Haber analiz

'Afrodit' sayesinde müzakere

Ekonomik sorunlarla boğuşan Güney Kıbrıs, KKTC ile müzakere masasına oturdu. Zira tek taraflı ilan ettiği ekonomik münhasır bölgenin bir parçası olan Afrodit'te bulduğu doğalgazı ihraç etmesinin en ekonomik yolu Türkiye'ye uzanacak boru hattı. Aynı hat İsrail doğalgazı için de mantıklı seçenek.

Haberin Öne Çıkanları

Tek taraflı ekonomik bölge

Türkiye donanmasını güçlendirdi

Boru hattı ekonomik çözüm

Türkiye, Akdeniz'deki ekonomik paylaşım kavgasında donanmasını güçlendirdi [AA]

Kıbrıs’ta federal çözümü öngören Annan Planı için 24 Nisan 2004’te yapılan referandumda yüzde 75 oranında ‘hayır’ diyen Rumlar, 1 Mayıs 2004’te de Avrupa Birliği’ne üye oldu. Bu tarihten sonra Kıbrıslı Rumların önemli bir kısmı için Ada’da ‘çözümsüzlük en iyi çözümdü.’ Ta ki 2013’te iflasın eşiğine geldikleri ekonomik krize kadar...

İşsizlik, AB’nin istatistik kurumu Eurostat rakamlarına göre, 2013’te yüzde 17,5’a çıktı. Kıbrıslı Rumlar artırılan vergiler, yükseltilen emeklilik yaşı, maaşlarının düşürülmesi, banka mevduatlarının bir kısmına el konulması gibi ağır önlemlerle karşı karşıya kaldılar.

Fakat yine de ekonomik iyileşmenin önünü açacak kapsamlı bir barış için yeniden müzakere masasına oturmakta ayak dirediler. Umutları 2011 yılında Güney Kıbrıs açıklarında bulunan doğalgaz yataklarıydı.

Güney Kıbrıs için büyük doğalgaz rezervi

ABD Teksas Houston merkezli Noble Enerji ve İsrailli Delek firması konsorsiyumunun ilk bulgularına göre doğalgaz yatağının potonsiyeli 142 milyar metreküp ile 250 milyar metreküp arasındaydı.

Daha sonraki sondajlar bu rakamın 147 milyar metreküp olduğunu ortaya koydu. Bu rakam, Güney Kıbrıs’ın 100 yıllık enerji ihtiyacını karşılamaya yetiyordu. Söz konusu rakam, Türkiye Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın verilerine göre, 2013 yılında 47 milyar metreküp doğalgaz harcayan Türkiye’nin de üç-dört yıllık ihtiyacına denk geliyor.

İran’ın kanıtlanmış doğalgaz rezervleri, Güney Kıbrıs’taki doğalgazın yaklaşık 183 katı. Dünya doğalgaz piyasası için Güney Kıbrıs açıklarındaki gaz, çok büyük bir miktar sayılmasa da, Amerika merkezli German Marshall Fund’un Eylül 2013’te yayınlanan “Kıbrıs ve İsrail için doğalgaz ihraç olasılıkları” raporuna göre ekonomik gelişme ve enerji güvenliği açısından dikkate alınması gereken bir rakam.

Avrupalı şirketler de devrede

Üstelik Noble-Delek Enerji’ye göre aynı sahada petrol yatakları da olabilir. Zira doğalgaz, Güney Kıbrıs'ın Afrodit adını verdiği sahada bulundu. Güney Kıbrıs'ın bunun dışında sahaları da var. Bu sahalar da başka enerji şirketlerinin ilgi alanında.

Fransız Total Enerji, İtalyan ENİ,Koreli Kogas, Rus NOVATEK de, Kıbrıs açıklarındaki doğalgaz pontansiyeliyle yakından ilgilendiğini duyurdu.

Türkiye tanımadı

Enerji kaynağı çeşitliliğini artırmak ve doğalgazda Rusya’ya olan bağımlılığını azaltmak isteyen Avrupa’nın şirketleri Güney Kıbrıs’taki yataklar için, paylaşma yarışına girseler de önemli bir engelle karşılaştılar: Türkiye.

