Haber analiz

Koalisyonun zor meselesi dış politika

Olası bir AKP-CHP koalisyonunda iki partinin en fazla sorun yaşayabileceği alanlardan biri dış politika. İki partinin yaklaşımı neredeyse taban tabana zıt.

[Fotoğraf: Al Jazeera]

AKP'nin seçim beyannamesinde ‘en önemli başarılardan biri’ olarak tanımladığı dış politika, CHP seçim bildirgesine göre “mezhepçi, ideolojik olarak saplantılı ve maceraperest.” Üstelik CHP, amaçlarından birisini ‘AKP’nin dış politikada ve bölgede açtığı yaraları sarmak,’ olarak tanımlıyor. Bu zıtlık da olası bir AKP-CHP koalisyonu için yapılacak müzakere aşamasında bile dış politikayı üzerinde en çok konuşulacak alanlardan biri haline getiriyor.

Dışişleri Bakanlığı her iki parti için de en önemli bakanlıklardan biri. CHP henüz koalisyon için görüşmeler başlamadan önce özellikle Milli Eğitim ve Dışişleri bakanlıklarında ısrarcı olduğunu duyurmuştu. Başbakan Ahmet Davutoğlu ise şimdiki dış politikanın mimarı. Davutoğlu’nun bu alanı koalisyon ortağına kolay kolay bırakmak istemeyeceği tahmin ediliyor.

Geçmiş yıllarda kurulan koalisyon örneklerinin büyük bir çoğunluğunda uygulanan küçük ortağın genel başkanına Başbakan Yardımcılığı'nın yanı sıra Dışişleri Bakanlığı’nın verilmesi bu sefer de gündemde. En azından CHP içinde konuşulan konulardan biri bu. Fakat her iki partinin kurmayları da, bölgedeki ve dünyadaki yeni gelişmeler nedeniyle dış politikanın çok önemli bir alan haline geldiğini söylüyor ve aynı kişinin hem Başbakan Yardımcılığı hem de Dışişleri Bakanlığı'nı yürütmesinin zor olabileceğine dikkat çekiyor. Yine de Dışişleri Bakanlığı için olası bir AKP-CHP koalisyonunda CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu formülünü CHP kendi içinde tartışıyor. Fakat yabancı dil bilmeyen Kılıçdaroğlu’nun bu görevi ne kadar yapabileceği tartışma konusu. Eğer AKP-CHP koalisyonu kurulursa ve Dışişleri Bakanlığını CHP üstlenirse, CHP içinde başka bir ismin bu bakanlığı getirilmesi de mümkün.

Vizyoner mi, değer temelli mi?

AK Parti 2015 seçim beyannamesinde dış politikayı ‘vizyoner ve öncü ülke’ başlığı altında özetlendi. CHP ise aynı alanı ‘yurttaş ve değer temelli dış politika’ başlığı altında ele alıyor.

AKP dış politikada Türkiye’nin ‘şefkat, merhamet ve adalet ekseninde büyütme ilkesinden hareket ettiğini’ belirtirken, CHP’ye göre, Türkiye’nin gücü seküler bir ülke olmasında. Türkiye’yi özellikle Ortadoğu’da yeniden itibarlı, güvenilir ve sorun çözücü örnek bir ülke konumuna getirecek olan güç, sekülerliği:

 “Türkiye bütün dini ve mezhepsel kimliklere saygılı, seküler yapısıyla, bütün bölge ülkelerine ışık tutarak istikrar odağı olmalı. “

Yöntem farkı

CHP temel ilkelerinden birini “komşuların iç işlerine karışmama” olarak tanımlarken, AK Parti, ‘insanların hak ve hukuk taleplerini merkeze koyan, tüm dünya mazlumları ve mağdurları için adalet, özgürlük ve demokrasi ideallerini savunan, dünyanın başka yerlerindeki toplumların hayatını etkileyen sorunların çözümüne katkı vermeye devam eden’ bir dış politika yürüttüğünü vurguluyor.

CHP ise Türkiye’nin ‘komşu ülkelerdeki bölünmelerin ve çatışmaların bir parçası haline getirildiğini’ öne sürerek, “Türkiye hiçbir ülkeye "ağabeylik" taslamayacak, tüm muhataplarına "eşit ortaklar" olarak yaklaşacak, buyurgan üslup, saldırgan tavrı terk edecek” bir dış politika vaat ediyor ve ‘diplomatik nezaket’ içinde kalınacağına özel vurgu yapıyor.

Fırsat mı tehdit mi?

AKP aktif dış siyasetin özellikle ekonomik alanda yeni fırsatlar yarattığını vurguluyor. CHP ise tehlikelere dikkat çekiyor:

Devletler zayıflamakta, aşiret ve mezhep çatışmaları tırmanmakta, suç ve terör örgütleri ülkeleri kan gölüne çevirmektedir. Ülkemizin geleceğini düşünürken bu tehlikeleri yakından izlemek ve yurttaşlarımızın güvenliğini teminat altına almak gerekmektedir.”

