15 Temmuz darbe girişimi

"2 defa Terzi'yi görevden alın dedim"

15 Temmuz'daki darbe girişimine ilişkin ikinci iddianamede müşteki olarak ifade veren Özel Kuvvetler Komutanı Korgeneral Zekai Aksakallı, darbede yer alan Tuğgeneral Semih Terzi'nin görevden alınması için iki defa teşebbüste bulunduğunu ama başarılı olamadığını söyledi.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Gülen örgütünün 15 Temmuz'daki darbe girişimine ilişkin ikinci iddianameyi tamamlayarak Ankara 14. Ağır Ceza Mahkemesine gönderdi. Astsubay Ömer Halisdemir'in de şehit edildiği Gölbaşı'nda bulunan Özel Kuvvetler Komutanlığındaki eylemlere ilişkin iddianamede 69 şüpheli yer aldı.  Astsubay Ömer Halisdemir'in eşi Hatice Halisdemir ile İsmail Oğuz ve Özel Kuvvetler Komutanı Korgeneral Zekai Aksakallı'nın "müşteki" olarak ifadelerine yer verildi. Özel Kuvvetlerde görevli Semih Terzi ile Tuğgeneral Mehmet Nuri Başol ve Tuğgeneral Mehmet Cengiz Doğan'ın görevden alınması için 2015 Ağustos öncesinde teklifte bulunduğunu aktaran Aksakallı, Terzi dışındakilerin görevden alındığını söyledi. Terzi'nin buradaki görevden alınması için 2015-2016'da iki defa teklifte bulunduğunu, olumsuz sicil ve olumsuz kanaat yazdığını, hatta 5-6 ay önce kendisine Silopi'de "Dilekçeni yaz, bu birlikten defol git" dediğini anlatan Aksakallı, Terzi'nin örgüt üyesi olduğunu tahmin ettiğini, buna yönelik şüphelerinin bulunduğunu, görevinde çok yetersiz olduğunu bildirdi.

Savcılık, iddianamenin, Özel Kuvvetler Komutanlığındaki eylemlere ilişkin daha önce 18 sanık hakkında açılan davayla birleştirilmesini talep etti.

Şüpheliler

İddianamede şüphelilerin "Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs", "Türkiye Cumhuriyeti hükümeti ile TBMM'yi ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs" ve "Nitelikli kasten öldürme" suçlarından dörder kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının yanı sıra "Terör örgütü üyesi olmak" ve "Nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs" suçlarından ayrıca hapis cezasına çarptırılmaları istendi.

Astsubay Ömer Halisdemir'in eşi Hatice Halisdemir ile İsmail Oğuz ve Özel Kuvvetler Komutanı Korgeneral Zekai Aksakallı'nın "müşteki" olarak yer aldığı iddianamenin şüphelileri şunlar:

"Adem Loğa, Ahmet Aslan, Ahmet Müfi̇t Küçük, Ahmet Seçki̇n Vural, Ahmet Turan Yücedağ, Ali̇ Kapucu, Alperen Berat Durmuş, Baki̇ Ağyar, Beki̇r Kurt, Bi̇lal Tosun, Burak Kekli̇k, Cem Si̇nan Yenal, Emrah Şentürk, Emre Andıç, Engi̇n Kaya, Engi̇n Sevi̇nç, Ertuğrul Bozçal, Fahri̇ Ersoy, Faruk Erkul, Fati̇h Uysal, Fati̇h Rüştü Keten, Gökhan Mercan, Gürbüz Türk, Hali̇l Kuş, Harun Raşi̇t Aktaş, Hüseyi̇n Uğurer, Hüseyi̇n Uludağ, İlhami̇ Yıldız, Kadi̇r Aslan, Mehmet Durmaz, Mehmet Koç, Mehmet Kuşlu, Mehmet Raydemi̇r, Mehmet Ali̇ Çeli̇k, Mehmet Ali̇ Eser, Mehmet Yaşar Çeli̇k, Murat Aydın, Mustafa Avdan, Mustafa Koyuncu, Mustafa Sarıboğa, Muzaffer Han, Okan Türkmen, Osman Çolak, Osman Yalçın, Ökkeş Dursun Öztürk, Ömer Faruk Cavlazoğlu, Özgür Çi̇loğlu, Ramazan Kılıç, Rasi̇m Eşref Çıtak, Raşi̇t Özdi̇lek, Sedat Soysal, Selçuk Sert, Serkan Ak, Serkan Coşkun, Sezgi̇n Güney, Süleyman Menteş, Şenol Soylu, Şükrü Bülbül, Turgay Usanmaz, Ufuk Kaplan, Uğur Demi̇rtaş, Umut Coşkun, Ümi̇t Bak, Ümi̇t Burtaçoğlu, Veysel Ezgi̇n, Yakup Akkuş, Yalçın Damar, Yasi̇n Deri̇baş, Yıldıray Yılmaz."

Bu iddianamede de birincisinde olduğu gibi, "Darbe teşebbüsüne ilişkin soruşturmalar kapsamında FETÖ/PDY üyesi bir kısım asker ve kamu görevlilerinin ifadelerinden, darbe teşebbüsünün anılan terör örgütünün lideri Fetullah Gülen'in bilgisi ve talimatı ile yapıldığı ve sivillerin katledilmesi, kamu görevlilerinin şehit edilmesi başta olmak üzere ortaya çıkan maddi ve manevi zarardan, adı geçenin başında olduğu terör örgütünün sorumlu olduğu anlaşılmaktadır." ifadeleri yer aldı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, geçen günlerde darbe girişimine ilişkin ilk davayı açmıştı.

Astsubay Halisdemir'in şehit edildiği Özel Kuvvetler Komutanlığındaki eylemlere ilişkin daha önceki iddianamede 18 sanıktan 17'sinin dörder kez, Mihrali Atmaca'nın ise beş kez ağırlaştırılmış müebbetin yanı sıra bütün sanıkların "silahlı terör örgütü üyeliğinden" 7 yıl 6'şar aydan 15'er yıla kadar hapis cezalarına çarptırılmaları isteniyordu.

"Diğer örgütler gibi inanca dayanıyor"

İddianamede, örgüt üyelerinin hücresel şekilde birbirleriyle bağlantılı oldukları, aralarında rapor ve talimat alışverişinde bulundukları ifade edildi.

Yeni çocuk ve gençlerin örgüte alındığı, eğitilip yetiştirilerek örgüt kadrolarına katıldıkları belirtilen iddianamede, örgütün eğitim malzemeleri, kitapları, bildirileri, ideolojisini anlatan belgeleri, evrakı, dokümanları, ordu ve emniyet içinde teşkilatlanmış silahlı gücü bulunduğu kaydedildi.

Gülen örgütünün de diğer örgütler gibi bir inanca dayandığına işaret edilen iddianamede, örgütün, üyelerinin uğrunda zorluklarına katlanabildiği, fedakarlıkta bulunduğu, amacına yönelik şeyler yapabildiği, bir inanç ve ideoloji sistemine dayandığı aktarıldı.

İddianamede, "Örgüt kadrolarının sızdığı devletin güvenlik kurumlarının silahlı olması ve bu silahları kullanma yetkisinin bulunması, örgütün silahlı ve askeri eğilimini göstermesi açısından çok önemlidir. FETÖ/PDY üyeleri, mutlak itaat ve cennete kavuşacakları saiki ile hareket ederek, devlet içinde suikast benzeri hareketlere başvurmuştur." ifadelerine yer verildi.

