Görüş

AK Parti-HDP rekabeti, Çözüm Süreci'nin önüne geçebilir

AK Parti ve HDP, aynı zamanda müzakere yapmak ve siyasi rekabette bulunmak arasındaki hassas dengeyi götürebilirler mi? Bu pek kolay değil. Zira seçimlere giderken siyasi hedeflerin, siyasi rekabetin, siyasi güç arayışının demokrasinin önüne geçtiği bir dönemdeyiz.

Konular: Türkiye, Kürt sorunu, PKK, Abdullah Öcalan, HDP, Selahattin Demirtaş, AKP, Recep Tayyip Erdoğan
21 Mart 2015 günü Diyarbakır'ın Bağlar Medyanı'na gelen binlerce kişi, Abdullah Öcalan'ın Kürtçe ve Türkçe okunan mesajını coşkuyla karşıladılar. [Fotoğraf: AFP]

21 Mart 2015: Diyarbakır, tarihi bir gün yaşıyor.

Newroz, bir buçuk milyon civarında insanın katılımıyla kutlanıyor. Sadece Kürtler değil, farklı kimliklerden insanlar, baharın gelişini, barış ve özgürlüğün gelişi umuduyla kutluyorlar. Diyarbakır’a, Bağlar Meydanı’nı doldurmuş insanlara bakıyorum. Yüzler gülüyor, geleceğe umutla bakılıyor. Diyarbakır’da Newroz, bir şenlik havasında, farklı kimliklerin, hep birlikte, diyalog içinde, barış ve birlikte yaşama için sloganlarıyla, talepleriyle, danslarıyla, türküleriyle kutlanıyor.

Hepimiz merak içindeyiz: PKK’nın cezaevindeki lideri Abdullah Öcalan’ın mesajının okunmasını bekliyoruz. Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, "Öcalan, Newroz’da okunacak, demokratik cumhuriyetin inşası için perspektif içeren tarihi mektup hazırlıyor." açıklamasını yapmıştı.

Acaba, Öcalan’ın mektubu, gerçekten, tarihi nitelikte olacak mı? Türkiye'de silah ve çatışma döneminin artık bittiği ve müzakere temelli siyaset döneminin başladığını duyabilecek miyiz? Ülkemizde çatışma ve silah dönemi tümüyle, geri dönülemez olarak bitti mi? Bağlar Meydanı'nı dolduranlar, bu mesajı duymak istiyor. Onlardan biri olarak ben de böyle bir mesajı, net ve güçlü irade içeren bir tonda duymak istiyorum. Diyarbakır’a Newroz’dan bir gün önce geldim. Konuştuğum insanların tümüne yakını da bu mesajı, güçlü ve net ifadelerle duymak istediklerini ifade ettiler.

Seçimlere giderken AK Parti'nin, seçimlerden sonra Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) esas rakibi olan HDP, siyasetin kilit aktörü haline gelmiştir. Dolmabahçe Açıklaması sonrasında, HDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş odaklı bir tartışmanın başlaması da bu temelde düşünülmelidir.

by E. Fuat Keyman

Niye umutlu olabiliriz?

Bu bağlamda üç önemli gelişmenin altını çizmeliyiz:

1) Çözüm Süreci, 28 Şubat 2015 Dolmabahçe Ortak Açıklaması ile geleceği dönük umutların arttığı bir döneme girmişti. Bu açıklama ile 'çatışma ve silah döneminin bittiği’ vurgulanmıştı. Dolmabahçe Açıklaması, 7 maddesinde herkes için demokrasi talebinin geçtiği, üzerinde müzakere edilecek 10 maddeyi içeriyor ve silah yerine demokratik siyaset dönemine geri dönüşü olmayacak biçimde geçildiğini söylüyordu.

2) Kandil’in duruşu: Çözüm Süreci'nde, Kürt aktörler içinde, Kandil’den en sert eleştirel duruşu sergileyen KCK Eş Başkanı Cemil Bayık ile Cumhuriyet’ten Ahmet Şık ve Taraf’tan Amberin Zaman söyleşi yaptı. Bu söyleşilerde Kandil yine sertti. Bayık yine Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) eleştirisini sert bir dille ortaya koyuyordu. Fakat Bayık’ın her iki söyleşide de net olarak vurguladığı iki nokta çok önemli: "Türkiye’de savaşmamızı gerektiren koşullar kalmadı." ve "Türkiye’deki mücadelemizi siyaset üzerinden yürüteceğiz." Bu noktalar, PKK için Türkiye içinde çatışma ve silah döneminin bittiğini ortaya koyarken, aynı zamanda HDP’nin neden 7 Haziran 2015 genel seçimlerine parti olarak girdiğini de açıklıyor.

