Türkiye

Sabancı suikastı zanlısı yakalandı

Aydın Emniyeti Özdemir Sabancı suikastı zanlısı DHKP-C'li İsmail Akkol'un yakalandığını açıkladı. Akkol daha önce Yunan polisi tarafından yakalansa da Türkiye'ye iadesi reddedilmişti.

Konular: Türkiye
Yunanistan'da yakalanan İsmail Akkol, Türkiye'nin iade talebine rağmen serbest bırakılmıştı. [Fotoğraf: AFP]

Aydın Emniyet Müdürü Halis Böğürcü, Söke'de silah ve patlayıcılarla gözaltına alınan iki kişiden birinin Özdemir Sabancı suikastinin zanlısı DHKP-C'li İsmail Akkol, diğerinin de Fadik Adıyaman olduğunu söyledi.

Akkol daha önce Yunan polisi tarafından yakalansa da Türkiye'ye iadesi reddedilmiş ve serbest bırakılmıştı.

Akkol, 9 Ocak 1996'da Sabancı Holding Yönetim Kurulu Üyesi Özdemir Sabancı, Toyota-Sa Genel Müdürü Haluk Görgün ve başkanlık sekreteri Nilgün Hasefe'nin öldürüldüğü suikastın ardından yurt dışına kaçtı.  

Cephanelik bulundu

Aydın Emniyet Müdürü Halis Böğürcü, Söke'de yakalanan iki zanlıyla ilgili yazılı açıklama yaptı. Aydın Emniyeti'nin basın açıklamasında şu bilgiler yeraldı,

"Bu gün saat 10.50 sıralarında Söke İlçe Emniyet Müdürlüğü, Söke Otogarı'nda 64 AN 158 plakalı otobüse binerken durumundan şüphelenilen 'Hatice Çalışkan', 'Zeynel Abidin Gümüş' kimlikli kişilerin kontrollerinde ibraz ettikleri kimlik bilgilerinin tutarsız olduğu görüldü. Bunun üzerine ilçe emniyet müdürlüğüne götürülmek istendiğinde görevlilerimize direnerek 'Yaşasın özgürlük, devrimci direnişimiz' sloganı atmaları üzerine otobüste bulunan eşyalarıyla birlikte Söke Emniyet Müdürlüğü'ne götürüldü. Üzerlerinde ve seyahat ettikleri otobüsteki eşyalarında yapılan aramalarda bir RPG7 Roketatar, buna ait iki sevk fişeği, iki roket, üç el bombası, iki tabanca, 132 mermi, dört şarjör, patlayıcı madde olduğu değerlendirilen 100 gram beyaz toz. Bir tabla, elektrikli ısıtıcı, yağmurluk, 3 bin 195 lira, 135 Avro, ele geçirildi. Yapılan incelemede 'Zeynel Abidin Gümüş' sahte kimlikli kişinin gerçekte İsmail Akkol olduğu, 'Anayasal düzeni zorla değiştirmeye çalışmak' suçundan arandığı, Hatice Çalışkan sahte kimlikli kişinin Fadik Adıyaman olduğu ve 'Silahlı terör örgütüne üye olmak' suçundan arandığı tespit edildi."

Bu iki kişinin Yunan adalarından Didim'e denizden yasadışı yollarla geçtiği, buradan Söke'ye gelip büyük bir kente gitmek istediği anlaşıldı. Zanlıların varış hedefinin İzmir, İstanbul veya Ankara olduğu üzerinde duruluyor.

Sabancı suikastı ve İsmail Akkol'ün rolü

9 Ocak 1996’da, Sabancı Holding Yönetim Kurulu Üyesi Özdemir Sabancı, Toyota Sa Genel Müdürü Haluk Görgün ve başkanlık sekreteri Nilgün Hasefe İstanbul 4. Levent’teki Sabancı Holding’in 25’inci katında silahlı saldırıyla öldürüldü.

Suikastı düzenleyenlerin DHKP-C üyeleri Fehriye Erdal, İsmail Akkol ve Mustafa Duyar olduğu açıklandı.

Pazartesi günü Atina'da yakalanan ve suikastın 3 failinden biri olarak soruşturma dosyasında adı geçen İsmail Akkol, Emniyet kaynakları tarafından örgütün lojistik sorumlusu olarak nitelendiriliyor. Akkol, örgütün silahlı kanadının eğitiminden ve ekipman teminini sağlamakla görevli.

