Görüş

Rusya-Türkiye ilişkilerini nasıl bir gelecek bekliyor?

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Türkiye ziyareti kapsamında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşecek. İki liderin, Suriye meselesi başta olmak üzere, ihtilaf yaşadıkları konuları pek ön plana çıkarmayıp iki ülke arasındaki ticaret hacmini arttırmaya odaklanmaları bekleniyor.

Putin yeniden Rusya Devlet Başkanı seçildikten sonra Erdoğan, Temmuz 2012'de Moskova'ya giderek Kremlin'de temaslarda bulunmuştu. [Fotoğraf: AA-Arşiv]

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in 1 Aralık'ta yapacağı ve geçtiğimiz hafta alınan kararla "çalışma" ziyaretinden "devlet" ziyareti seviyesine yükseltilen Türkiye gezisi, Rus liderin Aralık 2012'deki İstanbul ziyareti, hatta Kasım 2013'te St. Petersburg'da düzenlenen Rus-Türk Üst Düzey İşbirliği Konseyi yıllık toplantısına kıyasla son derece farklı koşullar altında gerçekleşecek.

Bundan bir yıl önce, Rusya ile Batı arasında Ukrayna ile ilgili olarak kimilerinin "Yeni Soğuk Savaş" olarak adlandırdığı ve Moskova-Ankara hattındaki ilişkilere ister istemez gölge düşüren bir kriz yoktu. Putin'in ziyareti öncesinde, her iki taraf da Ukrayna'daki gelişmelerin yol açtığı sorunları gündeme getirmemek için elinden gelen her türlü çabayı gösteriyor. Lakin konuştuğum bir Rus yetkilinin "üzücü ancak yönetilebilir" olarak tanımladığı gerginlikler, yine de kendini gösteriyor.

Rusya'nın Türkiye'ye yönelik gaz ihracatının 2014 sonu itibarıyla 30 milyar metreküpe ulaşması bekleniyor. 2013'te bu rakam 26,6 milyar metreküp seviyesindeydi.

by Alexander Nekrassov

Türkiye ziyareti ile ilgili olarak 28 Kasım'da Anadolu Ajansı'na konuşan Putin, Rusya-Türkiye ilişkilerinin "yapıcı ve komşuluk ruhuna uygun bir şekilde, güven ortamında, eşitlik ve karşılıklı çıkarların dikkate alınması ilkelerini esas alarak gelişmekte olduğunu" söyledi.

Tüm bunlar her ne kadar parlak sözler olsa da, Kremlin'in sözlüğünde "yapıcı" ifadesi genellikle bir takım sorunlarına varlığına; "karşılıklı menfaatlere saygı" ise iki ülke arasında görüş farklılıkları bulunduğu, her iki tarafın da bunun farkında olduğu ancak bu konuda harekete geçmeye hazır olmadıklarına işaret ediyor. Bununla birlikte, Rusya Dışişleri Bakanlığı Resmi Sözcüsü Alexander Lukaşeviç, geçtiğimiz hafta Rusya ile Türkiye arasındaki ilişkilerin durumuna ilişkin kendisine yöneltilen soruya cevaben, ilişkileri "mükemmel" olarak nitelendirdi. Mevcut gerçekler düşünülecek olursa, Lukaşeviç'in bu sözleri muhtemelen biraz abartılı kaçıyordu.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Putin'in ziyareti öncesinde Türkiye Rusya Karma Ekonomik Komisyonu toplantısına katılmak ve Rus mevkidaşı Alexander Novak ve Gazprom Yönetim Kurulu Başkanı Aleksey Miller ile görüşmek üzere 26 Kasım'da Moskova'ya gitti. Görüşmelerin ana gündem maddesi, Ankara'nın, Mavi Akım Doğalgaz Boru Hattı üzerinden Türkiye'ye nakledilen Rus gazının fiyatında indirim yapılması ve toplam gaz hacmi artışının sürdürülmesi yönündeki talebiydi.