3) Çözüm Süreci'nin başladığı günden bugüne kadar geçen iki yılda, 6-7 Ekim 2014 Kobani Olayları dışında, "çatışmasızlık durumu" zaten mevcut; PKK ile Türk Silahlı Kuvvetleri arasında çatışma yaşanmıyor. Dolayısıyla, Öcalan’dan duyacağımız mesaj, zaten sürmekte olan çatışmasızlık durumunun, tümüyle ve geri dönüşü olmaksızın bittiğinin net ifadesi olacak.

Öcalan’ın mesajı, Kürtçe ve Türkçe olarak okunuyor. Çok olumlu bir mesaj. Çünkü:

-"PKK’nın Türkiye ile yaklaşık 40 yıldır sürdürdüğü çatışma dönemi, artık geri dönülmez bir biçimde, bitmiştir." diyor.

-"Dolmabahçe Ortak Açıklaması, tarihi nitelikte olup, çatışma döneminin bitiğini, yeni bir dönemin, siyaset döneminin başladığını açıklamaktadır." derken, ekliyor: "Bu deklarasyondaki 10 maddenin müzakeresi ve izleme grubunun kurulmasına paralel olarak, PKK’nın bir kongre düzenleyerek, yeni dönemi ilan etmesi, tarihi ve gerekli olandır."

-Artık Kürt aktörlerin, "Yeni döneme göre, eşit anayasal vatandaşlık ve birlikte yaşama ilkeleri içinde, tüm Türkiye’ye dönük, yeni bir toplum sözleşmesi için çalışmaları gerekmektedir." vurgusu yapıyor.

-Geleceğin, "demokratik siyasette, parlamentoda, bir barbarlık örneği olan IŞİD’e karşı mücadele de ve Ortadoğu barışı için işbirliği içinde hareket etmekte olduğunun" altını çiziyor. 

Öcalan’ın olumlu mesajı, meydanı dolduran insanların geleceğe, barışa dönük umutlarını arttırıyor. Yağmurlu günde kutlanan Newroz’da Öcalan’ın mesajı okunurken güneş açıyor. Yanımdakiler, "Umut güneşle birleşti." diyorlar. Gün boyu sohbetler sürüyor. Önemli bir nokta da, seçimlerden önce, Nisan 2015 sonuna doğru, ya da Mayıs 2015 başı gibi, PKK’nın tarihi kongreyi toplayıp çatışma döneminin bittiğini açıklama olasığını üzerine fikir birliğinin olması. 

Çözüm Süreci'nin riskleri

Her şeye rağmen Çözüm Süreci hâlâ riskler barındırıyor. İki önemli riskin altını çizmeliyiz:

Birincisi; HDP’nin barajı aşamaması halinde ne olacağı meselesi. İlginçtir, Diyarbakır’da HDP’nin barajı aşma olasılığı yüzde 50 olarak görülüyor. HDP barajı aşamazsa çatışma dönemine dönülmeyecek. Bu noktada fikir birliği var. Peki, ama Çözüm Süreci yine de devam eder mi? İşte bu soruya tam olarak yanıt alamıyoruz. HDP’nin barajı aşamaması, belirsizlik, risk ve yüzde 10 seçim barajının meşru olmaması durumunu güçlendirecektir.

İkincisi; seçimlere giderken, müzakereleri götüren iki taraf arasındaki ciddi siyasi rekabet. Müzakere yapanlar aynı zamanda siyasi rekabet içindedirler. Acaba müzakere ile rekabet arasında bir denge kurulabilecek mi? Şüpheler çok.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Çözüm Süreci’nin başarısını, başkanlık sistemine geçme olasılığının zayıflaması olarak görüyor ve bu nedenle seçimlere dek süreci ilerletecek adımlar atılmasını istemiyor olabilir. Göreceğiz.

by E. Fuat Keyman

Bunu biraz açalım. Hem Çözüm Süreci hem, başta Irak ve Suriye olmak üzere, bölgemizde yaşanan çalkantı ve kriz hem de başkanlık sistemine geçiş tartışmaları, HDP’nin TBMM’ye parti olarak girmesini oyun değiştirici ve siyasette yeni dönemin başlatıcısı konumuna getirmiştir.

