Görüş

Zeljko’nun dünyası

Yeni sezona bambaşka bir kadroyla başlamasına karşın yine Dörtlü Final'e uzanan Fenerbahçe'de koç Obradoviç bunu nasıl başardı? Ne gibi süreçlerden geçti, neler yaşadı? Spor yazarı Uğur Ozan Sulak yazdı.

Obradovic şu ana kadar 4 farklı takımda Euroleague'i kazandı. [AA]

Siyah defter, kalemlik, Fenerbahçe logolu defter, eski bir telefon, toplu takım fotoğrafı ve Hürriyet Daily News. Bu kadar. Zeljko Obradovic’in ofis masasında bunlar var.

“Çekmecemde de geçen yıl oynadığımız bütün setleri içeren kalın bir dosya tutuyordum. Sezon başında şöyle bir baktım. Sonra bir de kadroma baktım. Çöpe attım. Çünkü artık işe yaramazdı.”

Yeni sezonun başlangıcıyla Nemanja Bjelica, Andrew Goudelock, Emir Preldzic, Luka Zoric ve Nikos Zisis gibi oyuncuların takımdan ayrılması Fenerbahçe’de çekirdeğin, dolasıyla sistemin bir kez daha değişmesi anlamına geliyordu. Obradovic zaten Panathinaikos yıllarından kalan, en basit şekilde “4 dışarıda-1 içeride” tabiriyle özetlenebilecek, 5 numaranın tepeye gelerek ikili oyunu başlattığı birincil set hücumunu Fenerbahçe’deki ilk sezonunda kullanamamış; ikinci sezonunda da farklı bir yöne giderek yine PAO’daki sisteminden farklı bir şablon ortaya koymuştu. 

Obradovic gülümsedi. Aklındaki sistem bu değildi. Avrupa’nın en değişken, tahmin edilmesi en güç takımını yarattığını düşünüyordu. 

by Uğur Ozan Sulak


Tek oyuncunun topu domine etmesinin mümkün olmadığı, hücumu üç-dört farklı merkezden yönlendirebilen (Çoğunlukla Bjelica, Goudelock, Preldzic) bir sistem oluşturmak istiyordu. Plan bir yere kadar işledi. Deplasmanda Barcelona, CSKA ve Olimpiakos’a karşı galibiyetler alındı. Üç-dört aya yakın süre Fenerbahçe Avrupa’da en iyi basketbolu oynayan takım oldu ve tarihinde ilk kez Dörtlü Final gördü.

Peki o takım Panathinaikos’a benzer bir hanedanlığın oluşumuna kaynaklık edebilir miydi? Emir Preldzic kusursuz bir makineyi yönetebilecek adam mıydı? Andrew Goudelock ne kadar güvenilirdi? Genel hatlarıyla sezondan elbette memnundu. Ama bunu hiçbir zaman itiraf etmeyecek olsa da, Final Four’da Real Madrid’e karşı ilk devrede 25 sayı geriye düşmek onun standartlarında kabul edilemezdi. O yüzden bir önceki yılın kitabını çöpe attı. Yeniden başladı.

Socrates’in Ocak sayısı için koçla röportaj yapmaya giderken, bu yılın planlarını da Nemanja Bjelica’nın bozduğunu düşünüyordum. Elbette Obradovic ile Gherardini buradayken Fenerbahçe elit seviyede kalmayı sürdürecek, Dörtlü Final için düzenli aday olacaktı, ama… Sanki bu yeni takımın bir eksiği vardı. Bu yeni takım, modern basketbolun tüm gereklerini yerine getiriyordu lâkin bir yıl önceki takım da normal sezonda benzer performansı göstermişti. Hem bu kez Bjelica yoktu. Yani sistem, geçen yıl Avrupa’daki tüm rakiplerin dengesini bozan ve savunmaları sürekli rotasyona sevk eden temel oyununu, Obradovic de sahada ona en yakın olan oyuncuyu kaybetmişti.

Bjelica’ya dair söyleyeceklerini merak ediyordum. Cümleleri özenle seçer miydi? Duygusal mı olurdu, yoksa politik mi? 20 yıllık arkadaşı-menajeri Alex Raskovic ve dolayısıyla Wasserman tarafından temsil edildiği için, Bjelica’nın NBA hayalini Mayıs ayında öğrenmiş olamazdı. Soruyu sordum. Ufak bir duraksama sonrası, “Dejan Bodiroga, Dimitris Diamantidis veya Sasha Djordejvic gibi oyuncular beni tek bakışımdan anlardı. Onlara daima minnettar kalacağım. Nemanja da o gruba aitti. Gittiği için, beni bıraktığı için mutsuzum” dedi. “Keşke…” dedi ve yine durakladı. “Tabii ki kararına saygı duyuyorum” diyerek konuyu kapattı. Takımdan ayrılmak istediğini uzun süredir biliyordu. Yine de, sezon sonunda ikna edebileceğini düşünmüştü.

Gigi Datome piyasadaki en iyi alternatiflerden biriydi. Bjelica’yla oyun karakterleri benzeşmese de, Datome tercihi Obradovic’in yapmak istedikleriyle alakalı fikir vermeliydi. 90’lar Avrupa basketbolunda ortalama üstü 4 numaralara milyon dolarlar kazandıran adam yine saha içi yerleşimini ön planda tutmuştu. Pero Antic’in de gelişiyle Fenerbahçe zaman zaman beş şutöre dönebilecek, kaybolmaya yüz tutan köşe üçlükleri kısmen geri gelecek ve takım yarı sahaya tamamen yayılacaktı. Zaten takımların her geçen gün kısaldığı, oyunun hızlandığı şu dönemde, geçen yılki yarı final serisini Palacios-Gabriel pota altıyla Pınar Karşıyaka kazanmamış mıydı? 

Obradovic gülümsedi. Aklındaki sistem bu değildi. Avrupa’nın en değişken, tahmin edilmesi en güç takımını yarattığını düşünüyordu. Birbirine daha bağımlı parçalardan kurulu ama potansiyeli zirveyi gören bir takımdı bu. Dixon, Antic, Sloukas, Kalinic… Gelişmeleri dışarıdan takip eden herkesin, kendince çekinceleri vardı. Hepsi, birer birer gitti.

O yüzden, transferler ikna etmedi mi? Biraz bekleyelim. Datome’yi 3 numaraya veya Udoh-Vesely’yi yan yana yazmadık mı? Fikrimizi değiştirmek için hâlâ vakit var.

Zeljko Obradovic 2011’den beri Euroleague’i kazanmıyor.

Uğur Ozan Sulak, Eurosport Türkiye'de spor spikeri, Socrates Dergi'de editör olarak görev yapmakta. Daha önce NBA Türkiye dergisinde çalıştı. 

Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Al Jazeera'nin editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Uğur Ozan Sulak

Uğur Ozan Sulak, Eurosport Türkiye'de spor spikeri, Socrates Dergi'de editör olarak görev yapmakta. Daha önce NBA Türkiye dergisinde çalıştı.  Devamını oku

Yorumlar

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Böylelikle, Topluluk Kuralları ve Kullanım Koşulları'na uygun olarak, yorumlarınızı kullanmak, yeniden kullanmak, silmek veya yayınlamak üzere tarafımıza geri alınamaz, herhangi bir kısıtlamaya tabi olmayan (format, platform, süre sınırlaması da dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) ve dünya genelinde geçerli olan ücretsiz bir lisans hakkı vermektesiniz.
;