Görüş

Bölgesel Kürt Yönetimi: Eski yapılar, yeni gerçekler

Talabani'nin siyaset sahnesinde uzun süredir olmaması ve KYB'nin gerilemesi, Kuzey Irak'taki barış ortamını sarsabilir.

Erbil'de seçim afişleri.
Irak Bölgesel Kürt Yönetimi'nde Eylül 2013'te yapılan seçimler sonrası, Talabani'nin partisi KYB üçüncü sıraya düşmüştü. [AA]

Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani, Aralık 2012'de geçirdiği felç sonrasında bir yıldan uzun süredir Almanya'da tedavi görüyor. Çok az kişinin yanına girmesine izin verildiğinden, yakınları dışında kimse durumunun nasıl olduğu hakkında bilgi sahibi değil. Onların iddiasına göre ise sağlık durumu 'iyiye gidiyor'.

Eğer söylendiği gibi sağlığı iyiye gidiyorsa, Irak'tan ayrıldıktan sonra lideri olduğu Kürdistan Yurtseverler Birliği'nin (KYB) ne hale geldiğini kendisine anlatmamaları kesinlikle daha isabetli olacaktır. KYB artık onlarca yıl boyunca Iraklı Kürtlerin neredeyse yarısının desteklediği o güçlü ve birlik içindeki parti değil. 1975 yılında Molla Mustafa Barzani liderliğinde aşiret temelli bir grup olan Kürdistan Demokrat Partisi'nden (KDP) koparak kurulan ve 1992 yılındaki seçimlerde yüzde 49 oy alan KYB için sonraki yirmi yıl, KDP ile kıran kırana bir rekabet içinde geçti.

Seçimler, KYB'nin ayakta kalmasının 81 yaşındaki lideri Talabani'nin şahsi karizmasıyla yakından ilişkili olduğunu açık bir şekilde ortaya koydu.

by Namo Abdulla

Fakat geçtiğimiz Eylül ayında yapılan bölgesel meclis seçimleri, KYB'nin popülaritesinin hiç olmadığı kadar düştüğünü gösterdi. Toplam oyların ancak altıda birini alabilen laik milliyetçi çizgideki parti, hükümet kurmak için teknik açıdan bile katılımına ihtiyaç duyulmayan üçüncü bir parti konumuna düştü. Talabani'nin siyasi hayatının büyük bölümünde karşı mücadele ettiği KDP ise, zengin petrol rezervlerinin üzerinde neredeyse mutlak söz sahibi olarak, en güçlü unsur haline gelmiş durumda.

Uluslararası toplumun dikkati, Suriye ve diğer bölgelerdeki daha ciddi çatışmalar nedeniyle Bölgesel Kürt Yönetimi (BKY) seçimlerinden başka yöne çevrilmişken, KYB'nin yenilgisi de büyük ölçüde gözden kaçan, ciddi bir gelişme oldu.

Bu durum Batı ülkelerinde görülen modern siyasi partilerin uğradığı seçim yenilgilerine hiç benzemiyordu. Bu Kürt grubunun aldığı yıkıcı yenilgi, aynı zamanda belli bir ideolojik dünya görüşünün başarısızlığının ve Irak Kürt bölgesinin demografik özelliklerinde bir değişimin de temsilcisi olabilir; fakat uygulama açısından daha da önemlisi, bu durum, bölgenin siyasi manzarasını ve o çok arzulanan istikrar ortamını bozma tehlikesi taşıyor.

Her şeyden önce, seçimler, KYB'nin ayakta kalmasının 81 yaşındaki lideri Talabani'nin şahsi karizmasıyla yakından ilişkili olduğunu açık bir şekilde ortaya koydu. Hatta seçimlerden sonra, Talabani'nin yerini kimin alacağına dair KYB'nin üst düzey yöneticileri arasında yaşanan tartışma, tabloyu daha da netleştirdi. Bu yenilginin ardından şu anda KYB'yi hâlâ önemli kılan tek şey ise, denetimi altındaki binlerce milis.