"Organize bir terör örgütü"

Fethullah Gülen örgütünün dini unsurları temel alarak hareket ettiği öne sürülen iddianamede, şunlar kaydedildi:

"Örgütün, dini değerler değişmezken, zamana ve şartlara göre kendisini değiştirmesi, ülkesi ve devleti ile barışık olması beklenirken, devleti kendisine hasım ve karşı cephe görmesi, tüm yapısıyla açık ve şeffaf olması gerekirken, bir istihbarat örgütü gibi kod isimler, özel haberleşme kanalları, geniş çaplı yapılaşması olan, örgüt üyelerinin birbirlerini tanımalarını kolaylaştıracak birtakım araçlar ile kaynağı bilinmeyen paralar kullanması, yönetim kadrosunun faaliyetlerini yurt dışından idare etmesi ve Türkiye'ye gelmekten ısrarla imtina etmesi, hasımlarını saf dışı etmek için her türlü baskı, şantaj ve yasa dışı faaliyeti kullanması, çeşitli yabancı misyon temsilcileriyle mahiyeti bilinmeyen görüşmelerde bulunması, diğer terör örgütleriyle temas kurması ve onlara istihbarat, lojistik, eylem tarzı türü destek sağlaması, söz konusu yapının casusluk faaliyetlerini de kapsayan organize bir terör örgütü olduğunu ortaya koyan unsurlardır."

İddianamede, örgütün, kuruluş yıllarından itibaren toplumun dini duygularını suistimal ederek "himmet" adı altında topladığı finans ile yurt içi ve dışında faaliyete geçirdiği eğitim kurumlarında yetiştirdiği öğrencilerin beyinlerini yıkadığı anlatıldı.

Örgütün, elde ettiği finans ve siyasi gücünü, "istişare kurulu, ülke, bölge, il, ilçe, semt ve ev imamları" gibi hiyerarşik illegal yapılanmasına bağlı insan gücünü örgütsel menfaat ve ideolojisi çerçevesinde kullandığına değinilen iddianamede, devlet kurumlarına sızarak, yabancı ülkelerden birtakım kişi ve kuruluşların desteğiyle Türkiye Cumhuriyeti devletinin tüm anayasal kurumlarını ele geçirmeyi amaçladığı bildirildi.

İddianamede ayrıca örgütün, kamu, ÖSYS ve benzeri sınavlarda soruları hukuka aykırı yollarla ele geçirip, kendi mensuplarının sınavlarda başarılı olarak kamu kurumlarına ve etkin okullara girmesini sağlamanın yanında, ürettiği sahte belge ve delillerle, örgüt mensubu olmayanların devlet kadrolarından tasfiyesiyle bu kadrolara kendi elemanlarını yerleştirme yöntemlerini kullandığı kaydedildi.

Örgütün, 1970'li yıllardan itibaren devletin içine sızarak, özellikle "mülkiye, adliye, emniyet, Milli Eğitim ve TSK" içerisinde kendi özel hiyerarşisiyle illegal kadrolaşmaya gidildiğinin, elebaşı Fetullah Gülen'in bazı ifade ve açıklamalarında rahatlıkla görülebileceği ifade edildi.

"Elimde emir var, yeni komutan Semih Terzi"

İddianamede, 15 Temmuz'da Genelkurmay Başkanlığını ele geçiren darbeye teşebbüs şüphelileri tarafından sanki emir komuta zinciri içerisinde gerçekleşiyormuş gibi sıkı yönetim emri ve ekindeki sıkı yönetim komutanları ve sıkı yönetim mahkemesi hakimlerinin isimlerinin bulunduğu yazıların darbe girişimi gecesi saat 21.30 sıralarında Özel Kuvvetler Komutanlığına iletildiği belirtildi.

Yazıların, Kurmay Albay Ümit Bak, Muhabere Albay Murat Aydın ve Kurmay Yarbay Mehmet Ali Çelik tarafından değerlendirildiği, darbe teşebbüsü eyleminde yer almayan Özel Kuvvetler Komutanlığı personellerini de darbeye teşebbüs eylemine katılmaya ikna etmeye çalıştıkları kaydedilen iddianamede, "Bu sırada yanlarında darbeye teşebbüs eylemi içerisinde yer alan harekat merkezi vardiya amiri olan Turgay Usanmaz, Nedim Şahin, Muzaffer Han ve Şenol Soylu'nun tam teçhizatlı ve silahlı olarak hazır bulundukları, darbeye teşebbüs eylemine iştirak etmeyen diğer askeri personele silah doğrulttukları tespit edildi." ifadelerine yer verildi.

Özel Kuvvetler Komutanı Korgeneral Zekai Aksakallı'nın olay akşamı darbe girişiminde yer alan ve liderliğini Fatih Yarımbaş'ın yaptığı darbeci bir grup tarafından Ankara'dan kaçırılmaya çalışıldığı bildirilen iddianamede, Korgeneral Aksakallı'nın kendisini kaçırmaya çalışan şüphelilerin elinden kurtularak olay yerinden uzaklaştığı ve karargahı arayarak Albay Ümit Bak'ı ikna etmeye çalıştığı belirtildi.

Aksakallı'nın sıkıyönetim yazılarının ve eklerinin geçersiz olduğunu ifade ederek, halen kendisinin komutan olduğunu ve kendisinin emirlerini dinlemesi konusunda Albay Bak'a uyarıda bulunduğu bildirilen iddianamede, "Ancak Kurmay Albay Ümit Bak'ın bu durumu kabul etmeyerek 'Elimde emir var, yeni komutan Semih Terzi' diyerek telefonda Korgeneral Zekai Aksakallı ile tartışarak telefonu kapattığı, Aksakallı'nın tekrar karargahı aradığı, telefona Ümit Bak'ın bakmadığı, bu nedenle silahlı ve tam teçhizatlı darbeye teşebbüs şüphelisi Nedim Şahin tarafından telefonun kapatıldığı, Yarbay Mehmet Ali Çelik'in ise Albay Ümit Bak'a hitaben 'Neyi bekliyorsunuz komutanım? Bizim komutanımız Semih Paşa, herkes tarafını seçsin' diye söylediği, bu aşamadan sonra Albay Bak'ın 'Artık telefonlara bakılmasın' diye talimat verdiği, bu şekilde karargahın kontrolünün bu şüpheliler tarafından ele geçirildiği" kaydedildi.

 "Ümit Bak ve Mehmet Ali Çelik organize etti"

İddianamede, Genelkurmayı ele geçiren şüphelilerin gönderdiği sıkıyönetim emri ve eklerinin Yarbay Mehmet Ali Çelik'in talimatı ile darbe teşebbüsünde bulunan ve o gece nöbetçi olmamasına rağmen karargaha gelen şüpheli Muhabere Albay Murat Aydın'ın darbeye teşebbüs faaliyeti içerisinde yer alan diğer şüpheli Baki Ağyar'ın görevi olmamasına rağmen Özel Kuvvetler Komutanlığının alt birimlerine darbenin başarılı olması amacıyla derhal gönderildiği, şüpheliler Aydın ve Ağyar'ın otomasyon ve iletişim konusunda darbe girişimine iştirak ettikleri kaydedildi.

Özel Kuvvetler Komutanlığındaki darbe teşebbüsünü Ümit Bak ve Mehmet Ali Çelik'in organize ettiği belirtilen iddianamede, Komutanlığın nizamiye girişinin güvenlik altına alınması, içeriye girmeye çalışacak olan darbe karşıtı birliklerin girişine izin verilmemesi konusunda talimatlar verildiği, darbe teşebbüsüne katılacak askeri personelin girişlerinin sağlanması noktasında daha önceden planlandığı ve şüphelilere talimat verildiği aktarıldı.

Şüphelilerin, darbe girişimi kapsamında silahlı ve tam teçhizatlı olarak nizamiye bölgesinde görev aldıkları, nizamiye bölgesindeki gerekli koordinasyonun şüpheli Mustafa Koyuncu tarafından sağlandığı bildirilen iddianamede, darbe teşebbüsünde silahlı ve tam teçhizatlı olan şüpheli Nedim Şahin'in ise karargah içerisinde bulunan örgütün liderliğini yapan Albay Bak'ın korumalığını yaptığı belirtildi.

