Muhtarlara hitap eden Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Güneydoğu illerinde süren PKK operasyonlarına, HDP'nin son dönem açıklamalarına, yeni anayasa, başkanlık sistemi ve Suudi Arabistan-İran arasındaki krizle ilgili tartışmalara değindi.

"Kürt sorunu yok, terör sorunu var" sözünü tekrarlayan Erdoğan, HDP'lilerin dokunulmazlıklarıyla ilgili de, "Milletvekili dokunulmazlığı terör örgütüne perde olmak için değil, Meclis'te millete daha iyi hizmet vermek için getirilmiş bir imtiyazdır. Bu imtiyazın istismarına artık parlamentomuz izin vermemelidir. Terör örgütü mensubu gibi hareket eden milletvekilleri konusunda Meclis'in ve yargının harekete geçmesi şarttır" dedi.

Erdoğan, Suudi Arabistan yönetiminin 47 kişiyi idam etmesinin de "iç hukuk"la ilgili olduğunu söyledi ve "Mısır'daki idamlara neden ses çıkmıyor?" diye sordu.

Erdoğan'ın konuşmasından satır başları şöyle:

"Operasyonların uzamasını tercih ettik, ediyoruz"

"Bugün oynanan bu oyunların gerisinde bu coğrafyadaki bin yıllık hesaplaşmanın yattığını çok iyi biliyoruz. Fakat ne yapsalar boş. Özellikle son iki yüz yıldır yaşadığımız tüm acılara, maruz kaldığımız tüm haksızlıklara, kayıplara rağmen, işte halen dimdik ayaktayız, evelallah ayakta durmaya da devam edeceğiz."

"Güvenlik kuvvetlerimiz yerleşim yerlerinde süren bu terör eylemlerine, bölgede yaşayan sivil halka zarar vermemek için azami bir dikkat ve hassasiyetle müdahale ediyor. Bu da aslında çok kısa sürede sonuçlanabilecek operasyonların nispeten uzun bir zaman dilimine yayılmasına sebep oluyor. Biz, tek bir masum vatandaşımızın hayatını tehlikeye atmaktansa operasyonların uzamasını tercih ettik, tercih ediyoruz. Geçtiğimiz yıl yurt içi ve dışında gerçekleştirilen operasyonlarda 3 bin 100'ü aşkın terörist etkisiz hale getirildi. Aynı dönemde asker, polis, geçici köy korucusu ve sivil vatandaşlardan da 300 civarında kaybımız var."

"Ne yaparlarsa yapsınlar. Bizi yolumuzdan döndüremeyeceksiniz. Türkiye sizin üst aklınızın size verdiği akıldan çok daha güçlü bir ferasete sahiptir."

CHP'ye tepki

"Sadece hükümete, Başbakan'a, Cumhurbaşkanı'na karşı pozisyon almak adına terör örgütü ile aynı safta buluşmakta sakınca görmeyen bir siyaset anlayışıyla karşı karşıyayız. Maalesef hendek kazan teröristleri arkadaşı olarak gören, terör örgütünün eylemlerine bilboard ilânları ile destek veren bir ana muhalefetimiz var. Terör örgütünün ya yanında olursunuz ya da karşısında, ortada olamaz. Bu partiye oy veren yüzde 25'in bu partinin terör örgütüyle aynı çizgiye gelmesinden rahatsız olduğundan eminim."

"Evleri yıkılan, yakılan, tarumar edilen o insanlar Kürt değil mi? Evini barkını terk edip başka yerlere gitmesi zulüm değil mi? Bunun hesabını ne bu dünyada ne de edebi âlemde veremezler, veremeyecekler. Bu oyun bin yıllık hesaplaşmanın yeni bir sürümünden başkası değildir."

"2005'te, Diyarbakır'da kapattık"

"Türkiye'de Kürt sorunu değil, terör sorunu vardır. Bunu böyle bilmemiz lâzım. Kimse, bize bunu yutturmaya kalkmasın. Biz bunu 2005’te, Diyarbakır’da yaptığımız konuşmayla kapattık. Yatıp kalkıp Kürt sorunu da Kürt sorunu deyip durarak yutturamazsınız."

"Hendeği kazanla savunanın, bombayı atanla savunanın bizim gözümüzde farkı yoktur."

