Görüş

Türkiye-Ukrayna ilişkileri neden önemli?

Türkiye-Ukrayna arasında jeopolitikten ekonomik ilişkilere, turizmden Kırım Tatarlarının durumuna kadar pek çok kuvvetli bağ var. Türkiye, Ukrayna ve Rusya arasındaki hassas dengeler ise ilişkilerinin seyrinin olumsuz yöne evrilmesine neden olmuyor.

Konular: Ukrayna, Türkiye
Halit Gülşen'e göre, Türkiye ve Ukrayna’nın siyasi ve ekonomik çıkarlarında büyük oranda bir örtüşme var. [Fotoğraf: Getty Images]

Ukrayna, 2004’te meydana gelen renkli devrimin ardından günümüze kadar geçen sürede çok sayıda siyasi kriz ve iç karışıklık yaşadı. On yıl devam eden zorlu bir sürecin sonunda 2014’de Rusya işgaline maruz kalarak Kırım’ı fiilen kaybetti, ülkenin doğusunda ise yönetimin Rusya yanlısı milislerin eline geçmesine engel olamadı. Bölgede Ukrayna güvenlik güçleri ile Rusya yanlısı ve destekli milisler arasındaki çatışmalar hâlâ devam ediyor.

Ukrayna üzerinde on yılı aşkın süredir devam eden Rusya-Avrupa Birliği-Amerika Birleşik Devletleri üçgenindeki nüfuz mücadelesinin bu derece sert geçmesi, aslında Ukrayna’nın ne kadar önemli bir ülke olduğunu gösteriyor. Ülkenin bu öneminin başında ise jeopolitik konumu ön plana çıkıyor.

Ukrayna’nın jeopolitiği

Uluslararası alanda devletlerin politikalarını şekillendiren en önemli unsurların başında coğrafyanın geldiği kabul edilir. Nitekim Napolyon’un “Coğrafya, ülkelerin kaderini belirler” sözü, bu durumu en iyi açıklayan ifadelerin başında gelir. Bu bağlamda kısaca “coğrafyanın politikaya verdiği yön” olarak tanımlanabilecek jeopolitik kavramı, Ukrayna’nın taşıdığı öneminin anlaşılabilmesi için bir anahtar.

Ukrayna-Türkiye ilişkileri Sovyetler Birliği’nin dağılmasından itibaren sürekli iyi düzeyde bir ilerleme gösterdi. Elbette bunun birçok nedeni bulunuyor. Ukrayna’nın Karadeniz’e kıyısı olması, jeopolitik açıdan Karadeniz’in güvenliğinin sağlanması noktasında Türkiye açısından önem taşıyor. Türkiye’nin Rusya’dan aldığı gazın büyük kısmının Ukrayna üzerinden geçen hat vasıtası ile Türkiye’ye ulaşması da bu ülkenin jeopolitik konumunun önemini gösteriyor.

Karadeniz’e olan kıyısı, Rusya’nın ulusal güvenlik algılaması açısından yakın çevre doktrini içinde yer alması ve Rus gazının Avrupa’ya ulaşmasını sağlayan en önemli geçiş güzergahı olması, Ukrayna’yı Rusya için önemli kılan en önemli jeopolitik unsurlar olarak öne çıkıyor. Bu durumun tam tersine, Rusya’yı çevreleme politikası ve Avrupa’ya gelen Rus gazının ana güzargahı olması faktörleri ise Ukrayna’nın jeopolitiğini ABD ve AB açısından son derece önemli bir hale getiriyor.

Ancak Ukrayna’nın önemi sadece büyük güçlerin tekelinde olmadığı gibi, bu unsurlarla da sınırlı değil. Türkiye için de Ukrayna birçok açıdan büyük önem taşıyor ve nitekim iki ülke arasında özellikle son yıllarda ikili ilişkilerde artan ivme, bu durumu net olarak gösteriyor.

Türkiye-Ukrayna: Ortak çıkarlar

Ukrayna-Türkiye ilişkileri Sovyetler Birliği’nin dağılmasından itibaren sürekli iyi düzeyde bir ilerleme gösterdi. Elbette bunun birçok nedeni bulunuyor. Ukrayna’nın Karadeniz’e kıyısı olması, jeopolitik açıdan Karadeniz’in güvenliğinin sağlanması noktasında Türkiye açısından önem taşıyor. Türkiye’nin Rusya’dan aldığı gazın büyük kısmının Ukrayna üzerinden geçen hat vasıtası ile Türkiye’ye ulaşması da bu ülkenin jeopolitik konumunun önemini gösteriyor.

