Görüş

'Takdire şâyan' konuşmadaki şâyân-ı dikkat hayal kırıklığı

Bugün New York’taki bir Türk diplomatın anlattıklarını dinleyince Ankara’nın, Obama’nın Suriye politikasında yaşadığı hayal kırıklığının boyutlarını daha iyi anlıyorsunuz. Bu hayal kırıklığına Davutoğlu’nun kamuoyu önünde ‘takdire şâyan’ dediği konuşmanın bazı unsurları da dâhil. Gürkan Zengin New York’tan yazdı.

BM Genel Kurulu'nda konuşan ABD Başkanı Obama, Suriye lideri Esed'i “halkına bomba yağdıran tiran” olarak nitelendirdi. [Fotoğraf: Reuters]

Başbakan Davutoğlu Başkan Obama’nın dün BM genel kurulundaki konuşmasını ‘takdire şâyan’ diye nitelendirmişti. Obama’nın Beşar Esed’i ‘tiran’ diye nitelendirmesi, Suriye’nin geleceğinde Esed’in olamayacağını belirtmesi elbette Türkiye açısından ‘takdire şâyan’dı.

Ancak Obama’nın konuşmasının arka planında Ankara’da çok ciddi rahatsızlık yaratan unsurların da olduğu anlaşılıyor.

Obama’nın bilhassa, ‘Amerika Irak’ta dersini aldı, artık dünyayı Amerika kurtarmayacak’ yollu mesajlarını Ankara’da Suriye dosyasını takip eden diplomatlar, ‘amacını aşan, bir ham stratejik söylem’ olarak nitelendiriyor.

Amerika’nın dünyaya liderlik yapma konusunda, deyim yerindeyse meflûç halde olduğunu artık herkes görüyor. Olağanüstü bir ekonomik güç, muazzam bir askeri kapasite, ama uluslararası sahnede ne zaman, nereye, ne şekilde müdahil olacağını  bilemeyen bir siyasi irade!

by Gürkan Zengin


New York’ta görüştüğümüz bir diplomat, bu söylemi değerlendirirken, "Hiçbir yere karışmayacağım, müdahil olmayacağım’ gibi bir yaklaşımı Amerika olarak sürdürebilecek misin? Peki, bunun sonuçlarına katlanmaya hazır mısın?" sorularını soruyor.

Irak-Suriye karşılaştırmasına tepki

Obama’nın yaptığı Irak-Suriye karşılaştırması da ciddi tepki çekmiş görünüyor. Aynı diplomat bu karşılaştırmayı, ‘Çok kötü, yanlış ve haksız’ diye nitelendirdi ve bunu da şöyle gerekçelendirdi:

“Irak’a müdahalenin gerekçesi de, yapılış şekli de yanlıştı. Amerika Irak’a girdiğinde orada ne 300 bin insan ölmüştü, ne 6 milyon insan mülteci durumuna düşmüştü. Buna rağmen, bugün orada Saddam Hüseyin’in ruhuna rahmet okutan bir müdahale yapıldı oraya. Suriye öyle mi? Bugün Suriye’de senin müdahalenin ertesinde ‘biz Esad ile daha iyiydik’ diyecek tek bir kişi yok!”

Amerika, 2003 Mart’ında Irak’a, Saddam Hüseyin’in elinde kimyasal silahlar bulunduğunu, bunun bölge ve dünya barışı için tehdit olduğunu ileri sürerek askeri müdahale bulunmuştu.

Bugün Suriye’de kimyasal silahların, varil bombalarının kullanıldığı, 200 binden fazla insanın katledildiği bir sahaya müdahale için bin dereden su getiriyor, karar alamıyor.

Nereye müdâhil olacağını bilemeyen siyasi irade

Amerika’nın dünyaya liderlik yapma konusunda, deyim yerindeyse meflûç halde olduğunu artık herkes görüyor. Olağanüstü bir ekonomik güç, muazzam bir askeri kapasite, ama uluslararası sahnede ne zaman, nereye, ne şekilde müdahil olacağını bilemeyen bir siyasi irade!

Amerika’da önümüzdeki yıl, Kasım ayında başkanlık seçimleri var. Dolayısıyla mevcut başkan Barack Obama artık bir ‘topal ördek’ konumuna girmiş durumda. Yeniden seçilmesi de mümkün değil. Ancak Suriye dosyasında dört yıldır gözlediğimiz Amerikan politikaları Beyaz Saray’da sadece bir topal ördeğin değil, aynı zamanda gözüne far tutulmuşcasına olduğu yere mıhlanmış, donmuş kalmış bir tavşanın olduğunu gösteriyor.

Özellikle Ortadoğu politikalarında donukluk ve kararsızlık halinin ağır bedelleri oluyor. Hal böyle olunca, Vladimir Putin’in Rusya’sı, New York’taki başka bir Türk diplomatın ifadesiyle uzunca bir süredir Amerika ile 'Kedinin fareyle oynadığı gibi" oynuyor.

