Görüş

IŞİD’in Afganistan-Pakistan hattındaki yeni cephesi

Irak ve Suriye’de kendisini sıkışmış hisseden, ABD öncülüğündeki koalisyon güçlerinin hava operasyonlarından bunalan ve popülaritesini korumak için yeni eylem alanları arayan IŞİD’in, Afganistan-Pakistan hattını hedefe koyduğu görülüyor.

Konular: Ortadoğu, Orta Asya, Afganistan, Pakistan'ın sessiz savaşı, Taliban, El Kaide
2015 itibarıyla NATO'nun çekildiği Afganistan, kendi güçleriyle ülke güvenliğini sağlamaya çalışıyor. [Fotoğraf: EPA]

Suriye ve Irak kaynaklı haberlerin baş aktörü konumundaki Irak ve Şam İslam Devleti Örgütü (IŞİD), Ocak 2015 itibarıyla Afganistan'daki faaliyetlerine hız verdi. NATO komutasındaki Uluslararası Güvenlik Destek Gücü'nün (ISAF) Afganistan'daki muharip görevinin Aralık 2014’te sona ermesiyle birlikte artık öz güçleriyle güvenliğini sağlamaya çalışan ülke açısından bu durum, kritik bir eşik olarak görülebilir.

IŞİD'in Afganistan ve Pakistan'da (Af-Pak) militan topladığı, yoğun bir propaganda yürüttüğü ve hatta kamplar kurduğuna yönelik haberler, sadece ismi geçen iki ülke değil tüm bölge açısından ciddi sonuçlar doğurabilir. Bu bağlamda amacının "Şeriat ile yönetilen bir din devleti kurmak" olduğunu söyleyen IŞİD'in ilk olarak aşması gereken engel, aynı iddiayı taşıyan bir başka terör örgütlenmesi olan El Kaide. Zira kan kaybetmesi ve "popülerliği" IŞİD'e kaptırmasına rağmen El Kaide, Af-Pak hattındaki etkinliğini hâlâ sürdürüyor. 

IŞİD'in Afganistan ve Pakistan'da (Af-Pak) militan topladığı, yoğun bir propaganda yürüttüğü ve hatta kamplar kurduğuna yönelik haberler, sadece ismi geçen iki ülke değil tüm bölge açısından ciddi sonuçlar doğurabilir.

by Gökçen Oğan

11 Eylül'den bugüne Af-Pak hattında terör

Önümüzdeki günlerde sıkça duyacağımız El Kaide-IŞİD çatışmasını izah etmek için öncelikle mücadele alanı olarak seçilen bölgenin resminin net şekilde ortaya konulması gerekiyor. 11 Eylül 2001'de New York'taki Dünya Ticaret Merkezi'ne düzenlenen saldırıların hemen ardından, 7 Ekim 2001'de başlayan Afganistan Operasyonu, aslında tek kutuplu dünyanın hâkimi ABD'nin "en uzun süre savaştığı cephe"nin açılmasıyla sonuçlandı.

Uluslararası arenada geniş çaplı destek sağlayan ABD, Afganistan Operasyonu öncesi ve sonrasında önemli bir algı operasyonuna imza attı. Dönemin ABD Başkanı George W. Bush'un, "Ya bizimlesiniz ya da karşımızdasınız!" söylemi, devletleri terörle aralarına mesafe koymaya, başka bir deyişle ABD'nin dünyanın çeşitli coğrafyalarında gerçekleştirdiği operasyonları desteklemeye zorladı. Bu geniş çaplı destek bile, aralıksız süren Amerikan operasyonlara rağmen, bölgedeki radikal örgütlerin varlığına ve bu örgütlere sağlanan yerel desteğe son veremedi. Aradan geçen 14 yıl zarfında Afganistan'da güvenlik ve istikrarın sağlandığını söylemek henüz mümkün değil. Üstelik aynı durum, Afganistan için olduğu kadar Pakistan için de geçerliliğini koruyor.

