Türkiye

Savaşın engelli mağdurları

Suriye’deki iç savaş 6 yıldır sürüyor. Savaş yüzünden kaç kişinin engelli kaldığı ise tam bilinmiyor. Engelli sığınmacıların sorunları da büyük. Savaş yüzünden Adana’ya göç eden Zekeriya ailesenin de çocuklarının ikisi savaş yüzünden engelli kaldı. Aile bir yandan fakirlikle mücadele ediyor, diğer yandan çocuklarının sağlığına kavuşması için çabalıyor.

Adana’nın dış mahallelerinden Doğankent’te bir evdeyiz. Evde neredeyse hiç eşya yok. Sadece sünger şilteler, eski bir halı ve kömür sobası... Evde oturan Suriyeli Yahya Ebu Zekeriya’nın, yaşları 6 ile 15 arasında değişen beş çocuğu var. İkisi, savaş sırasında yaralandıkları için engelli durumda. Ebu Zekeriya, IŞİD, rejim ve koalisyon güçlerinin çatışma halinde olduğu Deyrizor kentinden:

“Bizim yaşadığımız bölge çok sıkıntılı. Kent defalarca IŞİD ve rejim güçleri arasında el değiştirdi. Varil bombaları, top ve havan saldırıları… Siviller iki ateş arasında perişan oldu. 2013 yılında, çatışmalarda yaşamını yitiren bir akrabamızın cenazesindeyken çocuklarım evde yalnızdı. Bir top mermisinin evimize düşmesi sonucu şu iki kızım sakat kaldı.”

Şu anda 8 yaşında olan Şehed’in belden aşağısı tutmuyor. Top mermisinin şarapneli sırtına isabet ederek omuriliğine ve oradaki sinirlere büyük hasar verdi. Tedavisi Suriye’de mümkün olmadığı için önce Şanlıurfa’ya, sonra da Diyarbakır’da tedavi edildi.

Aynı olayda, top mermisinden fırlayan bir diğer şarapnel ablası Rama’nın sağ bacağını, diz altından parçaladı. Şu anda 14 yaşında olan genç kızın bacağında 7 santimetrelik bir kayıp var. Rama’nın ilk tedavisi Suriye’de yapılsa da devam eden iltihap ve yaşı ilerledikçe artan deformasyon, yaşamını her geçen gün daha da zor hale getiriyordu.

Evlerinin bahçesine düşen bir top mermisi Ebu Zekeriya ailesinden iki kişiyi tekerlekli sandalyeye bağımlı hale getirdi. [Fotoğraf: Al Jazeera]

Engelli çocuklarının tedavisi için engelli yolculuk

Aile tedaviler sırasında Suriye’ye gidip gelse de artık Adana’da yerleşmiş durumda. Baba Ebu Zekeriya, kızlarının tıbbi gereksinimleri için Türkiye’ye geldiklerini anlatıyor:

“En basit tıbbi gereksinimlerin bile karşılanamadığı Deyrizor’da koşullar her geçen gün daha da zorlaştı. Kızım Şehed, felç nedeniyle mesanesindeki idrarı boşaltamıyordu. Bu da başka sorunları tetikliyordu. Doktorlar, gerekli tedavi olmazsa, kızımın böbreklerini kaybedebileceğini söyledi. Elimizde, avucumuzda ne varsa sattık ve Türkiye yoluna koyulduk. IŞİD çıkmamıza izin vermiyordu. Onlarla tartıştığım için beni hapse bile attılar. Sonunda, tedavi gereksinimi olan kızlarıma izin verdiler. Eşimi ve diğer üç çocuğumu, ateş altındaki cephe hattından kaçak olarak çıkardım.”

Ebu Zekeriya ve ailesinin, Türkiye’ye kuş uçuşu 160 km olan Deyrizor’dan sınıra ulaşması tam 8 ay sürmüş. Ebu Zekeriya, muhalifler, IŞİD ve rejim denetimindeki bölgeler arasında kaçakçılar yardımıyla seyahat ettiklerini anlatıyor. Türkiye’ye giriş için, engelli iki çocuğu ve kendisiyle eşine izin verildiğini söyleyen Suriyeli baba,  diğer üç çocuğunun, ancak kaçak yollarla kendilerine katıldığını anlattı.

