Görüş

Türkiye IKBY'deki kriz için ne yapabilir?

"Barzani'nin görev süresinin üçüncü kez uzatılmasıyla çıkan kriz bölge için ciddi bir tehdit. Üstelik bu yaşananlar, Türkiye'nin milli güvenlik menfaatlerini de riske atıyor. Ankara, bir uzlaşmaya varmak için Barzani ve diğer Kürt gruplara dengeli bir baskı uygulayabilir." IKBY'deki Türk-Kürt Araştırmaları Merkezi'nin başkanı Othman Ali Al Jazeera için yazdı.

Konular: Türkiye-Irak ilişkileri, Ortadoğu, Mesut Barzani
IKBY Başkanı Mesud Barzani'nin 19 Ağustos'ta dolan görev süresi Adalet Bakanlığı kararıyla üçüncü kez uzatıldı. [Fotoğraf: Reuters-Arşiv]

Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY), demokrasinin, hızla gelişen ekonominin ve istikrarın kalesi olarak görülüyor, hatta kimileri tarafından "Diğer Irak" adıyla anılıyordu. George W. Bush ve Barack Obama başkanlığındaki Amerikan hükümetleri, IKBY'nin başarılarından övgüyle bahsediyordu.

İran'ın arzusu, Barzani'nin bu krizden zayıflamış olarak çıkması; zira böyle olursa, Barzani'nin, IKBY'nin Tahran yanlısı Suriye ve Irak ile işbirliği yapmasını isteyen İran'a boyun eğeceği düşünülüyor.

Ancak son iki ayda, Mesud Barzani'nin IKBY Başkanı olarak üçüncü kez görev süresinin uzatılması ekseninde yaşanan olaylar krize neden olurken, bölge için ciddi sonuçlar doğuracak bir tehdit oluşturuyor. Bölge, 2005'ten bu yana Türkiye'nin milli güvenlik menfaatleri açısından stratejik bir önem kazanırken, son yaşananlar bu menfaatleri riske atmış durumda.

Krizin arka planı

Kriz, 19 Ağustos 2015'te görev süresi dolan Barzani'nin istifa etmemesi sonucu patlak verdi. Bu meydan okumanın başını çeken ise, belli başlı diğer Kürt grupların da desteğini alan ve bölge meclisinde en yüksek ikinci sandalye sayısına sahip olan Gorran (Değişim Hareketi). Bu Barzani karşıtı hareket, geçtiğimiz Ağustos ayında mecliste çoğunluk oluşturmayı başararak Barzani'yi koltuğundan etmek için önerge verdi. Bunu Barzani'yi iktidardan indirmeye yönelik İran destekli bir darbe olarak değerlendiren Kürdistan Demokrat Partisi (KDP), Barzani'nin başkanlığı konusunun mutabakat usulüyle ve parlamento dışında ele alınmasında ısrarlı.

Eylül ayı başında bölgede gösteriler başladı. KDP büroları yakıldı; çok sayıda partili öldürüldü ya da yaralandı. KDP ise bu olanlara kabinede görevli dört bakanı görevden alarak ve Gorran üyesi meclis başkanı Yusuf Muhammed'in Erbil'e girişini yasaklayarak yanıt verdi. Parti, bürolarının yakılmasından büyük ölçüde Gorran'ın sorumlu olduğunu ve meclis başkanının göstericileri kınamadığı için güvenilirliğini kaybettiğini söylüyor.

Tüm bu iddiaları reddeden Gorran ise insanların yozlaşmış bir hükümete karşı meşru protesto haklarını kullandıklarını ileri sürüyor.

Olası neticeler

Irak uzmanı Joel Wing'e göre, 'bu oyun nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın' Barzani muhtemelen IKBY başkanı olarak kalacak. Şayet tartışmayı KDP kazanırsa, Barzani de muhalifleri yatıştırmak için bazı göstermelik reformları yapmayı kabul edecektir.

KDP'nin hamlelerini meclise karşı bir darbe olarak nitelendiren Yusuf Muhammed, gazetecilere verdiği bir demeçte, "dün ve bugün yaşananların, Kürdistan'daki siyasi süreç açısından tehlikeli bir gelişme olduğunu" söyledi. IKBY'nin imajı ağır darbe almış durumda ve bunun siyasi ve ekonomik anlamda çok ciddi sonuçları olacaktır.

KDP, hükümeti Gorran'lı bakanlar olmadan yürütmekte kararlı. Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) Gorran'dan yana çıkarsa, IKBY'nin bölünmesi muhtemel. Bu gerçekleşirse, bölge 1990'lara, yani kuzeyde KDP'nin, güneyde de KYB'nin olduğu duruma geri döner. Bu durumsa İran'ın hoşuna gidecektir. Zira Tahran, bu sayede her iki tarafı da manipüle edip, IKBY'yi İran hakimiyetindeki Bağdat hükümeti karşısında zayıf düşürebilir.

Bu değişken durum, aynı zamanda PKK'ya manipülasyon yaratarak Güney Kürdistan'daki etkisini arttırma fırsatı sunar.

Türkiye, IKBY'ye doğru önemli bir girişimde bulunmalı. Barzani'nin desteklenmesi gerek, ama koşulsuz bir destek şart değil. Ankara, uzlaşmaya varmak için Barzani ve diğer Kürt gruplara dengeli bir baskı uygulayabilir.