"Asıl amaç Terzi'ye ÖKK komutasının teslimini sağlamak"

Şüphelilerden Sezgin Güney'in darbe teşebbüsünden önce planladıkları gibi 15 Temmuz akşamı Gölbaşı'ndaki TOKİ bölgesindeki evinde darbeye teşebbüs eylemine katılan diğer şüpheliler Yakup Akkuş, Serkan Coşkun, Ramazan Kılıç, Rasim Eşref Çıtak, Uğur Demirtaş, Ahmet Müfit Küçük, Osman Çolak, Bilal Tosun ve Engin Kaya ile birlikte toplanarak, sivil kıyafetlerle Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı'na gittikleri bildirilen iddianamede, şunlar kaydedildi:

"Burada darbeye teşebbüs eylemi nedeniyle planlı olarak hazırladıkları askeri teçhizatlarını kuşandıkları, darbeye teşebbüs eylemi kapsamında Özel Kuvvetler Komutanlığına geri dönmek üzere şüpheliler Serkan Coşkun, Ramazan Kılıç, Engin Kaya ve Ahmet Müfit Küçük'ün kullandığı araçlarla yola çıktıkları, kısa bir süre sonra saat 23.45 sıralarında Özel Kuvvetler Komutanlığı nizamiye bölgesinin demir kapısını kırarak içeriye girip karargahın bulunduğu yere gittikleri, karargah binasında darbeye teşebbüs eylemini organize eden Albay Bak, Yarbay Çelik ve onların da yanında bulunan silahlı ve tam teçhizatlı olan Turgay Usanmaz, Ali Kapucu, Nedim Şahin ile görüşerek nizamiye bölgesinin güvenliğinin sağlanması konusunda talimat aldıktan sonra hep birlikte nizamiye bölgesine dönüş yaptıkları, araçlarını park ettikten sonra nizamiye bölgesinin değişik yerlerine dağılarak mevzilendikleri kamera görüntüleri ile tespit edilmiştir."

Şüphelilerin tamamının nizamiye bölgesine yaklaşmaya çalışan darbe karşıtı birliklere sürekli olarak ateş ettikleri, silahlı çatışmaya girdikleri, bu şekilde birliklerin kışla içerisine girmesine engel oldukları kaydedilen iddianamede, nizamiye bölgesindeki şüphelilerin komuta kontrolünü ise şüphelilerden Mustafa Koyuncu, Sezgin Güney, Fatih Uysal ve Serkan Ak'ın sağladığı ifade edildi.

Şüphelilerin tamamının asıl amacının, Genelkurmayı ele geçiren darbe girişiminde bulunan şüpheliler tarafından gönderilen sıkıyönetim direktifi ve ekleri gereğince Özel Kuvvetler Komutanı olarak görevlendirdikleri, o sıralarda Silopi'de bulunan şüpheli Tuğgeneral Semih Terzi'ye, Özel Kuvvetler Komutanlığının komutasının teslimini sağlamak olduğu işaret edilen iddianamede, şüphelilerden Gökhan Mercan ile Ümit Burtaçoğlu'nun da darbeye teşebbüs eylemi planlamasında bizzat yer aldıkları, planlamayı birlikte yaptıkları, bu bağlamda Üsteğmen Güney ve Yarbay Çelik'ten elde edilen listelerde darbe teşebbüsüne katılacak olan kişiler listesinde isimlerinin bulunduğu belirtildi.

Darbe girişimi gecesi de şüpheli Mercan'ın diğer şüpheli Güney ile birden fazla telefon görüşmesi yaptığı, her iki şüphelinin de planlandığı gibi eyleme katılmak üzere Özel Kuvvetler Komutanlığına geldikleri, içeriye girip eyleme iştirak etmek istedikleri sırada nizamiye bölgesine girmeye çalışan kuvvetler tarafından durumlarından şüphelenilerek durduruldukları ifade edilen iddianamede, şu ifadelere yer verildi:

"Bu sırada şüphelilerden Ümit Burtaçoğlu'nun kaçmaya başladığı, ancak dost kuvvetler tarafından yakalandığı, bu nedenle içeriye girip diğer şüpheliler ile birlikte hareket edemedikleri, bu şekilde nizamiye girişinde yakalandıkları, ancak şüphelilerden Mercan'ın yakalandıktan sonra şüphelilerden Güney ile telefonla görüşmelerini sürdürerek nizamiye bölgesinin durumu ile ilgili sürekli olarak bilgiler verdiğinin tespit edildiği, darbeye teşebbüs eylemi içerisinde bu şekilde yer aldıkları. Darbe teşebbüsüne karşı olan dost kuvvetlerin nizamiye bölgesinin alt tarafında çoğalmaya başladıkları, ancak ellerinde uzun namlulu silahlar bulunmaması nedeniyle ve nizamiye bölgesinden yoğun bir şekilde uzun namlulu silahlarla ateş açılması, ayrıca darbeci unsurların ele geçirdiği bir helikopter ile de nizamiye bölgesinin bulunduğu alanlara ateş açılması nedeniyle bir türlü içeriye giremedikleri, ancak ısrarla kışlaya girme teşebbüsüne devam ettikleri belirlendi.

Özel Kuvvetler Komutanı olan Korgeneral Aksakallı'nın bütün çabalarına rağmen darbeye teşebbüs eylemi içerisinde yer alan ve Özel Kuvvetler Komutanlığındaki girişimi yöneten Bak ve Çelik'in ikna edilemediği, bunun üzerine Aksakallı'nın emir subayı olup o sırada karargahta bulunan Astsubay Ömer Halisdemir'i cep telefonundan arayarak Semih Terzi'nin darbe teşebbüsü içinde yer alan vatan haini olduğunu, kesinlikle karargahın komutasını ona bırakmamasını ve bu işin sonunda şehadet olduğunu söyleyerek emir verdiği, Astsubay Halisdemir'in de vatansever bir asker refleksi ile kendisine verilen emri hiçbir şekilde sorgulamadan 'Emredersiniz komutanım' diye cevap verdiği, bu şekilde emir alan Astsubay Halisdemir'in karargahta beklemeye başladığı belirlendi."

"Vatansever bir asker davranışıyla Terzi'yi durduruldu"

İddianamede, Semih Terzi ve beraberindekilerin 2 helikopterle Özel Kuvvetler Komutanlığının VIP alanına indikleri, Terzi'nin, güvenlik sağlandıktan sonra helikopterden çıktığı kaydedildi.

Terzi'nin, Albay Ümit Bak, Astsubay Turgay Usanmaz ve sivil kıyafetli Ali Kapucu tarafından karşılandığı ifade edilen iddianamede, Astsubay Halisdemir'in Korgeneral Zekai Aksakallı'dan aldığı talimat doğrultusunda, kışla yönetiminin Semih Terzi'ye teslim edilmemesi için vatansever bir asker davranışıyla Terzi'yi vurduğu bildirildi.

Halisdemir'in, karargahın girişine göre sağ tarafında bulunan ağaçlık alana doğru kaçmaya başladığına işaret edilen iddianamede, Binbaşı Fatih Şahin'in kaçmaya çalışan Halisdemir'i arkasından 11-12 el ateş ederek vurduğu belirtildi.

İddianamede, olay yerine gelen sağlık görevlilerinin Halisdemir'in nabzının çok hafif attığını, durumunun ağır olduğunu belirlediği ancak Mihrali Atmaca'nın ambulansı geri gönderdiği ve beylik tabancasıyla Halisdemir'e 2 el ateş ettiği vurgulandı.

Semih Terzi'nin ise kaldırıldığı GATA'da ölmesinin ardından sanıkların bir bölümünün taraf değiştirdiğine yer verilen iddianamede, bu kişilerden Mihrali Atmaca, Ahmet Muhammed Demirci ve İsmail Çınar'ın Albay Ümit Bak'ı teslim almaya çalıştığı, bu sırada çıkan silahlı çatışmada Bak'ın teslim alınmasına engel olmak isteyen emir subayı Nedim Şahin'in vurularak etkisiz hale getirildiği anlatıldı.

