Görüş

İbadi'nin Ankara ziyareti ve yeniden hız kazanan Türkiye-Irak ilişkileri

İbadi ile birlikte Bağdat’ta yapıcı bir iradenin ortaya çıktığı görülmektedir. Bu iradenin kalıcı olup sonuç vermesinde Bağdat-Erbil-Ankara arasında başta enerji olmak üzere ortak işbirliği alanlarına ağırlık verilmesi son derece belirleyici olacaktır.

Konular: Türkiye-Irak ilişkileri, Irak, Ortadoğu, Irak Kürdistan Özerk Bölgesi
Davutoğlu'nun Irak ziyaretinden yaklaşık bir ay sonra iki lider bu kez İbadi'nin Türkiye'ye gelmesiyle Ankara'da buluştu. [Fotoğraf: AA]

Irak Başbakanı Haydar İbadi’nin Ankara ziyaretinin Türkiye-Irak ilişkilerinde yeni olumlu bir sürecin başladığını gösteren önemli bir ziyaret olduğu rahatlıkla söylenebilir. Türkiye-Irak ilişkileri, özellikle Nuri Maliki’nin ikinci başbakanlığı döneminde iyice çıkmaza girmişti. 30 Nisan 2014 tarihinde gerçekleşen seçimden sonra Irak’ta başbakanlık koltuğuna İbadi’nin oturması iki ülke arasında yeni bir sürecin önünü açmış oldu. Türkiye vakit kaybetmeden İbadi’yi kutladı ve yeni kabinenin Irak için hayırlı olacağını belirten açıklamalarda bulundu.

Bu dönemde iki ülke arasında ilk üst düzey ziyaret Irak Dışişleri Bakanı İbrahim Caferi’nin 5 Kasım’da Türkiye’ye gelmesiyle gerçekleşti. Ardından Başbakan Ahmet Davutoğlu 20 Kasım’da Irak’a gitti, Bağdat ve Erbil’i kapsayan önemli bir ziyaret gerçekleştirdi. Ve nihayet, Irak Başbakanı İbadi 2009 yılında iki ülke arasında kurulan Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi toplantısı için altı bakanıyla birlikte Türkiye'ye önemli bir ziyarette bulundu.

İbadi’nin Ankara ziyaretinde masada önemli konu başlıkları vardı. Görüşmelerin içeriğine ve yapılan açıklamalara bakıldığında güvenlik meselesinin en öncelikli konu olduğu anlaşılmaktadır. Teröre karşı ortak hareket edileceği vurgusu yapıldı. Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) her iki ülke için, hatta bölge için tehdit olarak tanımlandı ve birlikte mücadele edilmesinin önemine değinildi. İkinci olarak, enerji konusunun görüşmelerde ağırlıklı yer aldığı açıklandı. Bu bağlamda, İbadi’nin Irak petrollerinin dünya piyasalarına sevki için Türkiye’yi işaret etmesi öne çıktı. Irak’ın yeniden yapılanması ve kalkınması için Türkiye ile ekonomik ilişkilerin geliştirilmesinin önemi vurgulandı.

Toplantı sonrasında iki başbakanın birlikte yaptığı açıklamalara bakıldığında Türkiye-Irak ilişkilerinin geçici durağanlıktan sonra hızlı bir şekilde kaldığı yerden devam edeceği anlaşılmaktadır.

İşbirliği alanları

Teröre karşı işbirliği: Açıklamalarda teröre karşı ortak bir tavrın olduğu görülmektedir. Özellikle, Türkiye’nin IŞİD’e karşı Irak’a desteğinin devam edeceği dile getirildi. IŞİD’e karşı yürütülen mücadelede Türkiye, Irak’a başta eğitim desteği olmak üzere birçok alanda katkı sağlayacağını açıkladı. Fakat bunun yakın zamanda hayata geçmesi kolay olmayabilir. Türkiye’nin desteği için Bağdat yönetiminin tüm Iraklı grupları kapsayıcı bir siyaset izlemesi belirleyici olacaktır. En azından Türkiye, Irak’ın IŞİD’e karşı yürüttüğü mücadelede yapıcı ve samimi bir tavır içinde olduğunu görmek isteyecektir.