Seçimlere giderken AK Parti'nin, seçimlerden sonra Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) esas ve ana rakibi olan HDP, siyasetin kilit aktörü haline gelmiştir. Dolmabahçe Açıklaması'ndan hemen sonra, HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş odaklı bir tartışmanın başlaması da bu temelde düşünülmelidir.

Çözüm Süreci’ni götüren AK Parti ve HDP arasındaki her geçen gün kızışan siyasi rekabetin son örneği, Demirtaş’ın 17 Mart 2015’te TBMM’deki parti grup toplantısındaki kısa konuşmasıydı: "Biz bir pazarlık hareketi, pazarlık partisi değiliz. AKP ile aramızda kirli bir pazarlık olmadı asla olmayacak. Sayın Recep Tayyip Erdoğan, HDP var oldukça HDP’liler bu topraklarda nefes aldıkça sen başkan olamayacaksın. Sayın Recep Tayyip Erdoğan seni başkan yaptırmayacağız…"

Buradaki temel soru şu: AK Parti ve HDP, aynı zamanda müzakere yapmak ve siyasi rekabette bulunmak arasındaki hassas dengeyi götürebilirler mi? Bu pek kolay değil. Zira seçimlere giderken siyasi hedeflerin, siyasi rekabetin, siyasi güç arayışının demokrasinin önüne geçtiği bir dönemdeyiz. AK Parti, başkanlık rejimi istiyor; HDP, yüzde 10 barajını mümkün olduğu kadar yüksek oranda geçmek ve daha fazla milletvekiline sahip olmak peşinde. Bu durum, Çözüm Süreci’nde odağın, demokrasiden çok, siyasi hedef-güç eksenine kayması demek ki, bu, bence sürecin temel riskini oluşturuyor. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın gerek Newroz’dan bir gün önce Ukrayna’ya hareket ederken, "İzleme Heyeti kurulmasına olumlu bakmadığını" söylemesi gerekse Ukrayna’dan dönüş yolunda, "Dolmabahçe Açıklaması’nın içeriği ve biçimini eleştirmesi" esasen seçim rekabetinin Çözüm Süreci’nin önüne geçtiğinin göstergeleri olarak görülmelidir. Erdoğan, Çözüm Süreci’nin başarısını, başkanlık sistemine geçme olasılığının zayıflaması olarak görüyor ve bu nedenle seçimlere kadar sürecin ileri gitmesi için adımların atılmasını istemiyor olabilir. Göreceğiz.

Bu bağlamda Newroz günü, umut ile risklerin birlikte konuşulduğu bir gün olarak da yaşandı. Ancak hiç kimse unutmamalı: 30 yıl sonra, bugün, Kürt Sorunu’nun çözümünün yeterli değil ama gerekli koşulu olan Çözüm Süreci’nde çok olumlu ve önemli bir noktadayız. Newroz’da geleceğe, barışa, birlikte yaşamaya umutlu baktık. Kolay olmadı ama bu olanağı bugün yakaladık. Bunun değerini bilmeliyiz.

Türkiye, Türkiye Cumhuriyeti Eşit Vatandaşları olarak hepimiz bunu hak ediyoruz ve başarılı sonuç için gerekli adımların atılmasını bekliyoruz.

Prof. Dr. E. Fuat Keyman, Sabancı Üniversitesi Öğretim Üyesi ve İstanbul Politikalar Merkezi Direktörü. Demokratikleşme, küreselleşme, uluslararası ilişkiler, Türkiye-AB ilişkileri, Türk dış politikası ve sivil toplumun gelişimi konularında uzmanlaşan Keyman'ın yayınlanmış çok sayıda kitabı ve makalesi mevcuttur.

Twitter'dan takip edin: @keymanfuat

Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Al Jazeera'nin editöryel politikasını yansıtmayabilir.

E. Fuat Keyman

Sabancı Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Profesörü ve İstanbul Politikalar Merkezi Direktörü. Lisans ve yüksek lisans derecelerini Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nden, doktora derecesini ise Uluslararası İlişkiler ve Karşılaştırmalı Siyaset üzerine Carleton Üniversitesi’nden aldı. Devamını oku

Yorumlar

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Böylelikle, Topluluk Kuralları ve Kullanım Koşulları'na uygun olarak, yorumlarınızı kullanmak, yeniden kullanmak, silmek veya yayınlamak üzere tarafımıza geri alınamaz, herhangi bir kısıtlamaya tabi olmayan (format, platform, süre sınırlaması da dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) ve dünya genelinde geçerli olan ücretsiz bir lisans hakkı vermektesiniz.
;