"Türkiyelileşmek iddiasıyla yola çıkıp varlıklarını hendeklere endeksleyenlerin, Kandil'in şamar oğlanına dönenlerin durumunu hep birlikte ibretle takip ediyoruz. Kürt kardeşlerimin adını istismar ederek bu ülkeye ve bu millete husumet besleyen kim varsa onun eteğinin altına girmenin adı siyaset değil, ihanettir. En başta Kürt kardeşlerime ihanettir. Kürt kardeşlerim bu milletin ayrılmaz bir parçasıdır."

"Bu oyun bin yıllık hesaplaşmanın yeni bir tezahüründen başka bir şey değildir. Terör örgütü de sırtını ona dayanan parti de bölgede hesabı ve çıkarı olan güçlerin oyuncağı haline dönüşmüş birer kukladan ibarettir."

"Dünyanın hiçbir yerinde terör örgütü ve eylemlerini savunmanın adı siyaset değildir. Türkiye bu konuda gereğinden fazla müsamahakâr bir ülkedir. Ama artık bıçak kemiğe fazlasıyla dayandı. Şu anda yargılanıyorlar. Bunların hem sayısı artacak hem de işte arazide görüyorsunuz, bir mücadele kararlılıkla sürüyor."

"Dokunulmazlıkların istismarına artık parlamentomuz izin vermemeli"

"Prensip olarak ben siyasi partilerin kapatılmasına karşıyım. Gereksiz görüyorum. Hiç düşünmeye bile gerek yok. Ancak herhangi bir siyasetçinin yaptığı suçun, hatanın bedelini kurumsal olarak partisi değil, şahıs olarak kendisi ödemelidir. Bu, genel başkan da, milletvekili de, belediye başkanı da, meclis üyesi de olabilir. Kim olursa olsun bunun bedelini ödemelidir."

"Tercihini siyasetin imkânlarından yana değil, terörden, terör örgütünün eylemlerinden yana koyanlar, bunun hesabını hukuk önünde vermelidir. Terör örgütünün diğer mensupları için hukuk neyi emrediyorsa bu kişiler için de aynı yöntemler işletilmelidir. Milletvekili dokunulmazlığı terör örgütüne perde olmak için değil, Meclis'te millete daha iyi hizmet vermek için getirilmiş bir imtiyazdır. Bu imtiyazın istismarına artık parlamentomuz izin vermemelidir."

"Meclis ve yargı harekete geçmeli"

"Terör örgütü mensubu gibi hareket eden milletvekilleri konusunda Meclis'in ve yargının harekete geçmesi şarttır, diye düşünüyorum. Aynı şekilde milletin kendisine hizmet için emanet ettiği imkânları terör örgütünün emrine sunan belediye başkanları konusunda da meclis üyeleri konusunda da İçişleri Bakanlığı ve yargının harekete geçmesi gerekiyor ve geçtiklerini de biliyorum."

"Kamu kurumlarında görevini istismar eden ve terör örgütünün yanında yer alanların da aynı şekilde tespit edilmesi gerekiyor. Kimse bu devletin ekmeğini yiyip de bu devlete kılıç çalamaz. Milletin vicdanını yaralayan görüntülere daha fazla müsaade edilmemesini istiyorum. Milleti ‘ya devlet başa ya kuzgun leşe’ noktasına getirmemeliyiz diye düşünüyorum."

"Bunlar kendi ülkelerinin markasını da istemiyor"

"Türkiye, artık darbe dönemlerinin dışında, siyasetin imkânlarıyla, yeni anayasasını yapabilme iradesini ortaya koymalıdır. Darbe anayasaları ile yönetilen ülke utancından artık kurtulmalıyız. Daha 'Bismillah' demeden dayatılan ön şartlar, milletimizin arzu ettiği, beklediği Türkiye'nin yaşadığı değişimi kucaklayacak, önünü açacak bir anayasanın inşasını zorlaştırıyor. Referansımız mevcut anayasa ise niçin yeni anayasa peşinde koşuyoruz. Adı üstünde, yeni anayasa... Yeni bir anlayışla, yeni bir yaklaşımla oluşturulmalıdır."

"Türkiye'nin değişik alanlarda, adeta sistemini yenileme noktasında bir tazelenmeye, bir yeni başlangıca ihtiyacı var. Bu millet, bu ülke değişime, yeniliğe, daha iyiyi, daha güzeli aramaya hiçbir zaman kapalı olmamıştır. Her kim ki bu gerçeğe sırtını dönmüşse o tarihin tozlu raflarındaki yerini almıştır."