Aslına bakılırsa, KDP'nin Gorran'ın hamlelerine yönelik hızlı ve sert tepkisinin ardında, kuzeyde Kandil'de PKK, batıda PKK yanlısı Rojava rejimi ve güneyde yine PKK taraftarı bir KYB-Gorran ittifakı ile kuşatılmış olduğu hissi var. PKK, Kürdistan bölgesinde, özellikle de geleneksel olarak Barzani'nin hakimiyet alanı olan batıdaki Sincar'da Yezidiler arasında nüfuzunu giderek arttırırken, birçokları burada yakın zamanda muhtemelen Türkiye'nin de dahil olacağı bir çatışma olmasını bekliyor.

Kimi analistler, Barzani'nin iktidarda kalma konusundaki direncini, IŞİD'e karşı verilen savaşta vazgeçilmez olduğunun farkında olmasına bağlıyor. ABD'li ve İngiliz yetkililer ve BM'nin Irak özel temsilcisi de krizin başından beri aynı fikirde ve Barzani'nin görevde kalması gerektiğinin altını çiziyorlar.

İran da krize derinlemesine müdahil olmuş durumda. Tahran'ın bu durumun ne denli içinde olduğu, Barzani'yi başkanlıktan indirmeye ilişkin önerge tartışılırken İran konsolosunun alışılmadık bir biçimde bölge meclisini ziyaret etmesinden belliydi. İran'ın arzusu, Barzani'nin bu krizden zayıflamış olarak çıkması; zira böyle olursa, Barzani'nin, IKBY'nin Tahran yanlısı Suriye ve Irak ile işbirliği yapmasını isteyen İran'a boyun eğeceği düşünülüyor. Esasen Amerikalı köşe yazarı Armstrong Williams da Washington Times için kaleme aldığı bir analizde, Barzani'nin İran'ın kara üzerinden Esed rejimine silah ve başka malzemeler göndermesine ısrarla izin vermediğini yazıyor.

IKBY'deki olayların gidişatı, bölge ülkeleri içinde en çok Türkiye'yi etkileyecek. Ankara, IKBY'ye zaten siyasi ve ekonomik açıdan büyük yatırım yapmış durumda. Barzani, Türkiye'nin Irak ve Suriye'deki dış politikasında önemli rol oynuyor. Irak, AB'den sonra Türkiye'nin en büyük ikinci ticaret ortağı konumunda ve bu ticaretin çoğunluğu da IKBY ile yapılıyor. Rojava'da son yaşanan olumsuz gelişmeler ve PKK ile artan çatışmalar düşünülecek olursa, Türkiye, Kürtler arasındaki tek ılımlı gücü ve müttefiki kaybetmeyi göze alamaz.

Dahası, zayıflamış bir KDP, İran yanlısı Şii milisleri de Musul ve Kerkük'e nihai bir saldırıda bulunmaları yönünde cesaretlendirir. Bu da hem Türkiye'nin, hem de Iraklı Türkmenlerin bölgedeki menfaatlerine zarar verir. İran yanlısı milislerin iki kente saldırı için halihazırda 18 bin civarında Şii Türkmeni eğittiğinin altını çizmekte fayda var.

Türkiye, IKBY'ye doğru önemli bir girişimde bulunmalı. Bu hamle birçok farklı şekilde olabilir. Barzani'nin desteklenmesi gerekiyor, ama bunun koşulsuz bir destek olması şart değil. Ankara, bir uzlaşmaya varmak için Barzani ve diğer Kürt gruplara dengeli bir baskı uygulayabilir. 1990'larda Kürtler arasında yaşanan savaşta ABD, daha sonradan '1998 Washington formülü' adı verilen bir hamle ile, KYB ve KDP arasındaki kanlı çatışmayı sona erdirdi. Türkiye'nin de kendi barış açılımını başlatması gerekiyor. Bölgeye krizin yönetimi konusunda bir takım yetkilerle donatılmış üst düzey bir heyet ya da özel bir temsilci gönderebilir.

Bununla birlikte, Türkiye'nin öncelikle Gorran'dan üst düzey bir heyeti Ankara'ya davet ederek bu hareketle arasındaki buzları eritmesi gerekiyor. Bu anlamda, Türkiye'den gelecek acil bir ekonomik yardım paketi, akut bir ekonomik krizin pençesinde kıvranan bölgede etkili bir teşvik unsuru olabilir. Bu ayrıca Türkiye'nin IŞİD'in ilk saldırıları sonrasında takındığı etkisiz tutumun bölgede bıraktığı negatif imajı da düzeltecektir.

Dr. Othman Ali, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'nin başkenti Erbil'de bulunan Türk-Kürt Araştırmaları Merkezi Başkanı.

Bu makalede yer alan görüşler yazara aittir ve Al Jazeera’nin editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Othman Ali

Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'nin başkenti Erbil'deki Türk-Kürt Araştırmaları Merkezi'nin başkanı ve Sakarya Üniversitesi Ortadoğu Enstitüsü öğretim görevlisi. Devamını oku

Yorumlar

Bu sitede yer alan içerikler sadece genel bilgilendirme amacı ile sunulmuştur. Yorumlarınızı kendi özgür iradeniz ile yayınlanmakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üstlenmektesiniz. Böylelikle, Topluluk Kuralları ve Kullanım Koşulları'na uygun olarak, yorumlarınızı kullanmak, yeniden kullanmak, silmek veya yayınlamak üzere tarafımıza geri alınamaz, herhangi bir kısıtlamaya tabi olmayan (format, platform, süre sınırlaması da dahil, ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) ve dünya genelinde geçerli olan ücretsiz bir lisans hakkı vermektesiniz.
;