İki kızı Suriye'de savaş nedeniyle engelli olan Yahya Ebu Zekeriya, çocuklarının tedavisi için Türkiye'ye kaçtı. [Fotoğraf: Al Jazeera]

Hayat onlara daha zor

Ebu Zekeriya ailesi, Türkiye’de yaşayan ve sayıları üç milyona ulaşan diğer Suriyeli ailelere benzer sıkıntılarla boğuşuyor. Maddi ve hukuki sorunlar bunların başında geliyor. Ancak evin özel ilgiye muhtaç iki engelli çocuğu, Ebu Zekeriya’ı daha da güç koşullarla baş etmeye zorluyor:

“Türkiye benim çocuklarımı tedavi etti. Şehed, ölümden döndü. Hâlâ tedavilerini Türkiye karşılıyor. Bunu inkâr edemem, hiçbir zaman unutmam ve minnettarım. Ama onun dışındaki her şey benim sırtımda. Eşimin ve kızların ne kadar altını varsa sattık. Yolda kaçakçılara verdiklerimizden kalanlarla oturduğumuz evi yıllık 5 bin liraya tuttum. Üzerinde oturduğumuz süngerler sahip olduğumuz tek mobilya. Şehed’in idrarını boşaltmak için özel bir hortum var. Tek kullanımlık ve fiyatı da oldukça yüksek. Altına kaçırdığı için bez masrafımız da var. Onları hastaneye götürüp getirmek bile bana maddi yük. Kızım Şehed bir yere gidemiyor. Ablası da öyle. Hep evdeler. Hastaneden eve, evden hastaneye. Başka da bir yere gidemiyorlar.”

Kızların bakımıyla anneleri Emine Ebu Zekeriya ilgileniyor. Çocuklarının durumuna üzülüyor ama Suriye’de yaşayanların çok daha kötü durumda olduğunu söylüyor:

“Uçaklar bombalıyor, iki, üç ev isabet alıyor. Çocuklar ölüyor, kadınlar ölüyor. Benim kızlarım gibi hayatta kalanlar da oluyor. Parçalanıyorlar. Ayaklarını, ellerini kaybediyorlar. Ömür boyu engelli oluyorlar. Bunlar münferit olaylar değil. Yüzlercesi yaşanıyor.”

Şarapnelle sağ bacağı kısalan Rama'ya Türkiye'de kemik nakli yapılıyor. Bu tedavilerin Suriye'de gerçekleştirilmesi imkansız. [Fotoğraf: Al Jazeera]

Adana’dan uzanan yardım eli

Adana Genç Engelliler Spor Kulübü, 2005 yılından bu yana faaliyet gösteriyor. Kendisi de engelli olan, kulübün başkanı ve kurucusu Celal Karadoğan, Suriyeli engellilere de ulaşmaya çalışıyor. Yahya Ebu Zekeriya ile tanışması, Suriyeli sığınmacının kızları için de bir dönüm noktası oldu.

Bütün günlerini eve kapanarak geçiren Şehed ve ablası Rama, Genç Engelliler Spor Kulübü’nün düzenlediği etkinlikte oldukça mutlu görünüyor. Şehed, Spor Kulübünün bahçesinde, tekerlekli sandalyesinin üzerinde, diğer arkadaşlarıyla oynuyor:

“Buraya gelmeyi seviyorum. Henüz Türk arkadaşım yok ama gene de güzel. Mahallemizde yollar bozuk ve etrafta gidecek bir park yok. Zaten arkadaşım da yok. Burası hem güzel hem de eğlenceli.”

Ebu Zekeriya, diğer çocuklarla oynayan kızını tebessümle izliyor:

“Allah razı olsun. Buraya gelince kızlar biraz hava değiştirmiş oluyor. Yaklaşık bir aydır kulüp bize yardım ediyor. Arabalarıyla bizi evden alıp hastaneye götürüyorlar. Hastaneden iletişim kurmakta zorlanıyorduk. Kulüp bize tercüman temin etti. Türkiye’de devlet dışında bize yardım eli uzatan tek yer burası oldu. Kulüp kızlarımın tıbbi malzeme ihtiyaçlarını da karşıladı.”

Sadiye Hamed, beyin felci olan beş yaşındaki kızıyla aylarca çadırda yaşadı. Üstelik bir tekerlekli sandalyesi bile olmadan. [Fotoğraf: Al Jazeera]

Bazıları da doğuştan engelli

Adana Genç Engelliler Spor Kulübü’nün bahçesinde bir başka Suriyeli anne dikkatimizi çekiyor. Sadiye Hamed’in iki kızı var. Doğuştan serebral palsili (beyin felci) olan büyük kızı Zehra henüz beş yaşında. Sadiye Hanım’ın üç yetim üvey oğlu da var. Beş çocuklu aile uzun süre çadırda yaşadı. Kulüp, aileye ev, Zehra’ya da tekerlekli sandalye buldu.