Suriye konusunda zıt iki görüş

İki partinin dış politikadaki en temel görüş ayrılıklarından biri de Suriye. AK Parti'nin izlediği politikanın Türkiye’yi sorunun bir tarafı haline getirdiğini düşünen CHP, rejimde dahil olmak üzere, sorunun bütün taraflarıyla görüşmeyi savunuyor. AKP ise rejimle herhangi bir biçimde ikili görüşme yapmayı aklından bile geçirmiyor. 2012 yılında, o zamanlar Dışişleri Bakanı olan Ahmet Davutoğlu “Esed kalacak olsa bile elini sıkmaktansa istifa etmeyi tercih ederdim” demişti.

CHP, Suriye’deki asıl tehlikenin IŞİD ve El Kaide’ye bağlı unsurlar olduğunu düşünüyor ve IŞİD’e karşı kurulan uluslararası koalisyona tam destek vermekten söz ederken, bu konuda AKP uluslararası koalisyonla işbirliği yapmakla birlikte, koalisyonun Irak ve Suriye’de kapsamlı bir siyasi çözüm ortaya koyması gerektiğini de vurguluyor.

Başka zıtlıklar da var: Mısır ve İsrail

CHP ve AKP’nin ikili ilişkiler söz konusu olduğunda, taban tabana zıt oldukları başka bir alan da Mısır ve İsrail ile olan ilişkiler. CHP, Mısır ile siyasi, ekonomik ve kültürel ilişkilerin yeniden kurulmasından yana. Hatta bölgesel sorunların çözümünde Mısır ile işbirliği yapılmasını savunuyor. TRT ve AA’nın yaptığı yayınların Türk ve Mısır halklarının dostluk ilişkilerini zedelediği görüşüne seçim bildirgesinde de yer veriyor. Mısır konusunda CHP’nin başka bir vaadi de “Mısır’ın iç siyasetini, Türkiye kamuoyunu yanıltmak üzere kullanan anlayışa son vermek.”

AKP’nin Mısır’ı algılama biçimiyse bambaşka. AKP Mısır’da askeri bir darbe olduğunu sık sık hatırlatıyor, bunun kabul edilemez olduğuna vurgu yapıyor ve darbeyle yönetime gelmiş hiçbir kişiyle ve kurumla görüşmeyeceğini belirterek, bunun ilkesel bir tutum olduğuna işaret ediyor.

CHP, İsrail ile ilişkilerde AKP’den farklı bir tutum sergilemekten yana; “Ortadoğu barış sürecine olumlu katkı yapma gücünün arttırılması amacıyla Türkiye-İsrail ilişkilerinin normalleşmesi için gerekli koşulları oluşturma” vaadinde bulunurken, AKP ise “İsrail’in Mavi Marmara saldırısıyla ilgili olarak Mart 2013’te özür dilemesinin ardından başlayan normalleşme sürecinde ilerleme kaydedilmesi, İsrail’in Filistin’e yönelik saldırıları ve başta Gazze olmak üzere uyguladığı acımasız ambargo sona ermedikçe mümkün olamayacaktır” görüşünde.

Benzer görüşler de yok değil

AKP ve CHP’nin dış politikada benzer görüşleri de var, her ikisi de Avrupa Birliği ile ilişkilere özel önem verdiklerini vurguluyorlar ama, CHP, AB ile ilişkilere çok daha fazla ağırlık vermeyi ve tam üyelik için müzakere sürecini yeniden canlandırmayı temel bir öncelik olarak ortaya koyuyor. Her iki parti de Afrika, Güney Amerika ile ilişkilere önem veriyor. Ancak CHP, uzak coğrafyalarla ilişki kurulurken dış politika enerjisinin öncelikli bir biçimde dağıtılmasından yana olduğunu vurgularken, AKP kendi iktidarı döneminde yurtdışı temsilcilik sayısını 169’dan 259’a çıkarmakla övünüyor. 

Kaynak: Al Jazeera

Ayşe Karabat

1970 yılında Ankara'da dünyaya geldi. Orta Doğu Teknik Üniversitesi Siyaset Bilimi bölümünden mezun oldu. 1995’den beri çeşitli dergi, gazete ve TV kanallarında muhabir olarak çalıştı. Devamını oku

Yorumlar

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Böylelikle, Topluluk Kuralları ve Kullanım Koşulları'na uygun olarak, yorumlarınızı kullanmak, yeniden kullanmak, silmek veya yayınlamak üzere tarafımıza geri alınamaz, herhangi bir kısıtlamaya tabi olmayan (format, platform, süre sınırlaması da dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) ve dünya genelinde geçerli olan ücretsiz bir lisans hakkı vermektesiniz.
;