Elli yılı aşkın süredir AB ile müzakereler yürüten ve NATO üyesi olan Türkiye, Ukrayna’nın AB ile entegrasyon politikalarını desteklerken, NATO üyeliği konusunda da bu ülkenin yanında yer alıyor. BM ve AGİT gibi uluslararası örgütlerde de birbirini destekleyen iki ülke, askeri alanda da ikili ilişkilerini geliştiriyor. Ancak askeri alandaki ilişkiler sadece ikili düzeyde sınırlı değil. NATO-Ukrayna Komisyonu, BLACKSEAFOR ve Karadeniz Uyum Harekatı askeri ilişkiler açısından önemli bir zemin teşkil ediyor.

Diğer taraftan Kırım Tatarları, iki ülke ilişkilerini vazgeçilmez kılan en önemli unsurlar arasında yer alıyor. Türkiye ile akrabalık bağı olan Kırım Tatarları iki ülke arasında adeta bir köprü vazifesi görüyor. Bu kapsamda Rusya’nın Kırım işgalini ve ardından ilhakını tanımayan Türkiye, Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü ve Kırım Tatar halkının haklarını Rusya’ya karşı savunmaya devam ediyor.

İki ülke arasındaki diğer önemli bir faktör ise ekonomik ilişkiler. TÜİK verilerine göre 2016 yılında iki ülke arasındaki ticaret hacmi 3,7 milyar dolar. Ukrayna’da faaliyet gösteren yaklaşık 600 Türk firmasının bu ülkedeki toplam yatırım tutarı, üçüncü ülkeler üzerinden gerçekleştirilenlerle beraber 2 milyar dolar. Ayrıca Ukrayna’da faaliyet gösteren müteahhitlik şirketleri tarafından bugüne kadar üstlenilen 162 projenin toplam tutarı ise 5,1 milyar dolar. Bu rakamlar iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin de son derece önemli olduğuna işaret ediyor.

İlişkilerin ekonomik boyutu bununla da sınırlı değil. Turizm taraflar arasında önemli bir alt başlığı oluşturuyor. 2014’te 657 bin Ukrayna vatandaşı Türkiye’yi ziyaret etti. 2015’de bu sayı 707 bine yükseldi. 2016’da ise 1 milyon 45 bin Ukraynalı tatil için Türkiye’yi tercih etti. Bu çerçevede tarafların karşılıklı olarak vizeleri ve pasaportları kaldırarak, sadece kimlik ile karşılıklı seyahatin yolunu açmasıyla, bu sayının 2017’de daha da artması hedefleniyor.

Rusya krizi tarafları yaklaştırdı

Türkiye ve Ukrayna’nın siyasi ve ekonomik çıkarlarında büyük oranda bir örtüşme olduğu görülüyor. Bu durum da kaçınılmaz olarak tarafları birbirine daha da yakınlaştırıyor. Ancak belirtmek gerekir ki son iki yılda ilişkilerde artan ivmede her iki ülkenin de Rusya ile yaşadığı krizlerin de etkisi oldu. 2014’te Rusya’nın uluslararası hukuku hiçe sayarak Kırım’ı önce işgal ardından da ilhak etmesi, Türkiye açısından Karadeniz’de bir güvenlik sorunu oluşturdu. Ayrıca Kırım Tatarları ile Türkiye arasındaki yakın akrabalık bağlarını da göz ardı etmeyen Türkiye, Rus işgali karşısında Ukrayna’nın yanında yer alarak toprak bütünlüğünü savundu.

Son iki yılda ilişkilerde artan ivmede iki ülkenin de Rusya ile yaşadığı krizlerin de etkisi oldu. 2014’te Rusya’nın uluslararası hukuku hiçe sayarak Kırım’ı önce işgal ardından da ilhak etmesi, Türkiye açısından Karadeniz’de bir güvenlik sorunu oluşturdu. Ayrıca Kırım Tatarları ile Türkiye arasındaki yakın akrabalık bağlarını da göz ardı etmeyen Türkiye, Rus işgali karşısında Ukrayna’nın yanında yer alarak toprak bütünlüğünü savundu.