Öte yandan, sanıkların, darbeci unsurlara karşı nizamiye bölgesine gelen Özel Kuvvetler Komutanlığı personeli İsmail Oğuz'u da başından yaraladığı aktarıldı.

Askerlerin müdahale etmesini engellediler

İddianamede, olay gecesi ani müdahale mangasında manga komutanı olarak görev yapan Şükrü Bülbül, hazır kıta manga komutanı olarak görevli Cem Sinan Yenal ve ani müdahale mangasında doldur boşalt nöbetçi astsubayı olarak çalışan Emrah Şentürk'ün ise darbeye teşebbüs faaliyeti içerisinde yer aldığı, bu birimdeki askerlerin olaylara müdahale etmelerini engellemek için dışarıya çıkmalarına izin vermedikleri vurgulandı.

Bu şüphelilerin Üsteğmen Mustafa Koyuncu'nun talimatıyla darbecilerin mühimmat ihtiyacını karşıladığına dikkati çekilen iddianamede, darbecilerin sabah saatlerine kadar atışlarını sürdürdüğü, dost birliklerin ise ısrarla içeri girmeye çalıştığı, dost birliklerin içeri sızmasının ardından şüpheli Gökmen Ata'nın vurularak etkisiz hale getirildiği ifade edildi.

Daha sonra tüm şüphelilerin etkisiz hale getirildiği belirtilen iddianamede, zanlılardan Uğur Demirtaş'ın olay yerinden kaçtığı ve halen arandığı anlatıldı.

İddianamede, Gölbaşı Cumhuriyet Başsavcılığının talimatı doğrultusunda zanlıların ev, iş yeri ve araçlarında arama yapıldığı, şüphelilerden Serkan Çoşkun'un aracında çok sayıda silah ve askeri malzeme, Osman Çolak, Uğur Demirtaş, Fatih Rüştü Keten, Faruk Erkul'un odalarında "1 dolar" ele geçirildiği bildirildi.

Şüphelilerden Adem Loğa, Fatih Rüştü Keten, Emre Andıç, Mehmet Ali Eser, Selçuk Sert, Mehmet Koç, Ertuğrul Bozçal, Mustafa Avdan, Halil Kuş, Sedat Soysal, Hüseyin Uğurer, Ahmet Seçkin Vural, Ahmet Turan Yücedağ, Mehmet Kuşlu, Osman Yalçın, Ufuk Kaplan, Raşit Özdilek, Gürbüz Türk ve Mehmet Durmaz'ın darbeye teşebbüs eylemine katılacaklar listesinde isminin bulunduğu, 15 Temmuz'dan önce planlaması, çalışması ve hazırlığı yapılan darbeye teşebbüs eylemlerinin bu aşamalarında bizzat yer almak suretiyle darbeye teşebbüs eylemine katıldığının belirlendiği ifade edildi.

Zanlılardan Bozçal'ın diğer şüpheliler Ahmet Kara, Ümit Bak ve Fatih Yarımbaş ile sürekli telefon görüşmeleri yaptığı, Koç'un ise darbe girişiminde yer alan Mehmet Raydemir ile 13 Temmuz'da telefonla görüştüğü, darbe girişiminde yer almak için Antalya'dan Ankara'ya geldiği, Mustafa Koyuncu'dan da Ankara'ya gelmesini istediği kaydedildi.

Koç'un, Raydemir, Koyuncu ve diğer şüpheli Serkan Ak ile Ankara'da bir araya geldiği, fiili olarak darbe girişimi içerisinde yer aldığının tespit edilememesine rağmen icrai hareketleriyle darbe girişimine iştirak ettiğinin tespit edildiği belirtildi.

Şüpheli Mehmet Durmaz'ın ise şüpheli Gökmen Ata tarafından kışlaya çağrıldığı ancak deşifre olmamak için darbeye teşebbüs eyleminin gidişatına göre tavır belirlemek amacıyla evinde kaldığı, bu şekilde darbe girişimi eyleminin hazırlık ve planlama aşamasındaki icrai hareketlere bizzat katılmak suretiyle atılı suçlara iştirak ettiğinin belirlendiği anlatıldı.

Zanlı Okan Türkmen'in, 15 Temmuz'da Özel Kuvvetler Komutanlığında diğer şüpheli Samet Yıldız'la buluştuğu, burada darbeye teşebbüs eyleminde kullanılacak silahları uzman çavuş Mehmet Kalaycı, Samet Yıldız ve Tabur Komutanı Murat Korkmaz ile 06 NL 834 plakalı otobüse yükledikleri ve Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayına götürdükleri ifade edildi.

İddianamede, şüpheli Halil Kuş, Ahmet Turan Yücedağ, Gürbüz Türk'ün darbe girişiminin planlama, görevlendirme ve hazırlık hareketlerinde icrai olarak yer almak suretiyle atılı suça iştirak ettiğinin, Yalçın Damar, Süleyman Menteş'in darbeye teşebbüs gecesi diğer zanlılarla hareket ederek darbeye teşebbüs faaliyeti içerisinde yer aldığının tespit edildiği bildirildi.

Koordinasyonu sağlayan isim

Şüphelilerden Yıldıray Yılmaz'ın ise darbe girişimin koordinasyonu ve gidişatı konusunda darbeye teşebbüs faaliyeti içerisinde yer alan Ömer Faruk Cavlazoğlu, Celal Koca, Hatay'da bulunan Eyyüp Çoşkun, Marmaris'e Cumhurbaşkanı'na karşı suikast için giden Şükrü Seymen, TÜRKSAT'a baskın düzenleyenlerden Melih Varol, Özel Kuvvetler Komutanlığını ele geçirmeye çalışan Semih Terzi, Fatih Şahin, Genelkurmay Başkanlığındaki eylemde yer alan Fırat Alakuş ile telefon görüşmeleri yaptığının tespit edildiği, bu şekilde diğer zanlılarla darbe girişiminin koordinasyonunu sağladığı anlatıldı.

Zanlı Ali Kapucu'nun Semih Terzi'yi Özel Kuvvetler Komutanlığında sivil kıyafetle karşıladığı, Terzi'yi GATA'ya götüren helikopterde bulunduğuna işaret edilen iddianamede, Bekir Kurt'un Özel Kuvvetler Komutanlığında tam teçhizatlı olarak darbeye teşebbüs faaliyeti kapsamında ulaştırma bölüğüne bağlı araç sevk amirliğinde görevlendirildiğinin, İlhami Yıldız, Burak Keklik ve Harun Raşit Aktaş'ın da darbeye teşebbüs eylemine katıldığının belirlendiği kaydedildi. Şüphelilerden Burak Keklik, Harun Raşit Aktaş ve Ali Kapucu'nun firari olduğu belirtildi.

"Öğleden sonra beni arayıp 'Babam hasta' dedi"

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının hazırladığı darbe girişimine ilişkin ikinci iddianamede, Korgeneral Aksakallı'nın ifade özetine yer verildi.

Buna göre, ÖKK'de 2013'ün ağustos ayından itibaren Özel Kuvvetler Komutanı olarak görev yaptığını belirten Aksakallı, darbe girişiminin olduğu 15 Temmuz'da, Genelkurmay İkinci Başkanı Yaşar Güler Başkanlığında yapılacak yıllık terörle mücadele toplantısına katılmak için ÖKK Kışlasından öğlen saatlerinde ayrıldığını anlattı. Aksakallı, darbeci Semih Terzi'nin öğlen saatlerinde kendisini arayıp, babasının rahatsızlığını ifade ederek izin talebinde bulunması üzerine o güne planlı Özel Kuvvetler kurye uçağından istifade ederek, gelmesine müsaade ettiğini belirtti.

Aynı gün saat 14.00'de Genelkurmay karargahındaki terörle mücadele toplantısının başladığını, saat 16.00-17.00 arasında Genelkurmay İkinci Başkanı Güler'in önüne bir not bırakılması üzerine Güler'in toplantıdan ayrıldığını bildiren Aksakallı, toplantı sırasında Kara Kuvvetleri Kurmay Başkanı Orgeneral İhsan Uyar'a bir not iletildiğini, onun da toplantıdan ayrıldığını anlattı.