Ankara, Türkiye ve Kıbrıslı Türklerin itirazlarına rağmen, Güney Kıbrıs'ın tek taraflı ilan ettiği münhasır ekonomik bölgenin önemli bir kısmının kendi kıta sahalığı içinde olduğunu açıkladı.

Güney Kıbrıs’ın doğalgaz arama izni verdiği sahalarla KKTC’nin Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı'na (TPAO) verdiği arama lisanslarının sahaları da çakışıyor.

Ankara, Kıbrıs’ta Türklerin hakları da 'tamamıyla ve hakça' teslim edilmediği sürece, Güney Kıbrıs ile işbirliği yapmaya niyetlenen şirketlerin Türkiye enerji piyasasından faydalanamayacağını da ilan etti.

Türkiye, Lübnan ve Mısır’daki gücünü de devreye sokuyor

Nitekim, Türkiye hızla donanmasını güçlendirme yoluna gitti. Örneğin, 2013 Aralık ayında İspanya ile ortak havuzlu çıkarma gemisi yapacağını duyurdu. Uçak gemisi olarak da görev yapabilecek saldırı gemisinin maliyetinin yarım milyar dolar ile bir milyar dolar arasında olması bekleniyor. Akdeniz’e kıyısı olan ülkeler içinde İspanya’dan sonra böyle bir gemiye sahip ikinci ülke Türkiye olacak.

Türkiye, Güney Kıbrıs'ın daha önce Lübnan ve Mısır'la yaptığı münhasır bölge anlaşmalarını da etkilemeye çalıştı. Türkiye'nin girişimleriyle, Güney Kıbrıs ile Lübnan’ın 2007’de imzaladığı anlaşma Lübnan Parlamentosu’ndan geçmedi.

Ankara, Mısır ve Güney Kıbrıs arasında 2003 yılında imzalanan anlaşmanın da gözden geçirilmesi için çaba sarf etti. Türkiye'nin üçüncü taraf olarak dahil olacağı yeni bir anlaşma yapılmasıyla ilgili yasa teklifi, Mısır'daki darbe nedeniyle görüşülemedi. 

Türkiye, Güney Kıbrıs’ta sismik araştırma yapan gemileri de sık sık engelledi. Bu engellemelerin sonuncusu 3 Şubat 2014’te Total adına Güney Kıbrıs açıklarında arama yapan bir Norveç gemisine yönelikti. Türkiye, gemiyi Türk kıta sahanlığına girdiği için bölgeden uzaklaştırdı.

Güney Kıbrıs, 2011 yılında Afrodit sahasında 147 milyar metreküp doğalgaz potansiyeli keşfetti.

Güney Kıbrıs-İsrail yakınlaşması

Türkiye’nin bu hamlelerine karşılık Güney Kıbrıs çareyi, İsrail ile yakınlaşmakta buldu. 

Mayıs 2010’da Gazze’ye insani yardım malzemesi götüren Mavi Marmara’ya İsrail’in uluslararası sularda saldırması sonucu dokuz Türk vatandaşının hayatını kaybetmesi İsrail-Türkiye ilişkilerinin kopmasına neden olmuştu. Mavi Marmara baskınından kısa süre sonra Güney Kıbrıs ve İsrail yakınlaşmaya başladı.

Turizmden ticarete her alanda artan ikili ilişkiler Güney Kıbrıs ile İsrail arasında 12 Şubat 2012’de, Akdeniz’deki enerji kaynaklarını birlikte korumak için askeri işbirliği anlaşması imzalanmasına kadar gitti. Bu anlaşmadan kısa süre sonra 16 Mayıs 2012’de, İsrail ve Türk savaş uçakları Kıbrıs açıklarında “it dalaşı”na girdi.

İsrail’in gazı Güney Kıbrıs’tan çok daha fazla

İsrail ve Güney Kıbrıs’ın yakınlaşmasının arkasındaki tek neden, Türkiye'ye düşmanlıkları değil. İsrail’in, Güney Kıbrıs’ın Afrodit bölgesine komşu bir alanda Tamar ve Leviatan bölgelerinde 950 milyar metreküpe yaklaşan doğalgaz bulundu. Bu doğalgazı bulan da tıpkı Kıbrıs’ta olduğu gibi Noble-Delek ortaklığıydı. Tamar sahasından, 2013 yılında ilk doğalgaz sevki başladı.