Rusya'nın Türkiye'ye yönelik gaz ihracatının, 2014 sonu itibarıyla 30 milyar metreküpe ulaşması bekleniyor ki 2013'te bu rakam 26,6 milyar metreküp seviyesindeydi. Şu sıralar Moskova, son derece çetrefilli bir sorun olan bu fiyat konusu üzerinde "çalışıyor" ve Bakan Yıldız'ın katıldığı toplantıları yakından izleyen kaynakların aktardığına göre, diyalog süreci "yapıcı" geçmiş. Bu da işlerin o kadar da hızlı ilerlemediğine dair bir gösterge olmalı.

Nitekim, mk-turkey.ru web sitesinin de aralarında bulunduğu kimi gözlemcilerin tahminlerine göre, Rusya'nın Türkiye'ye sattığı gazın fiyatında, en azından yakın gelecekte, indirime gitmeye razı olması ihtimal dışı.

Karşılıklı ticaretin rolü

Rus uzman ve yorumcular, Putin'in Türkiye'ye yapacağı devlet ziyareti ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yapacağı görüşmelerin tarihi niteliğinin önemle altını çiziyorlar. Rusya'nın tanınmış Ortadoğu ve Kafkasya uzmanlarından Stanislav Tarasov, söz konusu ziyaretin "sadece iki ülke ilişkileri açısından değil, Ortadoğu'daki genel durum için de son derece mühim bir ilerleme olacağı" kanaatinde.

Birçok Rus yorumcunun dikkat çektiği bir diğer önemli nokta; Putin ve Erdoğan'ın, Rusya-Türkiye ticaret cirosunu, uzun süredir arzu edildiği şekilde, 100 milyar dolara çıkaracak anlaşmalar imzalayacak olması. Fakat ticaret hacminin 2016 itibarıyla bu seviyeye yükseltilmesinin 2010 yılında kararlaştırıldığı, şimdi ise bu tarihin 2020'ye, hatta muhtemelen daha sonrasına atıldığına pek az değinildi.

Şu anda iki ülke arasındaki ticaret cirosu 33 milyar doların altında. Türkiye'nin Rusya'ya ihracatı bu yıl yüzde 20 gibi son derece ciddi bir düşüş ile 6 milyar dolar seviyesine geriledi. Tüm bu anlaşmaların, Putin-Erdoğan görüşmesinden çok önce hazırlandığı, dolayısıyla iki liderin asıl sınavı, anlaşamadıkları meseleleri ele almaları gerektiği vakit vereceklerinden ise hiç bahsedilmiyor.

Görüşmelerde Putin ve Erdoğan'ın Suriye, Kırım ve Doğu Ukrayna krizi gibi anlaşmazlıkları ön plana çıkarmayacakları tahmin ediliyor. Zira bunlar, ziyaretin atmosferini bozabilecek, karmaşık meseleler. 

by Alexander Nekrassov

Ankara ve Moskova'nın görüş ayrılığı yaşayacağı konulardan biri Suriye. Bu hususta, Putin'in Rusya'nın Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed'e yönelik desteğini yinelemesi beklenirken, ev sahibi Türkiye'nin bu konuda Rus lider ile kesinlikle aynı düşüncede olmayacağı açık. Erdoğan, Ekim 2014 sonunda Estonya'ya yaptığı ziyarette, Suriye konusunda Moskova ile anlaşamadıklarını son derece dürüst bir biçimde dile getirerek, " Biz bu konuyu defalarca konuştuk ancak sadece zaman kaybettik." demişti. Bu nedenle Putin, Suriye konusunda "Esed'e bir şans verme" ve Cenevre barış sürecini yeniden canlandırma önerisinin büyük coşkuyla karşılanmasını beklemiyor.

Öte yandan, Suriye Dışişleri Bakanı Velid Muallim'in 26 Kasım'daki Moskova ziyareti ve ardından Rus Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov'un, Rusya olarak Suriye hükümetine teröre karşı yürüttüğü mücadelede destek vermeyi sürdüreceklerinin altını çizmesi, konu etrafındaki gerilimi arttıracaktır.