Taliban ve El Kaide, Afganistan'ın güneyi ve Pakistan'ın Kuzey Veziristan bölgesinde halen kontrolü büyük ölçüde elinde bulunduruyor. Kaldı ki El Kaide, Afganistan ve Pakistan'ın diğer bölgelerinde de sansasyonel ve ağır can kayıplı eylemler yapabilme kabiliyetine sahip.

Taliban ve El Kaide'nin etkin olduğu alanların en dikkat çekici özelliği, devlet otoritesi ve kontrolünün yokluğu. Böylesi bir ortam, söz konusu alanları "dış" etkilere oldukça açık hale getiriyor. Bir başka ifadeyle terörün küreselleştiği, sınır tanımadığı günümüzde Afganistan-Pakistan hattı, terör örgütleri için en cazip alanlardan birini oluşturuyor.

Af-Pak hattında olası El Kaide-IŞİD çatışması

Afganistan ve Pakistan, IŞİD açısından da önemli bir cazibe merkezi haline gelebilir. Irak ve Suriye'de kendini sıkışmış hisseden, ABD öncülüğündeki koalisyon güçlerinin hava operasyonlarından bunalan ve popülaritesini korumak için yeni eylem alanları arayan IŞİD'in, Af-Pak hattını hedefe koyduğu görülüyor. Bu yüzden IŞİD örgütünün önüne, Afganistan ve Pakistan'ın güvenlik güçlerinden evvel bir başka örgütün yani El Kaide'nin çıkması şaşırtıcı olmayacak.

Her şeyden önce IŞİD ve El Kaide'yi karşı karşıya getiren yarışın, "küresel cihat" liderliği konusunda bir mücadele olduğu söylenebilir. IŞİD, Ortadoğu'da sahip olduğu reel ve psikolojik üstünlüğü, El Kaide'yi en etkin olduğu coğrafyada mağlup ederek güçlendirmeyi amaçlıyor.

Afganistan ve Pakistan'ın coğrafi konumlarından kaynaklanan stratejik pozisyonları, IŞİD'in yayılma taktiklerine gayet elverişli bir alanın anahtarı niteliğinde. Özellikle Afganistan, merkezi konumu itibarıyla örgütün Orta Asya, Kafkasya, Güney Asya ve hatta Rusya Federasyonu'na uzanma taktiğine çok uygun bir coğrafya. Nitekim IŞİD, Kuzey Kafkasya üzerindeki emellerini her fırsatta açıkça dile getiriyor. Güney Kafkasya'da uyuyan hücrelerin harekete geçirilmesi için Azerbaycan'ın üs olarak belirlendiği ve pek çok militanın IŞİD saflarında savaşarak deneyim kazandığı iddiaları da unutulmamalı.

Bu bağlamda en kritik alanlardan birini Orta Asya coğrafyası teşkil ediyor. Orta Asya Cumhuriyetlerinden IŞİD'e katılanların sayısının 4.000 civarında olduğu iddiaları göz önüne alındığında, bölgeyi bekleyen tehlike daha net görülüyor. Tüm dünya IŞİD saflarında savaşan binlerce militanın evlerine döndüklerinde ne yapacaklarını düşünürken, bu sorunun cevabı Avrasya coğrafyası açısından çok daha kritik bir nitelik taşıyor.

IŞİD'in Orta Asya'da önemli bir potansiyeli bulunduğu yönündeki değerlendirmeler de dikkate alınmalı. Son dönemde El Kaide'nin propaganda faaliyetlerinin oldukça zayıfladığı görülüyor. IŞİD ise başta sosyal medya olmak üzere günümüz iletişim tekniklerini son derece etkin kullanıyor. Bu durum, radikal örgütü ayakta tutan militan desteğini artırıyor. IŞİD'in uyguladığı vahşi teknikler nedeniyle Af-Pak hattının radikallikte sınır tanımayan militanlarının bu örgüte verdikleri desteğin arttığı görülüyor.