İsrail doğalgaz yataklarını 2009 ve 2010’da bulmasına rağmen, Haziran 2013’e kadar ihraç stratejisi geliştirmedi. İsrail kabinesi bu tarihte doğalgaz rezervlerinin en fazla yüzde 40’ını ihraç etmeye karar verdi.

Güney Kıbrıs’ın seçenekleri

Oysa kendi doğalgaz rezervleri çok fazla olmayan, üstelik ağır bir ekonomik kriz geçirdiği için doğalgazını bir an önce ihraç etmek isteyen Güney Kıbrıs, İsrail ile ihracat konusunda da işbirliği yapmak istiyordu.

Güney Kıbrıs’ın, gazını ihraç edebilmesi seçeneklerinden birisi Yunanistan’a boru hattı döşemek. Ancak bu hattın maliyeti New York Times’in 12 Aralık 2012 tarihli bir haberine göre, 17 milyar doları bulabilir. 

Güney Kıbrıs’ın başka bir seçeneği de doğalgazı Mısır ya da Ürdün’e pazarlamak. Ancak bu seçenek de, Kıbrıs’ın pazar alternatiflerini daraltıyor.

Güney Kıbrıs’ın öncelikli tercihiyse yakın bir zamana kadar Limasol yakınlarındaki Vassilikos’ta gazı sıvılaştıracak bir tesis kurmaktı. Böyle bir tesisin maliyetinin 8 ila 10 milyar dolar olacağı tahmin ediliyor. Vassilikos’ta böyle bir tesisin yüksek maliyetini makûl kılmanın tek yolu, İsrail doğalgazının da buraya gelmesi, burada sıvılaştırılıp satılması.

İsrail’in seçeneği de pek yok

İsrail ise bu seçeneğe pek sıcak bakmıyor. Dünyadaki hiçbir ülke, kendi doğalgazını başka bir ülkede sıvılaştırmıyor. İkili ilişkiler ne kadar iyi olursa olsun bu stratejik kararı göze almak zor. 

İsrail’in, doğalgazını boru hattı olmadan sıvılaştırıp satması da mümkün. Ama sıvılaştırılmış gazı taşıyacak tankerlerin güvenliği İsrail’e epey pahalıya patlayabilir. Zira, Lübnan Hizbullah’ı, İsrail’in Lübnan doğalgazını ‘çaldığını’ düşünüyor. İsrail’den kalkan tankerlerin saldırıya uğrama olasılığı çok yüksek. 

İsrail donanmasının Planlama Başkanı Yüzbaşı İlan Lavi’nin Reuters haber ajansına söylediğine göre tanker seçeneğinin hayata geçebilmesi için İsrail, donanmasına 700 milyon dolar tutarında bir yatırım yapmak zorunda. Üstelik buna ek olarak her sene de 100 milyon dolar harcaması gerekiyor.

Ekonomik seçenek: Türkiye’ye boru hattı

Bu şartlar altında hem Güney Kıbrıs, hem İsrail için ekonomik seçenek, Kıbrıs Adası'ndan geçip Türkiye’ye uzanan bir boru hattı. Bunun yegâne koşulu da belli: Kıbrıs’ta kapsamlı bir barış.

Güney Kıbrıs kapsamlı görüşmelere geçmek için çerçeveyi çizen ‘ortak bildiri’ yayınlanmasında ısrar etti. 

Ortak bildiri müzakereleri devam ederken, Güney Kıbrıs sıvılaştırma tesisi kurmasına yetecek yeni rezerv umudunu taşıyordu, beklenen olmadı. Rezervlerin, öngörülenden az olduğu tespit edildi.  

Bu, Güney Kıbrıs için çok tatminkâr olmasa da sondajı yapan Amerikan Noble ve sırada bekleyen diğer Avrupa şirketleri için üzerinde çalışılmaya değer bir durum. Bütün bu ülkelerin baskısı ve içinde bulunduğu zor ekonomik şartlar, en sonunda Güney Kıbrıs’ı geçen hafta sonu, kapsamlı müzakeler için masaya oturmaya mecbur bıraktı.