Aksakallı, ne olduğunu anlamak için toplantıdan çıktığını ve Orgeneral Güler'in Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar'ın yanında olduğunu, ayrıca MİT Müsteşarı ve Müsteşar Yardımcısının da orada bulunduğunu öğrendiğini belirtti.

Yaşananların kendisini şüphelendirdiğini bildiren Aksakallı, aynı katta Mehmet Partigöç ile karşılaştığında, Partigöç'ün yüzünün kıpkırmızı ve çok telaşlı olduğunu, kendisini görünce "Hasta mısın neyin var?" diyerek üstüne gittiğini, Partigöç'ün ise "İyiyim, bir şeyim yok" karşılığını verdiğini aktardı.

Toplantının saat 19.00 gibi sona erdiğini belirten Aksakallı, Orgeneral Güler'in, Orgeneral Akar'ın yanında olduğunun söylendiğini, kendisinin de arkadaşının kızının düğününe katılmak üzere karargahtan ayrıldığını bildirdi.

Düğünde askeri protokollere uymayacak şekilde bir düzen bulunduğunu, bu garipliklerin canını sıkması nedeniyle düğünden ayrıldığını belirten Aksakallı, çıkışta gördüğü Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Galip Mendi'nin telefonla bir yeri aramaya çalıştığını ve "Genelkurmay'a ulaşamıyorum, herhalde siber saldırı mı var? Nedir?" dediğini aktardı.

Aksakallı, sivil araçla orduevinden ayrıldıklarını, anayola yaklaşık 30-40 metre kala siyah bir minibüsün önlerinde durduğunu ve minibüsten inen biri silahlı iki kişinin "Bizimle geleceksiniz" dediğini belirterek, yaşanan arbedenin ardından olay yerinden uzaklaştıklarını söyledi.

Daha sonra Jandarma Genel Komutanı düğünde olduğu için aynı şeyler ona da olabilir diye aradığını ancak ulaşamadığını belirten Aksakallı, Genelkurmay İkinci Başkanını, Kara Kuvvetleri Komutanını, Genelkurmay Başkanını da aradığını ancak görüşemediğini bildirdi.

Kirazlıdere girişindeki polis noktasına ulaşarak, polislerden içeri kimseyi almamalarını istediğini dile getiren Aksakallı, buradan Özel Kuvvetler Nöbetçi Amiri Yarbay Ümit Koçak'ı arayarak ÖKK'ya gitmek için zırhlı araç ve koruma timi talep ettiğini söyledi.

Özel Kuvvetler Kurmay Başkanı Erdinç Kocayanak'a kışlaya gitmesi ve duruma el koyması, Kurmay Albay Ömer Faruk Bozdemir'e de bütün güvendiği isimleri yanına alarak emir komutayı devralması emrini verdiğini belirten Aksakallı, daha sonra Adana Tümen Komutanı Tümgeneral Osman Erbaş'ı aradığını, durumu sorduğunu, kendisinin de İncirlik'in kritik olduğunu, oraya özellikle dikkat etmesi gerektiğini söylediğini iletti.

"Bedelinin ağır olacağını ifade ettim"

ÖKK harekat merkezini arayıp vardiya amiri Mehmet Ali Çelik ile görüştüğünü belirten Aksakallı, Çelik'in Genelkurmay'dan mesaj geldiğini, Özel Kuvvetler Komutanlığına Semih Terzi'nin atandığını söylediğini aktardı.

Çelik'ten mesajı okumasını istediğini ve ardından bu mesajın geçersiz olduğunu bildirdiğini kaydeden Aksakallı, şöyle devam etti:

"Mesaja itibar etmemelerini, ettikleri takdirde hata yapmış olacaklarını ve bu hatanın bedelinin ağır olacağını ifade ettim. Bu şekilde darbe yapıldığını anladım. Çünkü bu saate kadar televizyona bakmamıştım. Bu esnada ÖKK Harekat Merkezine gelen darbeci Albay Ümit Bak'ın telefonu alması üzerine bu yaptıkları hatadan derhal vazgeçmelerini, sonucunun çok ağır olacağını, bir an evvel normale dönmeleri emrini verdim. Darbeci Bak da önündeki darbe mesaj emirlerini ifade ederek, bu emirlere uyacağını, artık benden emir almayacağını ısrarla tehditli ikazlarıma rağmen Semih Terzi'nin emirlerine uyacağını söyledi. Konutumun bulunduğu bölgeden, uçakların alçak uçuş yapması ve Kara Harp Okulu tarafından helikopter sesleri gelmesi üzerine bir süre cam ve kapılardan uzak koridor bölgesinden irtibatları sağladım."

Zekai Aksakallı, saat 23.35 sularında Selahaddin/Irak bölgesinde görevli 3'üncü Özel Kuvvet Tugay Komutanı Tuğgeneral Halil Soysal'ı arayıp, Semih Terzi'nin sorumluluğundaki Silopi Özel Kuvvetler Harekat Üssü'nde bulunan karargah ve birliklerin emir komutasını alması emrini verdiğini ve onun da gereğini yaptığını anlattı.

Yolda buluştukları zırhlı araç ve koruma timinin spor okulu nizamiyesine ulaştığını, nizamiyeyi açması için konuşmaya çalıştığı yüzbaşının kendisiyle görüşmek istemediğini kaydeden Aksakallı, zırhlı aracın nizamiyeden zorla geçmesi emrini verdiğini, aracın bariyeri geçememesi üzerine zırhlı araca spor okulu nizamiye bölgesinden binmek istediğini söyledi.

Aksakallı, koruma astsubayının nizamiye bölgesine yaya intikalin tehlikeli olabileceğini belirtmesi üzerine zırhlı aracın gelmesini beklemeye karar verdiğini aktardı.

Zırhlı araca nizamiye bölgesinde helikopterden füze ve top ile ateş edildiğini bildiren Aksakallı, koruma timinde bulunan Uzman Çavuş Osman Gül, Koruma Astsubayı Kamil Işın ve darbeci olduğunu sonradan öğrendiği Üsteğmen Mustafa Koyuncu'nun yaralandığını belirtti.

Aksakallı, görüştüğü bir MİT yetkilisinden silah ve mühimmat talebinde bulunduğunu, onun da Cumhurbaşkanlığı Külliyesini korumaya yönelik faaliyette bulunduğunu bildirerek, darbe girişiminin bastırılması için her türlü silah ve mühimmat yardımı yapabileceğini ifade ettiğini aktardı.

Aksakallı, "Koruma Astsubayım Makbul Uluğ'a Ankara'ya intikal halinde olduğunu öğrendiğim Semih Terzi'yi telefon ile aramasını söyledim. Aramada Semih Terzi'nin, Uluğ'a 'Konuşmalarını anlamıyorum ama sen konuşmaya devam et, anlat anlat' tarzında alaycı cümlelerle cevap verdiğini öğrendim. İkinci kez arattığımda telefon ile görüşmeye çalıştım fakat Semih Terzi, 'Sesinizi duyamıyorum, anlaşılmıyor' gibi beyanlarla telefonu kapattı." dedi.

Daha sonra televizyon yayınlarına katılarak, durumu ve darbecilere karşı mücadele ettiklerini anlattığını hatırlatan Aksakallı, görev yeri kritik komutanları da arayarak, darbeye karşı beyanda bulunmalarını istediğini bildirdi.

Halisdemir'e "vur" talimatı

Aksakallı, saat 00.55'te ÖKK makamında koruma nöbetçiliği görevi yapan Kıdemli Başçavuş Ömer Halisdemir ile Koruma Astsubayı Makbul Uluğ vasıtası ile irtibata geçerek ÖKK Karargahı içerisinde darbecilerin başı olan darbeci Albay Ümit Bak ve Yarbay Mehmet Ali Çelik'in ne yaptıklarını sorarak, onları takip etmesini ve fırsat bulursa etkisiz hale getirmesi talimatı verdi.