IŞİD'in El Kaide'ye karşı görece üstünlüğe sahip olduğu söylenebilir. IŞİD, mevcut halde, Suriye ve Irak'ın üçte birini kontrolü altında tutuyor. El Kaide ise Af-Pak hattına sıkışmış durumda. 

by Gökçen Oğan

Etkinlik alanı itibariyle değerlendirildiğinde yine IŞİD'in El Kaide'ye karşı göreceli bir üstünlüğe sahip olduğu ifade edilebilir. IŞİD, mevcut halde, Suriye ve Irak'ın kabaca üçte birini kontrolü altında tutuyor. El Kaide ise Af-Pak hattına sıkışmış durumda. Düne kadar El Kaide'nin Ortadoğu yapılanmasının bir parçası olarak görülen IŞİD, etki alanını giderek genişletiyor. Hatta Lübnan, Mısır ve Libya'daki hücre yapılanmalarının IŞİD ve lideri Ebubekir El Bağdadi'ye bağlılıklarını açıkladıkları biliniyor. IŞİD'in irili ufaklı yapıları kendi bünyesinde eritme girişimi, El Kaide tarafından bir tehdit olarak algılanıyor.

El Kaide ve IŞİD her ne kadar aynı ideolojik paydaya sahip olsalar ve aynı yöntemleri benimseseler bile son tahlilde ilişkilerinin bundan sonra bir güç mücadelesi şeklinde tezahür edeceği açık. Bahsi geçen karmaşık yapılar, herkesin görebildiği gibi, sadece ideolojilerinin kendilerine emrettiği şekilde davranan örgütler olarak nitelendirilemez. Bu yapılar, insan ve uyuşturucu kaçakçılığı ve silah ticareti başta olmak üzere, yasadışı pek çok kolda faaliyet göstererek önemli gelir elde ediyorlar. Daha açık bir ifadeyle, sisteme hakim olan tüm bu kaynakların yönetimini de ele alıyorlar.

IŞİD'in Afganistan ve Pakistan'da zemin bulmaya yönelik çalışmaları, sadece bölge ülkeleri değil, tüm dünya açısından ciddiye alınmalı. Bölgenin kırılgan yapısı içinde ortaya çıkacak yeni ve güçlü bir damar, terörle mücadelede bugüne kadar az da olsa alınan mesafeyi çok daha gerilere taşıyabilir.

Gökçen Oğan; Orta Asya uzmanı, araştırmacı. Gazi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü'nden mezun oldu. "Şanghay İşbirliği Örgütü ve Bölgesel İşbirliği Girişimleri" başlıklı teziyle yüksek lisansını tamamladı. Avrasya Stratejik Araştırmalar Merkezi'nde (ASAM) Orta Asya uzmanı olarak görev yaptı. Çeşitli araştırma merkezlerinin Avrasya danışmanlığını üstlendi. Oğan, halen Orta Asya, Afganistan ve Pakistan merkezli çalışmalarını sürdürüyor.

Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Al Jazeera'nin editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Gökçen Oğan

Orta Asya uzmanı, araştırmacı. Gazi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü'nden mezun oldu. "Şanghay İşbirliği Örgütü ve Bölgesel İşbirliği Girişimleri" başlıklı teziyle yüksek lisansını tamamladı. Avrasya Stratejik Araştırmalar Merkezi'nde (ASAM) Orta Asya uzmanı olarak görev yaptı. Devamını oku

Yorumlar

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Böylelikle, Topluluk Kuralları ve Kullanım Koşulları'na uygun olarak, yorumlarınızı kullanmak, yeniden kullanmak, silmek veya yayınlamak üzere tarafımıza geri alınamaz, herhangi bir kısıtlamaya tabi olmayan (format, platform, süre sınırlaması da dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) ve dünya genelinde geçerli olan ücretsiz bir lisans hakkı vermektesiniz.
;