Türkiye’den "Barış Suyu' hattı 

Bütün bu süre içinde Türkiye, KKTC’nin ekonomik kalkınmasına yardım etti. KKTC’de kişi başı milli gelir 11 bin doları buldu.

Türkiye, KKTC’nin elli yıllık kullanma ve içme suyunu temin edecek ve barış olması durumunda Güney Kıbrıs'ın su sıkıntısına çare olabilecek 80 kilometrelik ‘Barış Suyu’ projesini hayata geçirerek boru hattı döşenmesinin mümkün olduğunu kanıtladı.

ABD Dışişleri Bakanlığı Eski Sözcüsü ve ABD’nin Eski Azerbaycan Büyükelçisi şimdilerde de Turcas Enerji A.Ş Yönetim Kurulu Üyesi Matthew Bryza, İsrail gazının Türkiye’nin Mersin limanına ya da Ceyhan’a, Kıbrıs ekonomik alanından da geçen bir boru hattıyla taşınmasının bütün tarafların çıkarına olduğunu düşünüyor.

Bryza’ya göre, şirketinin yapmaya hazır olduğu böyle bir boru hattının maliyeti 2 milyar dolar. Eski ABD Büyükelçisi, geçmişte Kıbrıslı Türklerin ve Rumların gelir bölüşümü yüzünden sorunlar yaşadığını da anımsattı ve Al Jazeera’ya şunları söyledi:

“Kıbrıs’ta müzakerelerin başlaması çok umut verici. Eski bir diplomat olarak, müzakerelerin olumlu sonuçlanması için dışarıdan baskı olması gerektiğini tahmin edebilirim ve bu baskı da enerji projeleri olabilir.”

KKTC: Doğalgaz müzakereler için katalizör

KKTC Başbakanı Özkan Yorgancıoğlu da 30 Ocak’ta Al Jazeera'ye  Kıbrıs’taki doğalgazın en uygun maliyetle Avrupa’ya taşınabilmesinin yolunun Türkiye olduğunu söyledi:

“Bunu Rumlar da biliyor, kabul ediyor. Ama Kıbrıs sorununun henüz çözülmemiş olmasının yarattığı bir sıkıntı var bu konuda. Bu nedenle doğalgazın Kıbrıs sorununun çözümüne bir katalizör rol oynaması düşünceleri de artık tartışılmaya başlandı. Kıbrıs sorununun çözümüne bir katkı yapar diye düşünüyorum.”

'Bu boru hattı dokuz canı taşımaz'

Türkiye’ye göre, hem İsrail hem Güney Kıbrıs için doğalgazlarını satmanın tek yolu, Türkiye ile işbirliği yapmak. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Mart 2012’de, “Petrol ve doğalgazın Avrupa'ya ulaşımı konusunda tüm yollar Türkiye'ye çıkıyor” demişti:

“Eğer Mavi Marmara olmasaydı, biz de böyle bir projeye destek verebilirdik. Ama ortada 9 can var iken bu mümkün değil. Bu doğalgaz 9 tane canımızı taşıyabilecek durumda değil. İsrail yaptıklarından ötürü özür dilemeden ve gerekli şartları sağlamadan bu projenin hayata geçirilmesi mümkün değil

Kaynak: Al Jazeera

Ayşe Karabat

1970 yılında Ankara'da dünyaya geldi. Orta Doğu Teknik Üniversitesi Siyaset Bilimi bölümünden mezun oldu. 1995’den beri çeşitli dergi, gazete ve TV kanallarında muhabir olarak çalıştı. Devamını oku

Yorumlar

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Böylelikle, Topluluk Kuralları ve Kullanım Koşulları'na uygun olarak, yorumlarınızı kullanmak, yeniden kullanmak, silmek veya yayınlamak üzere tarafımıza geri alınamaz, herhangi bir kısıtlamaya tabi olmayan (format, platform, süre sınırlaması da dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) ve dünya genelinde geçerli olan ücretsiz bir lisans hakkı vermektesiniz.
;