Anne Sadiye Hamed, savaş nedeniyle, doğuştan engelli Suriyelilerin daha da zor duruma düştüğünü söylüyor:

“Kızım doğuştan engelli. Bedensel engelleri ve konuşma zorluğu var. Kızımın özel eğitime ve bakıma ihtiyacı var. Savaş koşulları nedeniyle Suriye’de çok zorluk çektik. Kızımın tedavisi için Türkiye’ye gelmek zorunda kaldık.”

"En büyük sorun bilinmemeleri"

Genç Engelliler Spor Kulübü Başkanı Celal Karadoğan Suriyeli sığınmacılar arasındaki engelli oranının yüksek olduğunu söylüyor:

“Akraba evliliklerinin yaygın olması ve temel sağlık hizmetlerinin yetersizliği nedeniyle, Suriye’de doğuştan engellilerin sayısı zaten yüksek. Bunun üzerinde bir de savaş mağduru engellileri koyduğumuzda sayı ciddi boyutlara ulaşıyor. Engelli nüfusun büyük bir bölümünü de çocuklar oluşturuyor. Ağaç yaşken eğilir. Bu çocuklara erken yaşta bazı eğitimler ve tedaviler uygulanmazsa, ileride ne kadar çok para ve emek harcarsanız harcayın, bir daha onaramayacağınız sorunlara yol açar.”

Celal Karadoğan, savaş nedeniyle engelli olan sığınmacılara yardım için uluslararası kuruluşların da elini taşın altına koymasını istiyor.

Kısıtlı Kulüp imkânları ile çevresindeki Suriyeli ailelere ulaşmaya çalışan Karadoğan, sorunun boyutlarının devlet imkânlarını da aştığını ve uluslararası ortak bir desteğin şart olduğunu düşünüyor:

“Şu anda sığınmacılar arasındaki engelli sayısını kesin olarak bilmiyoruz. Suriye ve Irak’taki savaş koşulları düşünüldüğünde sivil yerleşim bölgelerindeki insanlar bu şiddet olaylarından doğrudan zarar görüyor. Siviller arasındaki vakalar çok yaygın. Binlerce Suriyeli Avrupa’ya kaçtı. Engelli bireyler, botlarla denizlerin aşıldığı, kilometrelerce zorlu arazi koşullarının yürünerek kat edildiği bu yolculuklara çıkamıyor tabii. Dolayısıyla engelli Suriyeli sığınmacıların Türkiye’den sonra gidebilecekleri bir yer de yok, ülkemizde kalıyorlar. Bütün bunları düşündüğümüzde ortaya çıkacak sayı çok büyük. Binlerce özel bakıma muhtaç insanın ihtiyaçlarını yalnızca Türkiye’nin karşılamasını beklemek te gerçekçi olmaz. Batı ülkelerinin ve başta Birleşmiş Milletler olmak üzere uluslararası örgütlerin elini taşın altına koyması gerekiyor.”

Çatışma bölgelerinde engellilik oranı artıyor

Dünya Sağlık Örgütü’nün ‘Dünya Engellilik Raporu’na göre dünya nüfusunun %15’i hafif ya da ağır engelli. Bu oran çatışma ortamlarında %18-20’ye ulaşıyor. 6 yıldır çatışmaların sürdüğü Suriye’de bu oranın ne kadar olduğu ise tam olarak bilinmiyor.

Türkiye, 3 milyonu aşan sayıları ile dünyada en çok Suriyeli sığınmacıya ev sahipliği yapıyor. Suriye’nin en büyük kenti Halep ve kuzey kırsalındaki çatışma bölgelerinde meydana gelen ciddi yaralanmaların tek tedavi adresi de Türkiye. Bu kurbanların büyük çoğunluğu, tedavi sonrası uzuv veya işlev kaybına uğrayarak engelli durumuna düşüyor.

İstanbul’da geçtiğimiz Şubat ayında, Destekli Yaşam Strateji, Araştırma ve Uygulama Merkezi (DEYSAM)’nin organize ettiği zirve sonucunda “Savaş Mağduru Engelliler Uluslararası İşbirliği Teşkilâtı” kuruldu. Teşkilâtın ilk görevi Türkiye’deki engelli sığınmacı sayısını ve ihtiyaçlarını belirlemek olacak. 

Kaynak: Al Jazeera 

Muhabirimize ulaşmak için: Can.Hasasu@aljazeera.net

Twitter'dan takip edin: @can_hasasu

Yorumlar

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Böylelikle, Topluluk Kuralları ve Kullanım Koşulları'na uygun olarak, yorumlarınızı kullanmak, yeniden kullanmak, silmek veya yayınlamak üzere tarafımıza geri alınamaz, herhangi bir kısıtlamaya tabi olmayan (format, platform, süre sınırlaması da dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) ve dünya genelinde geçerli olan ücretsiz bir lisans hakkı vermektesiniz.
;