Halisdemir'in, yaptığı keşif sonucunda Bak'ın odasında bulunduğu ve kapısında silahlı darbecilerin olduğu bilgisini ilettiği, durumun takibi ile ilgili Halisdemir ile 8 defa görüştüklerini beyan eden Aksakallı, Halisdemir'e, fırsatını bulması halinde Bak'ı öldürmesi için talimat verdiğini bildirdi.

Halisdemir'in, yaklaşık 3 yıldır kendisinin koruma astsubayı olarak görev yaptığını ifade eden Aksakallı, Halisdemir'in güvendiği bir asker olduğunu, son görüşmelerinde ona "Semih Terzi'nin hain olduğunu, darbeci olduğunu, vatanımız ve milletimiz adına onu vurması emrini verdiğini, bunun sonunda şehadet olduğunu söyleyip, hakkını helal etmesini istediğini", Halisdemir'in de "Sonuna kadar helal olsun. Baş üstüne komutanım" dediğini ve helalleştiklerini anlattı.

"Uçakları indirin, ülkeyi felakete götürüyorsunuz"

Diyarbakır Jandarma Bölge Komutanı Tümgeneral Musa Çitil ile darbe girişimi konusunda Diyarbakır'da alınacak tedbirler hususunda görüştüklerini, Eskişehir Birleştirilmiş Hava Harekat Merkezi Komutanlığında görevli Tuğgeneral Recep Ünal ile görüşüp "Uçaklara engel olun, uçakları indirin, ülkeyi felakete götürüyorsunuz" benzeri konuşmalar yaptığını, onun da "Ben engel olamıyorum, elimden hiçbir şey gelmiyor" dediğini kaydeden Aksakallı, saat 02.16'da darbeci general Semih Terzi'nin, Halisdemir tarafından vurulduğunu ve helikopter ile GATA'ya götürüldüğünü öğrendiğini kaydetti.

GATA Komutanı Korgeneral Ömer Paç'ın Ankara'da olmadığını söylemesi üzerine, GATA Kurmay Başkanı ile irtibata geçerek Terzi ve başta Fatih Şahin olmak üzere refakatinde giden darbecilerin tutuklanması talimatı verdiğini bildiren Aksakallı, Silopi'deki ÖKHÜ Karargahı'nda bulunan görevlilerden Astsubay Cevdet Erdemir'in kendileri ile irtibata geçerek ÖKHÜ Karargahı/Silopi'deki durumu iletmesi üzerine, Terzi'nin buradaki karargahı kontrol altında tutması için bıraktığı Kurmay Başkanı Celal Koca'yı, Tuğgeneral Halil Soysal gelip emir komutayı devralana kadar takip etmesi, gerekirse etkisiz hale getirmesi talimatını verdiğini anlattı.

Hirfanlı'da eğitim görevinde bulunan 37'nci Özel Kuvvetler Tabur personelinin silah ve teçhizatı ile süratle Ankara'ya gelmesi ve Albay Ömer Faruk Bozdemir'in emrine girerek, Özel Kuvvetler Kışlasının darbecilerden temizlenmesini desteklemesi talimatını verdiğini belirten Aksakallı, Genelkurmay İstihbarat Başkanı Mustafa Özsoy'un kendisini arayıp, "nerede olduğunu sorduğunu, yerini bildirmesini istediğini ve kendisine yardım edebileceğini söylediğini" aktardı.

Ona, "Benim ne durumda olduğumu kimse bilmezken siz nereden biliyorsunuz" diyerek, telefonu kapattığını söyleyen Aksakallı, bu görüşmenin 23.00-24.00 saatleri arasında olduğunu, normalde Özsoy ile samimiyetlerinin olmadığını, daha doğrusu olumsuz bir diyaloglarının olduğunu belirtti. Şu anda tutuklu bulunan Özsoy'un sözlerinin kendisinde şüphe uyandırdığını dile getiren Aksakallı, Genelkurmay Genel Plan ve Prensipler Başkanı Salih Ulusoy'un da kendisini arayarak, ısrarla nerede olduğunu sorduğunu ve yanına gelmek istediğini belirttiğini kaydetti.

Bunu kabul etmeyerek telefonu kapattığını, bu görüşmenin Özsoy ile görüşmesinden sonra olduğunu, görüşmede Ulusoy'a, "Başka birisinin evindeyiz. Buraya biz sığmıyoruz, siz ne yapacaksınız" diyerek geçiştirdiğini aktaran Aksakallı, Ulusoy'un da şu anda tutuklu bulunduğuna işaret etti.

Başbakan Yıldırım ve MİT Müsteşarı Fidan ile temas

Televizyonda açıklama yaptıktan sonra Başbakan Binali Yıldırım ile görüştüğünü, sadece vatandaşın sokağa çıkartılması hususunda konuşmalarının geçtiğini, İçişleri Bakanı ile de Ankara'da darbecilere karşı yapılacak operasyonlarla ilgili koordine ve yetkiyi konuştuklarını ifade eden Aksakallı, darbeci general Semih Terzi ve tabur komutanı Fatih Şahin ile Diyarbakır'dan Ankara'ya gelen Yüzbaşı Ahmet Kemal Yılmaz'ın, timi ile beraber durumu fark ederek Etimesgut Özel Hava Alayı Kışlası'nda darbeci ekipten ayrılıp özel Hava Alay Komutanlığından kendileri ile irtibata geçtiğini anlattı. Ona verdiği, Özel Hava Alay Komutanlığındaki darbeci Albay Ahmet Balaban ve diğer yandaşlarının tutuklanması emrini yerine getirdiğini dile getiren Aksakallı, gece birçok kez MİT Müsteşarı Hakan Fidan ile görüştüklerini, durum ile ilgili bildiklerini aktardığını, önceden tahmin ettikleri FETÖ'cü generallerin isimlerini paylaştıklarını söyledi.

Tutuklama emri

Olaylar başladığı sırada GATA'da yaralı olarak tedavi gören Yarbay Yakup Kutman'a refakat eden 11'inci Özel Kuvvetler Tabur Komutanı Piyade Yarbay Erkan Tokgöz ile irtibata geçerek, Terzi'yi GATA'ya helikopterle götüren Fatih Şahin ve 3 darbeciyi tutuklaması emri verdiğini, onun da bu görevi yerine getirdiğini ifade eden Aksakallı, darbe girişimi sırasında sürekli olarak Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar ve Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Dairesi Başkanı Engin Dinç ile görüşmelerini sürdürdüğünü bildirdi.

Genelkurmay'da bulunan darbe karşıtı koruma personeline, bir grup oluşturmaları ve darbecileri etkisiz hale getirmeleri talimatını verdiğini, bu arada Genelkurmay karargahındaki koruma personeli ile irtibata geçip, darbecilerin etkisiz hale getirilmesi emrini verdiğini, daha sonra kendisi ile irtibata geçen Genelkurmay Başkanından "uzlaşma yoluyla darbecilerin teslim alınmalarının sağlanması" emrini aldığını belirten Aksakallı, darbecilerin teslim alınması hususunda o sırada albay olan Tuğgeneral Oğuz Tozak'ı görevlendirdiğini, Cumhuriyet Savcısı Tekin Küçük ile bu işi organize ettiklerini söyledi.

Değişik zamanlarda Akıncı Üssünde alıkonulan Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Yaşar Güler ile görüşerek, gelişmeler hakkında bilgi verdiğini bildiren Aksakallı, rehinelerin tutuldukları yerle ilgili bilgiler ve kendilerinin kurtarılması yönünde operasyon talimatı aldığını aktardı.