Ukrayna’nın Rusya ile yaşadığı bu derin krizden bir yıl sonra Türkiye’nin sınır ihlali yapan Rus savaş uçağını düşürmesi, bu kez Türkiye-Rusya arasında derin bir krize yol açtı. Bu noktada da zaten Rusya ile savaş halinde olan Ukrayna, çıkarlarının gereği olarak Türkiye’nin yanında yer aldı ve her türlü işbirliğine hazır olduğunu belirtti. İki ülkenin de Rusya ile yaşadığı krizler, zaten ciddi bir potansiyele sahip olan ve her geçen yıl gelişen ilişkilerin daha da pekiştirilmesine katkı sağladı.

Türkiye-Rusya arasındaki kriz aşılmış olmasına rağmen, Rusya-Ukrayna arasındaki kriz artarak devam ediyor. Bu noktada elbette Türkiye’nin Ukrayna ile ilişkilerinin seyri, Rusya açısından istenen bir durum değil.

Ancak hatırlatmak gerekir ki, Türkiye Ukrayna ile en yakın ilişki kurduğu dönemde, Rus gazının Avrupa’ya, Ukrayna’ya alternatif bir hattan ulaşmasını sağlayacak Türk Akımı projesine imza attı. Türkiye-Ukrayna yakınlaşması Rusya açısından istenen bir durum olmadığı gibi, Türk Akımı projesi de Ukrayna açısından istenen bir durum değil. Fakat bu durum, Türkiye-Ukrayna ilişkilerinin seyrinin olumsuz yöne evrilmesine neden olmuyor.

Benzer şekilde Türkiye-Ukrayna ilişkilerinin gelişmesi de Türkiye-Rusya ilişkilerini gelişmesine engel değil. Zira çıkar odaklı ilerleyen uluslararası ilişkilerde bir ülke ile her konuda anlaşılması mümkün değil. Bu durum Türkiye açısından geçerli olduğu gibi Rusya ve Ukrayna açısından da geçerli.

Türkiye-Rusya ilişkileri ekonomi temelli bir zeminde ilerliyor. Suriye başta olmak üzere birçok siyasi konuda anlaşmazlıklar zaten resmi yetkililer tarafından da dile getiriliyor. Ancak bu durum ne taraflar arasında S-400 görüşmelerine, ne Ukrayna’nın NATO üyeliğinin Türkiye tarafından desteklemesine, ne de Rusya’nın Esed’e verdiği destekten vazgeçmesine engel olmuyor. Uluslararası ilişkilerin doğası da zaten bunu gerektiriyor.

Halit Gülşen, Ankara Üniversitesi Rus Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden mezun oldu. Sırasıyla Avrasya Stratejik Araştırmalar Merkezi (ASAM, 2008-2009), Avrasya İncelemeleri Merkezi (AVİM, 2009-2012) ve Anadolu Ajansı’nda (AA, 2012-2015) çalıştı. Halen TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi Güvenlik Çalışmaları Bölümü’nde yüksek lisans programına devam eden Gülşen’in Rusya ve Post-Sovyet coğrafyasına yönelik çalışmaları Ermeni Araştırmaları Dergisi, Review of Armenian Studies, Avrasya Dosyası, İnsanlığa Karşı Suçlar ve Tarih, Stratejik Analiz dergilerinde yayımlandı.

Twitter'dan takip edin: @halitglsn

Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Al Jazeera'nin editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Halit Gülşen

Ankara Üniversitesi Rus Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden mezun oldu. Sırasıyla Avrasya Stratejik Araştırmalar Merkezi (ASAM, 2008-2009), Avrasya İncelemeleri Merkezi (AVİM, 2009-2012) ve Anadolu Ajansı’nda (AA, 2012-2015) çalıştı. Devamını oku

Yorumlar

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Böylelikle, Topluluk Kuralları ve Kullanım Koşulları'na uygun olarak, yorumlarınızı kullanmak, yeniden kullanmak, silmek veya yayınlamak üzere tarafımıza geri alınamaz, herhangi bir kısıtlamaya tabi olmayan (format, platform, süre sınırlaması da dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) ve dünya genelinde geçerli olan ücretsiz bir lisans hakkı vermektesiniz.
;