En büyük tehdit milisler

KDP denetimindekiler de dahil olmak üzere tam teçhizatlı milislerin varlığı, Bölgesel Kürt Yönetimi'nde başlayabilecek daha da büyük bir krizin en temel sebebi. Her iki partinin de on yıldan uzun bir süre ittifak içinde çalışmış olsalar dahi, kendilerine bağlı milis kuvvetlerini tasfiye ederek bunların yerine kurumsallaşmış bir polis ya da silahlı kuvvet kurmaya hiçbir zaman yanaşmamaları, Kürt siyasetinde güvensizliğin halen ne kadar yaygın olduğunu gösteriyor.

KYB liderleri, seçimlerde aldıkları yenilgiyi sözlü olarak kabul etseler de pratikte öyle davranmıyorlar. Başbakan yardımcılığı, cumhurbaşkanı yardımcılığı ve meclis başkanlığı gibi kilit pozisyonları kapmak için inatla mücadele etmeleri, uzlaşmaya hiç de istekli olmadıklarının açık bir göstergesi.

by Namo Abdulla

Seçimlerin üzerinden dört aydan fazla bir süre geçti, ancak Bölgesel Kürt Yönetimi'nin hâlâ bir hükümeti yok. Her siyasi çözümsüzlük durumunda olduğu gibi, burada da asıl kurban, sıradan vatandaşlar. Kritik kamu projeleri durma noktasına geldi. Exxon-Mobil gibi dünya devlerinin yatırım yaptığı, petrolden yana zengin bu bölge, kendi kamu çalışanlarının maaşlarını bile zamanında ödemekten aciz.

Siyasi kriz yayılırken, geçtiğimiz bir yılda birçok suikast ve patlamanın yaşandığı KYB'nin kalesi Süleymaniye'de güvensizlik duygusu giderek artıyor. Bu olayların en dikkat çekici olanı ise, Talabani'nin baş koruması ile eleştirel duruşuyla bilinen bir dergi editörünün esrarengiz ölümleriydi.

Ekim ayında, Bölgesel Kürt Yönetimi'nin ilk bağımsız televizyon ağı NRT'nin sahibi Şahsuvar Abdülvahid, uğradığı silahlı saldırıda ağır yaralandı. BKY'nin büyük ölçüde işlevsiz hukuk sisteminden dolayı hayal kırıklığına uğrayan Abdülvahid, saldırı ile ilgili olarak bazı KYB'li yetkililer aleyinde uluslararası mahkemede dava açma tehdidinde bulundu.

Mevcut siyasi çıkmazın iki sebebi var: İlki, KYB liderlerinin seçimlerde aldıkları yenilgiyi sözlü olarak (hatta kimileri son derece açık bir dille) kabul etseler de, pratikte öyle davranmamaları. Başbakan yardımcılığı, cumhurbaşkanı yardımcılığı ve meclis başkanlığı gibi kilit pozisyonları kapmak için inatla mücadele etmeleri, uzlaşmaya hiç de istekli olmadıklarının açık bir göstergesi. KYB'nin ısrarının ardındaki tek gerçek güç ise tabii ki halk değil, sadık milisler.

Pastadan pay

İkinci sebep, son seçimlerden ikinci çıkan Goran partisi. Kendilerini "reformcu" olarak adlandıran bu yeni partinin lideri, KYB'nin kurucularından olan, ancak 2009 yılında partiden ayrılarak kendi grubunu kuran Nuşirevan Mustafa. Mustafa, son dört yıl boyunca olduğu gibi muhalefet partisi olarak kalmak istemediğini net bir şekilde ortaya koyuyor. Parti ayrıca hükümete katılıp petrol pastasından da pay almak istiyor.

Ancak Goran, KYB'nin aksine, seçimlerde ikinci olduğu için hükümetteki en önemli ikinci pozisyonları talep etme hakkına sahip. Teknik açıdan, oyların yaklaşık yüzde 38'ini alan KDP, hükümeti sadece Goran ile birlikte de kurabilir, ancak KYB'nin onayı olmadan bunu yapmaktan korkuyor. Bölgesel Kürt Yönetimi'nde istikrar ortamının bozulmasından en fazla zarar edecek olan KDP. Başkent Erbil ile Duhok'taki petrol ve inşaat projeleri de dahil, en kârlı iş ve yatırımlar, doğrudan ya da dolaylı olarak fiilen KDP liderlerinin tekelinde bulunuyor.