"Başkanlık sistemiyle yönetilen pek çok ülke hem demokrasi bakımından hem kalkınma bakımından, bölgesindeki ülkelerin fersah fersah önüne geçebiliyor. Demek ki burada asıl mesele, ülkenin hedefleriyle yönetim biçimi arasındaki ilişkiyi doğru kurabilmektir. İşte Türkiye'nin de kendi yönetim sistemini kendi ihtiyaçlarına göre belirlemeye ihtiyacı vardır."

"Başkanlık sistemi bu ülkenin tarihinde var olan fiili uygulaması bulunan bir yönetim tarzıdır."

Hitler açıklaması

"Parlamenter sistem diktatör üretmez diyenler var. Hitler örneği verdim, meselenin önünü ardını bilmeyenler şahsıma hücûm ettiler. Almanya parlamenter sistemle yönetiyordu ama Hitler gibi bir diktatör ülkenin başına musallat oldu, ben bunu söyledim. Ben 'Türk biçimi veya Türkiye biçimi bir başkanlık sistemi' dedim, başladılar saldırmaya... Ya bunlar kendi ülkelerinin markasını da istemiyorlar. Mecbur muyuz illâ Amerikan sistemi, Fransız sistemi veya şu sistemi, bu sistemi söylemeye... Biz hepsinden alırız. Adeta bir arı gibi ondan da ondan da hepsinden toplarız. Balımızı yapar, milletimize sunarız."

"Milletin talepleri karşısında kimse duramaz"

"Merhum Türkeş’in varisleri buna karşı çıkıyor. Demek ki iş kabir ziyareti ile bitmiyor. Zihin hazmedilmiş olsa karşı çıkmazlar."

"Parlamenter sistem gökten zembille inmemiştir. Bu sistem, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş yıllarındaki ihtiyacın çok daha gerisinde, Fransız sistemi örnek alınarak karşılanmasının ürünüdür. Daha sonraki yıllarda örnek aldığımız Fransa yarı başkanlığa geçerken biz parlamenter sistemi 'fetiş' haline getiren bir anlayışa saplanıp kalmışız. Başkanlık sisteminin en ideal yönetim sistemi olduğunu kimse zaten söyleyemiyor. Ben sadece Başkanlık sisteminin, Türkiye'nin ihtiyaçlarını bugünden daha iyi karşılayacağını ifade ediyorum."

"Milletin talepleri karşısında kimse duramaz. Yeni anayasa ve başkanlık sistemi konusunda milletimin taleplerini ben gittiğim yerlerde de kamuoyu araştırmalarında da görüyorum."

"Suudi Arabistan’da atılan adım iç hukuk"

"Mezhep fitnesi bir kez daha İslâm dünyasını sarsıyor, Müslümanları karşı karşıya getiriyor. Bunu bir üst akıl aslında idare ediyor. Bunu bilmemiz lazım. Mesele nedir? Mesele 'İslâm dünyasında bir mezhep çatışması olsun ve İslam dünyası kendi içinde paramparça olsun.' Suriye'de, Irak'ta, Yemen'de Lübnan'da yaşanan görüntülerin gerisindeki en önemli sebebin mezhep fitnesi olduğunu biliyoruz."

"Suudi Arabistan’ın büyükelçiliğinin yakılıp yıkılması asla uluslararası münasebetler açısından kabul edilir bir yaklaşım değildir. Tasvip etmiyoruz demek o ülkelerin yönetimlerini de kurtarmaz. Gerekli tedbirleri aldın mı acaba? 47 kişi idama mahkûm edilmiştir. Doğru - yanlış ayrı mesele. Suudi Arabistan’da, İran’da bu müessese var. ABD’de de var. Ona kimse ses çıkarmıyor. Suudi Arabistan’da atılan adım iç hukuk bana göre. Tasvip edip etmemek ayrı bir konu. Mısır’daki idamlara karşı ey dünya neredesin? Bunlardan biri de Mursi’dir, seçilmiş Cumhurbaşkanı terörist miydi? Dünyanın sesi çıkmadı, tek konuşan biz olduk. İslâm’ı ve Müslümanları böyle bir zilletle karşı karşıya getirenleri Allah ıslah etsin."

Suudi Arabistan yönetimi, aralarında Şii din adamı Ayetullah Nemr'in de olduğu 47 kişiyi idam etmiş, bu durum İran ve Suudi Arabistan arasında krize neden olmuştu. Suudi Arabistan'ın İran'daki temsilciliklerine yönelik saldırılar meydana gelmişti.

Kaynak: Al Jazeera