Görüş

Anbar: Çözülemeyen rubik küpü

Irak'ta bu yılın başından beri artan şiddet ve Irak Şam İslam Devleti'nin faaliyetleri Anbar ve civarındaki vilayetleri tehdit ediyor.

Konular: Ortadoğu, Irak
Irak ordusu mekanize birlikleri Anbar kuşatmasında.
IŞİD'in varlık gösterdiği Anbar vilayeti son bir aydır Irak ordusunun kuşatması altında. [Reuters]

Anbar, geçtiğimiz yılın sonlarına doğru Irakiye Bloğu milletvekili Ahmed Alvani'nin tutuklanması, erkek kardeşinin doğrudan Başbakan Nuri Maliki'ye bağlı özel timler tarafından öldürülmesi ve diğer yandan Irak ordusu ve müttefikleri olan Anbar aşiretlerinin, Suriye sınırını geçerek Anbar Çölü'ne yerleşmeye çalışan Irak Şam İslam Devleti'ne (IŞİD) karşı sert bir savaşın ortasında olması nedeniyle sıcak günler yaşadı.

Sünni Hirak hareketi liderlerinden Münir Ubeydi, 5 Ocak 2014 tarihinde Bağdat Uydu Kanalı'na verdiği demeçte, Maliki'nin Anbar halkına karşı mezhepçi uygulamalarda bulunduğunu ve IŞİD'in de bu durumdan istifade ederek, neredeyse Anbar'daki tüm kent ve kasabalara saldırdığını belirtti. Ocak ayı başında Felluce'yi işgal eden IŞİD, batıda Ramadi'ye, doğuda ise Bağdat yakınlarındaki Ebu Gureyb'e kadar genişlemiş oldu. Ordunun bu duruma son vermeye yönelik tüm operasyonları ise, Felluce'nin karadan ve havadan bombalanmasına sebep olmaktan öteye gitmedi.

Anbar Valisi Ahmed Halef Dulaim, modern teknoloji ürünü silahlar ve 4x4 arazi araçları kullanan, son derece iyi eğitimli milislerden oluşan IŞİD'in, askeri saldırıların ve sivil ölümlerinin önüne geçilmesi amacıyla Felluce'den çekilmeleri için yapılan her türlü girişimi reddettiğini söyledi.

Ordunun mezhepçi uygulamaları durumu daha da zorlaştırıyordu. Halk, IŞİD'i kabullenmeye, Irak ordusundan daha merhametli bulmaya başlayınca, aşiretler de Anbar halkını temsilen bir Askeri ve Siyasi Konsey kurdu. Dulaim Aşireti'nden Prens Ali Hatim Süleyman'ın 10 Ocak'ta yerel basına verdiği demece göre, ordunun Felluce'ye girmesine karşı bir tutum içinde olan bu konsey, aynı zamanda, ordu Anbar'dan çekildiği takdirde yerel polisin ve Sahva gruplarının yardımıyla IŞİD'in denetimine son verme şansına da sahip olacak.

Bu kriz, Anbar'ı, (2013-2014 yılları arasında yaşanan Sünni protesto hareketi ile) Hirak'ın tesis etmeye çalıştığı Sünni sivil toplumun yükselişi için bir prototip haline getirdi. Söz konusu Sünni toplum prototipinin bünyesinde aşiretler, din adamları, Anbarlı yetkililer, Hirak, aşiretlere dayalı askeri ve siyasi konseyler ve Anbarlı siyasetçiler olmak üzere 6 grup bulunuyor.

Bu prototip, aşiret liderleri arasındaki bazı anlaşmazlıklara rağmen, özellikle insani açıdan oldukça etkili. Zira Irak Kızılayı'nın Şubat 2014 başında yaptığı açıklamaya göre, Felluce'den kaçarak Anbar, Kürdistan, Samarra ve diğer Sünni şehirlere giden yaklaşık 48 bin aile, bir yandan soğuk hava, diğer yandan da para ve gıda yardımlarının hükümetçe geciktirilmesi yüzünden son derece zor koşullarda yaşıyor.

DOSYA: İŞGALİN ARDINDAN IRAK


Esasen şu anda her Iraklının aklından bir sürü soru geçiyor: Bu gerçekten bir mezhep şiddeti mi? Neden her seçimden önce bunlar yaşanıyor? Hükümet niçin hiçbir girişime yanıt vermiyor? Hükümet Sünnilere önem veriyor mu, yoksa Maliki onlara bir ders mi vermeye çalışıyor? Bir önceki yerel seçimlerde çoğunluk oyunu kaybeden Maliki, Şii seçmenlerinin sayısını arttırmaya mı çalışıyor, yoksa Sünnilerin siyasi sürece katılmasını engellemek isteyen yabancı bir gündem mi söz konusu? Bu ve benzeri tüm sorular, Iraklıları tek bir yanıta götürüyor: Bu, suni bir mezhep şiddeti.

Deneyimli Kürt siyasetçi Dr. Mahmud Authman'ın da Erbil-Bağdat ilişkilerini betimlerken hep söylediği gibi "Küllerin altında yanan bir ateş var." Erbil'in, merkezi hükümetin itirazına rağmen, Türklerin yardımıyla petrol ihraç etme kararı alması üzerine başlayan kriz, Irak hükümetinin, Erbil'e ayrılan yüzde 17'lik bütçeyi kesme tehdidi ve [Kürdistan hükümetinin] Felluce'den kaçanlara mülteci olarak kucak açması ile daha da tırmanacaktır. Tüm bu meseleler bir şekilde herkesin elinde patlayacak; ancak bunun ne zaman olacağını bilen yok.

Irak doğumlu Ahmed Rushdi, kalkınma ve büyüme alanlarında faaliyet gösteren bir sivil toplum kuruluşu olan Bağdat merkezli Irak Uzmanlık Vakfı (House of Iraqi Expertise Foundation) kurucusu ve başkanı.

Bu makalede yer alan görüşler yazara aittir ve Al Jazeera'nın editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Ahmed Rushdi Abdullah

Irak doğumlu, kalkınma ve büyüme alanlarında faaliyet gösteren bir sivil toplum kuruluşu olan Bağdat merkezli Irak Uzmanlık Vakfı (House of Iraqi Expertise Foundation) kurucusu ve başkanı. Devamını oku

Yorumlar

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Böylelikle, Topluluk Kuralları ve Kullanım Koşulları'na uygun olarak, yorumlarınızı kullanmak, yeniden kullanmak, silmek veya yayınlamak üzere tarafımıza geri alınamaz, herhangi bir kısıtlamaya tabi olmayan (format, platform, süre sınırlaması da dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) ve dünya genelinde geçerli olan ücretsiz bir lisans hakkı vermektesiniz.
;