Ardından Özel Kuvvetler personelini Genelkurmay Başkanlığındaki darbeci grubun kontrolünü sağlanması maksadıyla buraya gönderdiğini ifade eden Aksakallı, ayrıca bazı personeli de Polis Özel Harekat ile müşterek, Kara Kuvvetleri Komutanı, Genelkurmay İkinci Başkanı ve diğer rehin personelin kurtarılması ve Akıncı Üssü'nün kontrolünün sağlanması için görevlendirdiğini belirtti.

Müzakereler sırasında Albay Murat Yiğit ve Astsubay Kıdemli Başçavuş Nurettin Aydın tarafından rehine personelin darbecilerden sırasıyla alındığını, ilk olarak Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Fahri Kasırga, müteakiben Yaşar Güler, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Abidin Ünal, Orgeneral Akın Öztürk, Korgeneral Uğur Tarçın, Korgeneral Metin Gürak, Tuğgeneral Ertuğrulgazi Özkürkçü, Korgeneral Fikret Erbilgin, Albay Ümit Tatan ve diğer rehine personelin emniyetli bölgeye çekildiğini anlattı.

Aksakallı, 16 Temmuz 2016'da Genelkurmay Başkanı Orgeneral Akar'ın kendisini arayıp, yanına, Çankaya Köşkü'ne çağırdığını, buraya giderek Genelkurmay Başkanını oradan aldıklarını, konut bölgesine geldikleri ifade etti. Buraya Kuvvet Komutanlarının da geldiğini söyleyen Aksakallı, burada Tümgeneral Mehmet Dişli'nin olmadığını fark etmesi üzerine Emniyet İstihbarat Daire Başkanı Engin Dinç'i arayarak Dişli'nin yakalanmasını konuştuklarını aktardı.

Aksakallı, 2008'de Kara Kuvvetleri İç Güvenlik Şube Müdürüyken Semih Terzi'yi Kara Kuvvetleri Komutanının Özel Kalem Müdürü olarak tanıdığını belirterek, daha sonra Özel Kuvvetlerde birlikte çalıştıklarını da kaydetti.

"Görevden alınmaları için teklifte bulundum"

Özel Kuvvetlerde görevli Semih Terzi ile Tuğgeneral Mehmet Nuri Başol ve Tuğgeneral Mehmet Cengiz Doğan'ın görevden alınması için 2015 Ağustos öncesinde teklifte bulunduğunu aktaran Aksakallı, Terzi dışındakilerin görevden alındığını söyledi. Terzi'nin buradaki görevden alınması için 2015-2016'da iki defa teklifte bulunduğunu, olumsuz sicil ve olumsuz kanaat yazdığını, hatta 5-6 ay önce kendisine Silopi'de "Dilekçeni yaz, bu birlikten defol git" dediğini anlatan Aksakallı, Terzi'nin FETÖ'cü olduğunu tahmin ettiğini, buna yönelik şüphelerinin bulunduğunu, görevinde çok yetersiz olduğunu bildirdi.

Aksakallı, Semih Terzi'nin olay günü öğleden önce kendisini telefonla aradığı, hatırladığı kadarıyla babasının hasta olduğunu söyleyip izin istediğini belirtti. O akşam kurye uçağının harekat edeceğini ifade eden Aksakallı, çünkü güvenlik nedeniyle akşam uçuşu planlandığını ve Irak'ta görev yapan birliklerin planlı görev değişimine denk gelen bir uçuş olduğunu kaydetti. Ancak Terzi'nin bu durumu kendine göre ayarladığını söyleyen Aksakallı, uçağın normalde Cizre'ye gitmesi gerekirken Diyarbakır'da durdurulduğunu, Terzi'nin Silopi'den helikopterle Diyarbakır'a geçerek, burada bulunan, kendisi gibi darbeci olan Fatih Şahin ve taburuyla Ankara'ya hareket ettiğini vurguladı.

Halisdemir'in mesleğe uzman çavuş olarak 1996-1997'de kendisinin yanında başladığını, Tunceli-Bingöl bölgesinde birlikte operasyonlara katıldıklarını, uzun süredir birlikte çalıştıklarını ifade eden Aksakallı, Halisdemir'i, astsubay olması için kendisinin teşvik ettiğini ve astsubaylık sınavlarına da onunla birlikte 8-9 kişiyi kendisinin götürdüğünü anlattı.

Aksakallı, Ağustos 2013'ten bu yana birliğindeki ve TSK içerisindeki FETÖ yapılanması ile ilgili büyük mücadele vermeye başladıklarını, ancak hiçbir kural tanımayan, teamüllere uymayan atamalarla karşı karşıya kaldıklarını belirterek, Özel Kuvvetlere yapılan kurmay albay atamalarının bunun son örneği olduğunu söyledi.

Kilis'de görevdeyken Kara Kuvvetleri Personel Başkanı Şevki Gençtürk'ün kendisini arayarak, "Bizim planlamalarımızın dışında FETÖ'cü olarak bildiğimiz Kurmay Albay Fırat Alakuş ile Kurmay Albay Fatih Yarımbaş'ı ÖKK'ya Grup Komutanı olarak atamaya çalıştıklarını, kendisinin buna engel olamadığını, Genelkurmay'ın planladığını" söylediğini belirten Aksakallı, Genelkurmay Personel Başkanı Korgeneral İlhan Talu'yu arayarak, çok büyük yanlış yaptığını, bunun hiçbir usul ve kurala uymadığını, bunların FETÖ'cü olduğunu, devlete büyük zarar vereceklerini söylediğini ve kendisini şiddetli şekilde ikaz ettiğini aktardı.

Bu ikazlarına rağmen atamaların gerçekleştirildiğini bildiren Aksakallı, ayrıca nisan veya mayıs 2016'da Kilis'e geldiğinde MİT Müsteşarı ile bu konuyu görüştüklerini belirtti.

Darbe girişimini emperyalist güçlerin uşağı FETÖ/PDY'ye ait Türk Silahlı Kuvvetleri içerisindeki yapı tarafından gerçekleştirildiğinden emin olduğunu vurgulayan Aksakallı, söz konusu şüphelilerin cezalandırılmasını istedi.

Aksakallı, FETÖ ile Özel Kuvvetler Komutanı olduğu son 3 yılda emir komuta zinciri içerisinde askeri hiyerarşinin sonuna kadar her türlü mücadeleyi yaptığını, ancak girişimlerinin bir çoğunun inisiyatifleri dışında geliştiğini ve sonuçsuz kaldığını gördüğünü dile getirdi.

Aksakallı, bu konuyla ilgili ihtiyaç duyulursa ek ifade verebileceğini beyan etti.

Şüphelilerin ifadesi

Astsubay Ömer Halisdemir'in de şehit edildiği Gölbaşı'nda bulunan Özel Kuvvetler Komutanlığındaki eylemlere ilişkin iddianamede 64 şüphelinin ifadelerine yer verildi.

Buna göre, darbe girişiminde bulunulan gece Özel Kuvvetler Komutanlığında nizamiye nöbetçisi olduğunu belirten zanlılardan Ahmet Aslan, akşam üzeri gelen ART ekibinin "Olağanüstü bir durum var, karargahın bombalanma ihtimali var, biz komutayı devir aldık, siz çekilin." demesi üzerine çekildiklerini belirtti.

Kışla nöbetçi subayının da müdahalede bulunmadığını, hiçbir şeyden haberleri olmadığını, devir alan grubun mevzi aldıklarını belirten Aslan, 32. No'lu Taburun olay yerine teçhizatlı geldiklerini, onlarla hareket ettiklerini, ellerinde bir liste olduğunu, buradan adam alacaklarını söylediklerini ve kesinlikle ateş etmediğini belirtti.

Yaklaşık 20 kişilik taburun ateş ettiğini, yaralıların ve şehitlerin kimler tarafından vurulduğunu görmediğini vurgulayan Aslan, hiç kimseden darbe talimatı almadığını, örgütle ile herhangi bir ilgisinin olmadığını savundu.

Sanıklardan Bekir Kurt 11 Temmuz'da örgüt üyesi Nesimi adlı kişinin kendisini arayarak buluşmak istediğini söylemesi üzerine söz konusu kişiyle görüştüğünü ifade etti.