Enerji: Şartlar iki ülke arasında enerji konusunda işbirliğinin gereğini ortaya koymaktadır. Irak, başta IŞİD olmak üzere hem terörü sonlandırmak hem de yeniden yapılanma ve kalkınma için neredeyse elinde kazanç elde edebileceği tek ürün olan petrolü güvenli bir şekilde dünya piyasalarına ulaştırmak zorundadır. Türkiye şu an için Irak petrollerinin ihracı için en güvenli yol olarak görülmektedir. Ayrıca iki ülkenin ekonomileri tamamlayıcı bir özelliğe sahiptir. Irak’ın sattığına (enerji) Türkiye ihtiyaç duymakta, Türkiye’nin sattıklarına ise Irak’ın ihtiyacı vardır.

Irak’ın ve bölgenin içinde bulunduğu şartlar Bağdat yönetimini hem Irak’taki gruplar hem de Türkiye ve komşu ülkelerle iyi ilişkiler kurmaya zorunlu kılmaktadır. Özellikle ortak tehdit (IŞİD) bunu gerektirmektedir. 

by Mehmet Şahin

Ankara-Erbil-Bağdat hattı

Ankara-Bağdat yakınlaşmasının Ankara-Erbil ilişkilerine de olumlu katkısının olacağı söylenebilir. Ankara’nın hem Erbil’le hem de Bağdat’la iyi ilişkiler içinde olmasının Erbil-Bağdat arasında yaşanmakta olan sorunların çözümünde de yapıcı etkisi olacaktır. Enerji, Ankara-Erbil-Bağdat arasında ortak çalışılabilecek konuların başında gelmektedir. Enerji konusu sıfır toplamlı bir oyun olarak görülmediği sürece ilişkilerde bağlayıcı faktör olacaktır.

Bugün Irak’ın ve bölgenin içinde bulunduğu şartlar Bağdat yönetimini hem Irak’taki gruplar hem de Türkiye ve komşu ülkelerle iyi ilişkiler kurmaya zorunlu kılmaktadır. Özellikle ortak tehdit (IŞİD) bunu gerektirmektedir. Ayrıca söz konusu ortak tehdidin bertaraf edilmesinin ardından da çözüme kavuşturulmamış sorunların tekrar ortaya çıkacağını gözardı etmemek gerekir. Her ne kadar Irak’ta İbadi ile olumlu bir sürecin başladığı görülse de, hâlâ Sünni Arapların siyasal sisteme nasıl dâhil edileceği çözülebilmiş değil. Aynı zamanda, Erbil ile Bağdat arsındaki en önemli sorunların başında gelen tartışmalı bölgelerin nasıl çözüme kavuşturulacağı belirsizliğini korumaktadır. Ayrıca, Erbil ile Bağdat arasında petrol konusunda bir uzlaşma zemini yakalanmış olsa da tam bir mutabakatın sağlanamadığı açıktır.

Önümüzdeki süreçte Erbil ile Bağdat arasında enerji konusunun ve daha da önemlisi başta Kerkük olmak üzere enerji konusunun gündemi meşgul edeceği aşikârdır. Bu konularda bir uzlaşma zemininin yakalanabilmesi kolay gözükmemektedir. Söz konusu sorunlara bağlı olarak Erbil-Bağdat arasında çıkabilecek uyuşmazlık/gerginlik ister istemez Ankara-Bağdat hattını da kuvvetle muhtemel etkileyecektir.

Sünni Arapların Bağdat’a tekrar güven duymalarının sağlanabilmesi Irak’ın istikrarı için hayati önemdedir. Çünkü, onların desteği sağlanmadan Bağdat’ın IŞİD’e karşı yürüteceği mücadelenin sonuç vermesini beklemek aşırı iyimserlik olur. Sünni Araplar Irak siyasal yapısı içinde Şii Araplar ve Kürtler gibi haklarını garanti altına almak istemektedirler. Bunun yanında, enerjiden gelen payın adil bir şekilde dağıtılmasını talep etmektedirler. İbadi ile birlikte yeni bir süreç başlamış olsa da Sünni Arapların Bağdat’a olan güvenleri henüz sağlanabilmiş değil.