Görüşmelerde hem Putin hem de Erdoğan'ın Suriye, Kırım ve Doğu Ukrayna krizi konusundaki anlaşmazlıklarını ön plana çıkarmayacakları tahmin ediliyor. Zira bunlar, seviyesi yükseltilen ziyaretin tüm atmosferini bozabilecek, son derece karmaşık sorunlar. Benzer şekilde, Kırım Tatarlarının kaderinin de, Kıbrıs açıklarındaki petrol ve doğalgaz rezervlerinin de, Mısır'daki Abdulfettah Sisi rejimine yönelik fikir ayrılıklarının – ki bu meselede Moskova, Sisi'yi desteklerken, Ankara, Mısırlı lideri çözümden ziyade sorunun bir parçası olarak görüyor – önemli birer tartışma konusu olarak masaya gelmesi beklenmiyor.

Bütün bunlara rağmen, iki ülke arasında artan ticaret, her zaman bir övünç noktası olarak yerini koruyor. Dahası, yakın zamanda imzalanan bir anlaşmayla, Türkiye artık Rusya'ya taze sebze, meyve ve et ihracatına başlıyor. Batı'nın Ukrayna sorunu yüzünden uygulamaya koyduğu yaptırımlara karşılık olarak Rusya, Avrupa Birliği (AB) ülkelerine ihracat yasağı getirdi. Dolayısıyla Moskova, Ankara ile imzalanan yeni anlaşma sayesinde, AB'den doğan bu açığı Türkiye'den ithalat yaparak kapatacak.

Ankara, Washington ve Brüksel'in beklentilerinin aksine, Moskova'ya yönelik Batı kaynaklı yaptırımlara arka çıkmadı. Bu bağlamda Türk şirketlerinin önünde, gerçekten son derece kârlı fırsat kapıları açılması söz konusu.

Tanınmış dış politika yazarı ve Stirring Trouble Internationally sitesinin editörü olan stratejist Alexander Nekrassov, 1957 yılında Moskova'da dünyaya geldi. Çocukluk dönemini Londra'da geçirdi. Moskova Uluslararası İlişkiler Devlet Enstitüsü'nden mezun oldu. Sovyetler Birliği'nin resmi haber ajansı TASS'a girdi. Sovyet istihbarat teşkilatı KGB tarafından istihdam edilmek istendi ancak bunu reddetti. 1987'de KGB'nin kara listesine alınması üzerine ajanstan ayrıldı ve ticaretle uğraşmaya başladı. 1989'da TASS'a yeniden davet edildi ve Londra bürosuna politika muhabiri olarak atandı.

1995 yılında Rusya'nın önde gelen gazeteleri için yazılar kaleme almaya başladı. 1996'da dönemin Rusya Devlet Başkanı Boris Yeltsin'in seçim kampanyası ekibinde yer aldı. 1996-97'de Rusya Güvenlik Konseyi'ne, 2003-2005'te ise dönemin Rusya Maliye Bakanı Alexei Kudrin'e danışmanlık yaptı. Yaşamını Londra ile Moskova arasında sürdüren ve alaycı üslubuyla ünlenen Nekrassov, çok uluslu şirketlere danışmanlık hizmeti veriyor. Uluslararası TV kanallarına sık sık yorumcu olarak konuk olan yazarın, Saving Ivan (2007), Russian Roulette: The KGB Novellas (2012) ve sadece kindle formunda yayımlanan The Best of STI: Uncensored (2013) başlıklı kitapları bulunuyor.

Twitter'dan takip edin: @StirringTrouble

Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Al Jazeera’nın editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Alexander Nekrassov

Tanınmış dış politika yazarı ve Stirring Trouble Internationally sitesinin editörü olan stratejist Alexander Nekrassov, 1957 yılında Moskova'da dünyaya geldi. Çocukluk dönemini Londra'da geçirdi. Moskova Uluslararası İlişkiler Devlet Enstitüsü'nden mezun oldu. Devamını oku

Yorumlar

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Böylelikle, Topluluk Kuralları ve Kullanım Koşulları'na uygun olarak, yorumlarınızı kullanmak, yeniden kullanmak, silmek veya yayınlamak üzere tarafımıza geri alınamaz, herhangi bir kısıtlamaya tabi olmayan (format, platform, süre sınırlaması da dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) ve dünya genelinde geçerli olan ücretsiz bir lisans hakkı vermektesiniz.
;