Nesimi adlı kişinin "Bir subay gelip yardım isterse yardımcı ol." dediğini aktaran Kurt, cemaat evlerindeki sohbetlere gittiğini itiraf etti.

Keçiören ilçesi Şefkat Mahallesi'nde bulunan cemaat evine 10 aydır gittiğini, yaklaşık bir yıldır Özel Kuvvetler Komutanlığında çalıştığını bildiren Kurt, bundan önce Cizre'de 172. Zırhlı Tugay Komutan Yardımcılığında görev yaptığını orada da düzenli cemaat evine gittiğini kaydetti.

Darbe teşebbüsünde bulunulan gece Özel Kuvvetler Komutanlığında mesaide olduğuna işaret eden Kurt, ancak darbe girişimi eylemlerine katılmadığını öne sürdü.

Zanlı Bilal Tosun ise cep telefonunu, özel numaradan sesini de kendisini de bilmediği birinin arayıp "Engin Kaya Teğmenin talimatlarına uy." dediğine dikkati çekti.

Özel Kuvvetler Komutanlığına gittiğinde Engin Kaya'nın yanına gelerek "akşam baskın olacağını ve koruma görevlerinin bulunduğunu" söylediğini ifade eden Tosun, akşam Ankara Şehirlerarası Otobüs Terminali'nde Kaya ile buluştukları ve tim komutanı Sezgin Güney'in evine gittiklerini belirtti.

Evde 4 kişinin de bulunduğuna dikkati çeken Tosun, daha sonra Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayına gittiklerini, hücum yeleği, başlık ve silah alarak oradan Gölbaşı'na geçtiklerini, nöbetçi amir Sezgin Üsteğmen ile irtibata geçerek "Nizamiyeyi tutun kimseyi içeri almayın." diye emir verdiğini bildirdi.

Nizamiyede beklerken içeri girmek isteyenlerin zorlamaları artınca havaya ateş açtığını vurgulayan Tosun, FETÖ ile bağlantısı olmadığını iddia etti.

"Zekai paşa, 'hala komutan benim' dedi"

Özel Kuvvetler Komutanlığında görev yapan Muzaffer Han ise MEBS şubeden Gökmen Ata isimli astsubayın özel kuvvetler komutanının değiştiğini, yeni özel kuvvetler komutanının Semih Terzi olduğunu söylediğini bildirdi.

Han, "Komutanlık içindeki hareket merkezinde Albay Ümit Bak, Yarbay Mehmet Ali ile Cevdet astsubay da vardı. O sırada dışarıdan telefon geldi. Telefonu Cevdet Astsubay açtı. Telefonda Zekai paşa 'hala komutan benim' dedi. Ümit Bak Albay ise 'Emir var elimizde, Genelkurmaydan geldi' dedi." ifadelerini kullandı.

Astsubay Turgay Usanmaz da yeni Özel Kuvvetler Komutanının Semih Terzi olduğunun söylendiğini, onun emrine göre hareket etmeleri gerektiğinin bildirildiğini kaydetti.

"Halisdemir ateş açtı"

Semih Terzi'nin helikopterle geleceğinin bildirilmesi üzerine karşılamak için piste indiklerini anlatan Usanmaz, 2 helikopterin indiğini, birisinde silahlı tabur personeli diğerinde ise Semih Terzi ile refakat eden birkaç personelin bulunduğunu aktardı.

Usanmaz, "Karşılama yapıldı, makama geçerken orada pusu kuran Ömer Halisdemir isimli astsubay ateş açtı. Semih Terzi'ye refakat eden silahlı personel karşılık verdi ve 'öldürdük' dediler. Ömer Halisdemir'in yaralandığını fark ettik. Semih Terzi'nin sağ göğsünde ve sol yan taraf kaburgalarında iki mermi izi bulunuyordu." ifadelerine yer verdi.

Terzi'nin ne şekilde atandığını bilmediklerine dikkati çeken Usanmaz, FETÖ ile bağlantısının bulunmadığını ileri sürdü.

Albay Ümit Bak ise 15 Temmuz günü saat 21.30'da Genelkurmay Başkanlığı tarafından Gölbaşı Özel Kuvvetler Komutanlığına darbe talimatına ilişkin faksla mesaj emrinin geldiğini bildirdi.

Genelkurmay Personel Daire Başkanı Tuğgeneral Mehmet Partigöç imzasıyla gönderilen ikinci mesajda emrinde ise yeni Özel Kuvvetler Komutanı olarak Tuğgeneral Semih Terzi'nin görevlendirildiğinin belirtildiğini anlatan Bak, "Üçüncü mesajda tam hatırlamamakla beraber, yazının altında 'Yurtta Sulh Komitesi Başkanı' imzalı ad belirtilip belirtilmediğini tam olarak hatırlamıyorum." ifadelerini kullandı.

Bak, 15 Temmuz'da Genelkurmay Karargahında Tümgeneral Zekai Aksakallı ve Albay Fırat Çelik ile "terörle mücadele toplantısına" katıldıkları ve toplantının saat 19.40 civarında bittiğini belirtti.

Albay Fırat Çelik ile Özel Kuvvetler Komutanlığına döndüklerini aktaran Bak, "Tümgeneral Zekai Aksakallı evine gidecekti. Bu durumu bildiğim için kendisini Özel Kuvvetler Vardiye amiri Mehmet Ali Çelik'e aratarak bilgi vermesini söyledim. Vardiye amiri cevaben Tümgeneral Aksakallı'nın gerekli tedbirlerin alınmasını söylediğini aktardığını, Aksakallı'nın nöbetçi amiri arayarak ayrıca içeriye sadece Tuğgeneral Semih Terzi'nin alınmasını, başka hiçbir generalin alınmamasını söylediğini aktardı." şeklindeki görüşlerini paylaştı.

Telefonla aradığı Terzi'nin "Ben oraya geliyorum, kışlanın emniyetini sağla ve içeriye de ileri gelen komutanlardan kimseyi almayın, gerekirse gerekini yapın." dediğini anlatan Bak, Aksakallı'nın kendisini birliğin telefonundan arayarak nizamiye gelecek olan Okul Komutanı Albay Ömer Faruk Bozdemir ve Kurmay Başkanı Kurmay Albay Erdinç Kocayanak'ın içeriye almasını emrettiğini, bunun üzerine ona ikinci gelen mesajı okuyarak kendisinin görevden alındığını söylediğini kaydetti.

Aksakallı'nın gelen emirlerin hepsinin geçersiz olduğunu bildirdiğini vurgulayan Bak, nöbetçi amiri, vardiye amiri ile durum değerlendirmesi yaparak Genelkurmaydan gelen 3 yazılı emri uygulamaya karar verdiklerini dile getirdi.

Terzi'nin, Özel Kuvvet Komutanlığına geldiğinde karşılandığına dikkati çeken Bak, Ömer Halisdemir tarafından tabancayla vurulan Terzi'nin yaralandığını kaydetti.

Halisdemir'in ise Terzi'nin koruma ekibi tarafından vurulduğunu ifade eden Bak, Terzi'nin yere düşmesi üzerine personel ile kendisinin ilk tıbbi müdahaleyi yaptığını belirtti.

Aksakallı'nın kendisine "Sen FETÖ'cülerin emrini dinliyorsun, sen paralelcisin." dediğini de aktaran Bak, FETÖ ile irtibatının bulunmadığını iddia etti.

Kaynak: AA

Yorumlar

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Böylelikle, Topluluk Kuralları ve Kullanım Koşulları'na uygun olarak, yorumlarınızı kullanmak, yeniden kullanmak, silmek veya yayınlamak üzere tarafımıza geri alınamaz, herhangi bir kısıtlamaya tabi olmayan (format, platform, süre sınırlaması da dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) ve dünya genelinde geçerli olan ücretsiz bir lisans hakkı vermektesiniz.
;