Ankara-Bağdat ilişkilerinde yakalanan iyileşme seyrinin devamlı olabilmesinde yukarıda sözü edilen konularda Bağdat’ın tavrı belirleyici olacaktır. Maliki döneminde Bağdat’ın Kürtlerle yaşadığı sorunlar ve Sünni Arapların dışlanması Ankara-Bağdat ilişkilerinin gerilmesine neden olmuştu. Şimdi, İbadi ile birlikte Bağdat’ta yapıcı bir iradenin ortaya çıktığı görülmektedir. Bu iradenin kalıcı olup sonuç vermesinde Bağdat-Erbil-Ankara arasında başta enerji olmak üzere ortak işbirliği alanlarına ağırlık verilmesi son derece belirleyici olacaktır.

Ankara ile Bağdat arasındaki yakınlaşmanın bazı bölge ülkelerinde yaratacağı en hafif ifadeyle 'endişe'yi de göz önünde tutmak gerekir. Özellikle İran’ın Ankara-Bağdat yakınlaşmasından rahatsız olacağı rahatlıkla söylenebilir. Yıllardır Irak’la sorun yaşayan İran, 2003 yılında ABD’nin Irak’ı işgalinden sonra Irak’ta özellikle Bağdat’ta her geçen gün artan bir nüfuza sahip oldu. Özellikle son yıllarda Bağdat'ta ABD ile birlikte neredeyse en belirleyici aktör oldu. İran, Bağdat’la iyi ilişkiler içerisinde olmayı kendi güvenliği ve bölge politikası açısından son derece önemli bulmaktadır. Fakat, İran’ın Bağdat üzerinde bu kadar orantısız nüfuza sahip olması Irak’ın istikrarı ve güvenliğini tehlikeye sokmaktadır. Irak’ta son yıllarda yaşanan gelişleler bunu göstermektedir. Ankara-Erbil-Bağdat yakınlaşmasının belli bir düzeyde olması değil, bu yakınlaşmanın Tahran aleyhine sonuçlar doğuracağının düşünülmesi İran’ın olumsuz tavrının devreye girmesine kuvvetle muhtemel neden olacaktır.

Ezcümle, Ankara-Erbil-Bağdat hattında yakalanan yakınlaşma iradesi ve çabalarının olumlu bir sürece doğru gittiği görülmektedir. Fakat, bu sürecin önünde ciddi engellerin de olduğu göz önünde bulundurulmalıdır.

Doç. Dr. Mehmet Şahin, Stratejik Düşünce Enstitüsü Başkan Yardımcısı, Gazi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi ve Akademik Ortadoğu dergisinin eş-editörü. İran, Suriye, İsrail, 2. Körfez Savaşı konusunda yayınlanmış dört ortak edit kitabı ve 'Din-Dış Politika İlişkisi: ABD Örneği' (Barış Kitap Basın Yayın, 2009) başlıklı bir telif eseri bulunuyor. Ortadoğu, uluslararası politikada din ve Türk dış politikası alanlarında çalışıyor.

Twitter'dan takip edin: @teopolitik

Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Al Jazeera'nin editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Mehmet Şahin

Stratejik Düşünce Enstitüsü (SDE) Başkan Yardımcısı, Gazi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi ve Akademik Orta Doğu dergisinin eş-editörü. Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Tarih Bölümü'nden mezun oldu. Devamını oku

Yorumlar

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Böylelikle, Topluluk Kuralları ve Kullanım Koşulları'na uygun olarak, yorumlarınızı kullanmak, yeniden kullanmak, silmek veya yayınlamak üzere tarafımıza geri alınamaz, herhangi bir kısıtlamaya tabi olmayan (format, platform, süre sınırlaması da dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) ve dünya genelinde geçerli olan ücretsiz bir lisans hakkı vermektesiniz.
;