"Amerika, Rusya'nın Suriye hamlesini anlamlandıramadı"

Türk diplomatlarına göre Amerikan yönetimi, Rusların Suriye’ye yönelik son hamlesini de henüz anlamlandırabilmiş değil. Mâlûm Rusya, bir süre önce Suriye’deki askeri varlığını önemli ölçüde artıran hamleler yaptı. Bölgeye sofistike silahlar indirdi, hava üslerine ve bazı kritik noktalara Rus askeri personelini yerleştirdi.

‘Rus tehdidi’ önce Osmanlı Devleti’nin, sonra Türkiye Cumhuriyeti’nin tepesinde, hep bu stratejinin bir sonucu olarak yıllarca Demokles'in Kılıcı gibi sallandı durdu. Bu ‘tarihi tecrübe’ belki Amerika’nın tabloyu okuyabilmesine yardımcı olabilir.

by Gürkan Zengin


Mahiyeti tam anlaşılamayan bir Rus askeri hareketliliği başladı alanda.

Bu cümleden olmak üzere Türkiye’nin son Rus hamlesinden ne anladığı sorulduğunda Türk diplomatın söylediği şuydu:

“Bu çok stratejik bir hamledir. Öyle Ukrayna’ya, Osetya’ya müdahaleyle karşılaştırılamayacak bir hamledir. Rusya’ya, ‘ Merak etme, burada sana karşı bir yönetim olmaz’ deniyordu. Ruslar, bu hamleleriyle ‘Ben burada bana dost bir rejim falan değil, bana bağlı bir yer istiyorum’ mesajı verdi. Yani açıkça 'Ben, benim arsayı istiyorum’ demiş oldu.”

Rusya’nın yüzlerce yıllık ‘Sıcak denizlere inme’ stratejisini en iyi Türkler bilir. ‘Rus tehdidi’ önce Osmanlı Devleti’nin, sonra Türkiye Cumhuriyeti’nin tepesinde, hep bu stratejinin bir sonucu olarak yıllarca Demokles'in Kılıcı gibi sallandı durdu.

Bu ‘tarihi tecrübe’ belki Amerika’nın tabloyu okuyabilmesine yardımcı olabilir.

"Bir şey olacaksa, kimse tek başına yapamayacak"

Peki, Suriye dosyasında gidişat nereye?

BM Genel Sekreteri’nin isimlerini saydığı, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu Suriye’nin kaderinde etkili beş ülke aralarında bir mutabakata varabilecek mi?

Diplomatın söylediği şu:

"Herkes şunu anlamış durumda: Bir şey olacaksa bunu hiç kimse tek başına yapamayacak. Kimse tek başına bir şey yapamayacağına göre birlikte neyi yapabiliriz? Bütün mesele burada…”

Durum böyle olduğu için Rus lideri Vladimir Putin, dün New York’ta Barış Grubu’nun Lider Zirvesi yemeğinde yanına tercümanını da alarak Türk Başbakan'ın yanına yaklaşıp ‘Konuşalım’ dedi. 10 dakika kadar süren ‘ayaküstü’ bir konuşmaydı ama Türk diplomatın aktardıklarından anlıyoruz ki, Putin’in de Suriye sahasında tek başına sonuç alamayacağını iyi anlamış aktörlerden biri olduğunu gösteren bir konuşmaydı.

Gürkan Zengin, gazeteciliğe 1989'da TRT Haber Merkezi'nde adım attı. Çeşitli televizyonların Ankara bürolarında muhabir, editör ve haber müdürü olarak çalıştı. CNN Türk televizyonunda on yıl boyunca 'Editör' programını hazırlayıp sundu. 2011 yılından bu yana Al Jazeera Türk'ün haber direktörü. Türkiye'nin dış politikasını mercek altına alan 'Hoca' ve 'Kavga' (İnkılap Kitabevi) adlı iki kitabı bulunuyor.

Twitter'dan takip edin: @ZenginGurkan

Gürkan Zengin

1968 yılında Ankara'da doğdu. Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi mezunu. Gazeteciliğe 1989'da TRT Haber Merkezi'nde adım attı. Çeşitli televizyonların Ankara bürolarında muhabir, editör ve haber müdürü olarak çalıştı. CNN Türk televizyonunda on yıl boyunca 'Editör' programını hazırlayıp sundu. Devamını oku

Yorumlar

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Böylelikle, Topluluk Kuralları ve Kullanım Koşulları'na uygun olarak, yorumlarınızı kullanmak, yeniden kullanmak, silmek veya yayınlamak üzere tarafımıza geri alınamaz, herhangi bir kısıtlamaya tabi olmayan (format, platform, süre sınırlaması da dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) ve dünya genelinde geçerli olan ücretsiz bir lisans hakkı vermektesiniz.
;