Sabancı suikastının güvenlik kamerası görüntülerinde, İsmail Akkol’un binaya girmediği anlaşıldı.

Akkol, Mustafa Duyar ve Sabancı Holding’e çaycı olarak sokulan Fehriye Erdal'ın cinayetlerden sonra bir araçla olay yerinden kaçırılmasını organize etti.

"Tetiği ben çektim"

Sabancı suikastının tetikçisi Mustafa Duyar mahkemedeyken.

Fehriye Erdal, önceden çalışmaya başladığı holding binasına Mustafa Duyar’ın girmesini sağladı. Mustafa Duyar, 22 Aralık 1996’da Suriye’de Türkiye’nin Şam Büyükelçiliği’ne teslim oldu.

Duyar, 31 Aralık 1996’da İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nde, “Tetiği ben çektim” dedi. Cinayetleri nasıl işlediğini olay yerindeki tatbikat sırasında ayrıntılarıyla anlattı.

"Devlet bana Mustafa Duyar’ı öldürttü"

Karagümrük çetesinin lideri Nuri Ergin (solda) ve kardeşi Vedat Ergin. [AA-Arşiv]

Tetikçi Mustafa Duyar ise 15 Şubat 1999'da Afyon Cezaevi’nde çıkan isyanda tabancayla öldürüldü. Karagümrük çetesinin lideri olan ve Nuriş lakabıyla bilinen Nuri Ergin, yine bir cezaevi isyanı sırasında pencereden kameralara seslenerek Mustafa Duyar’ı öldürdüğünü şu sözlerle anlatacaktı:

“Bu devlet bana Mustafa Duyar'ı öldürttü, ben öldürdüm. Şimdi canlı söylüyorum. Veli abiyi ara, Veli Küçük'ü ara. Bizi sor. Başka bir şey söylemiyorum. Allah'a emanet olun.”

Nuri Ergin’in, cinayet emrini Tuğgeneral Veli Küçük’ten aldığını açıkladığı bu sözleri, Ergenekon davasının delil klasöründe de yer aldı. Nuri Ergin daha sonra cezaevinden yazdığı mektuplarla talimat aldığını yalanladı.

"Konuşmak istedi, engellendi" iddiası

Gazeteci Can Dündar’ın açıklamalarına göre, Mustafa Duyar, suikastla ilgili konuşmak istemiş, Can Dündar da Adalet Bakanlığı’ndan röportaj izni istemişti. Can Dündar, röportaj talebinin, dönemin Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürü Ali Suat Ertosun tarafından ‘mevzuata aykırı olduğu’ gerekçesiyle engellendiğini yazdı.

Gazeteci Dündar’a göre, röportajı engelleyen Ertosun, Karagümrük çetesinin Afyon'a nakline izin verdi. Çete üyeleri Afyon'a geldikten iki hafta sonra Duyar'ı öldürdü.

Kaçtılar, kırmızı bültenle arandılar

DHKP-C üyesi Fehriye Erdal [AA-Arşiv]

Bir süre İstanbul’da saklanan ardından, Yunanistan, Bulgaristan, Almanya ve Fransa’yı dolaşan İsmail Akkol ve Fehriye Erdal Interpol tarafından kırmızı bültenle aranıyordu.

Fehriye Erdal, 1999’da Belçika’da kaldığı apartmanda yangın çıkınca sahte pasaportla yakalandı. Hangi ülkede yargılanacağı tartışma konusu oldu. Bir yıla yakın cezaevinde kaldıktan sonra serbest bırakıldı.

Erdal, 2000’de ev hapsine alındı ancak Mart 2006’da tekrar kayıplara karıştı. Eylül 2007’de Belçika’daki mahkeme sonuçlandı. Mahkeme, Türkiye'de işlediği suçlardan dolayı yargılanmasına kararı verdi.

Kaynak: Al Jazeera, DHA

Yorumlar

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Böylelikle, Topluluk Kuralları ve Kullanım Koşulları'na uygun olarak, yorumlarınızı kullanmak, yeniden kullanmak, silmek veya yayınlamak üzere tarafımıza geri alınamaz, herhangi bir kısıtlamaya tabi olmayan (format, platform, süre sınırlaması da dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) ve dünya genelinde geçerli olan ücretsiz bir lisans hakkı vermektesiniz.
;