray maçını sadece ben değil tüm Türkiye unutmadı. Unutamamaktan öte kariyerimin en kötü anıydı. Bunun dışında tabii Hagi'nin penaltısını kurtardığım an var. O kurtarışla Türkiye Kupası'nı kazandık. Bir de İnönü Stadı'nda oynadığımız Şampiyonlar Ligi'ndeki Barcelona ve PSG maçları var." diyordu.

Kariyerinde hep yediği şanssız veya hatalı gollerle anılan Fevzi, 12 takım gezdikten sonra 2012’de Tavşanlı Linyitspor'da futbolu bıraktı. Ama şanssızlıklar ve kader peşini bırakmadı.


Milli kaleci 1997 yılında Yeşim Tuncay ile evlendi. 6 yıl evli kaldı. Boşandıktan bir yıl sonra Eylem Çukuryurt  ile evlendi. Fakat bu evliliği de uzun sürmedi.  Evlilikten bir kız çocuğu da olan Fevzi Tuncay, eşine nafaka ve boşanma tazminatı olarak taksitler halinde toplam 150 bin lira ödemeyi kabul etti. Maddi imkansızlıklar yaşayan milli kaleci bu borçlarını ödeyemedi.

Hakkında yakalama kararı çıkartılan Fevzi Tuncay, İzmir Adliyesi'ne giderek teslim oldu ve elleri kelepçeli olarak Buca Kapalı cezaevine gönderildi. Bu görüntülerin medyada yer alması üzerine futbol dünyası seferber oldu ve Fevzi’nin taksitlerini ödeyerek onu cezaevine girmekten kurtardı. Kendisine iş de bulundu, İzmir'in Altınorduspor kulübünde kaleci antrenörlüğüne getirildi. 

Fevzi Tuncay, babasını daha önce bir kalp krizi sonrası kaybetmişti. Bunun acısı dinmeden annesi Gülşen Tuncay da memleketi Muğla Menteşe'de bir trafik kazası geçirdi ve kendi kullandığı otomobilde yanarak öldü. 

Fevzi tam hayata yeniden tutunma aşamasındayken çok sevdiği bir dalı daha onu bırakıp gitti.  

Kaynak: Al Jazeera
 

Yorumlar

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Böylelikle, Topluluk Kuralları ve Kullanım Koşulları'na uygun olarak, yorumlarınızı kullanmak, yeniden kullanmak, silmek veya yayınlamak üzere tarafımıza geri alınamaz, herhangi bir kısıtlamaya tabi olmayan (format, platform, süre sınırlaması da dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) ve dünya genelinde geçerli olan ücretsiz bir lisans hakkı vermektesiniz.
;