Dolayısıyla şu anda sıkıntı, KYB, Goran ve KDP olmak üzere en az üç grubu birden memnun edecek bir kabine oluşturmakta; tabii yüzde 15'in üzerinde oy alan İslamcıları saymazsak. Siyasal İslam'ın (Mısır'dan Türkiye'ye) dünya genelinde pek de iyi günler geçirmediği şu dönemde, Bölgesel Kürt Yönetimi'ndeki İslamcılar, Kürdistan'daki iktidar ve zengin olma yarışında büyük ölçüde sessizliğini koruyor.

Nuşirevan Mustafa destekçilerine selam veriyor.
Goran Partisi lideri Nuşirevan Mustafa, Eylül 2013'teki seçimlerden KYB'nin önünde ikinci parti olarak çıkmıştı.
[[AFP]]

Farklı gündem ve fikirlere sahip üç partiyi tek bir koalisyon çatısı altında bir araya getirmeyi başarmak, bunu uzun vadede korumak kadar zor. Örneğin, petrol gibi tartışmalı ve o kadar da şeffaf olmayan politikalar konusunda nasıl anlaşma sağlanacak? Kurulacak hükümet, Sünni, Şii ve Kürt liderlerin hemen hemen hiçbir konuda uzlaşamadığı merkezi hükümete mi benzeyecek?

Ancak hükümet kapsayıcı yapıda olmazsa, risk daha büyük olur. Goran ya da KYB'nin dışarıda bırakılması, bölgedeki istikrarı tehlikeye atar. Goran'ın silahlı kanadı olmadığından, KYB kadar büyük bir tehdit teşkil etmeyecektir. Fakat kendisini dışarıda bırakmaya yönelik her türlü girişimi adaletsiz olarak değerlendirecek olan partinin, on binlerce insanı aylarca sokaklara dökebilecek kapasitede olduğuna da şüphe yok. Nitekim 2011 yılında, kararları incelemeden ezbere bir şekilde onaylayan bir meclis ile değişimi yakalamanın imkansız olduğunu farkettiklerinde de aynen öyle yapmışlardı.

Bu krizin daha ne kadar ciddileşebileceğini anlamak için, 1990'lı yıllarda KDP'li ve KYB'li milisler arasında üç yıldan uzun süre devam eden kanlı iç savaşa bakmak yeterli.

Bölgesel Kürt Yönetimi, dışarıdan bakanlara çalkantılı Irak'ta huzurlu bir bölge olarak görünebilir, ancak nispeten istikrarlı ve kurumsallaşmış bir topluma kıyasla katetmesi gereken uzun bir mesafesi olduğu da kesin.

Şu anda Kürtlerin geleceğinin kontrolü herkesten çok kendilerine ait. Ümitler ise, iktidardaki seçkinlerin geçmişten ders almış ve anlamlı bir uzlaşmaya varamadıkları takdirde kaybedecek çok fazla şeyleri olduğunun farkına varmış olmaları yönünde.

Namo Abdulla, Irak Özerk Kürdistan Bölgesi'nde 24 saat yayın yapan Rudaw haber kanalının Washington bürosu şefi. Rudaw'da İngilizce olarak hazırlayıp sunduğu Inside America adlı programında Orta Doğu'daki ABD dış politikalarını ele alıyor.

Twitter'dan takip edin: @namo_abdull

Bu makalede yer alan görüşler yazara aittir ve Al Jazeera'nın editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Namo Abdulla

Irak Kürdistan Özerk Bölgesi'nde 24 saat yayın yapan Rudaw haber kanalının Washington büro şefi. Rudaw'da İngilizce olarak hazırlayıp sunduğu Inside America adlı programında Orta Doğu'daki ABD dış politikalarını ele alıyor. Devamını oku

Yorumlar

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Böylelikle, Topluluk Kuralları ve Kullanım Koşulları'na uygun olarak, yorumlarınızı kullanmak, yeniden kullanmak, silmek veya yayınlamak üzere tarafımıza geri alınamaz, herhangi bir kısıtlamaya tabi olmayan (format, platform, süre sınırlaması da dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) ve dünya genelinde geçerli olan ücretsiz bir lisans hakkı vermektesiniz.
;